Gündem Geçer, Ağrı Kalır: Asıl Mesele Hazırlıklı Olmak
Prof. Dr. Faruk Kaya
Dünya birkaç haftadır Doğubayazıt'ı konuşuyor. Durupınar Formasyonu'ndaki 2026 saha çalışması ulusal ve uluslararası basında geniş yankı uyandırdı. Numuneler laboratuvarda inceleniyor; yayımlanmış ve doğrulanmış bir sonuç henüz yok. 2026 ekibinde yer almayan, ancak Ağrı Dağı ve Nuh anlatısı üzerine yıllardır çalışan, bu konuda sempozyumlar düzenleyen, kitaplar ve makaleler yazan bir akademisyen olarak sabır ve bilimsel yönteme saygı çağrısı yapıyorum.
Asıl soru ise şu: Ağrı Dağı, 1829’daki ilk tırmanıştan günümüze, Hz.Nuh anlatısına ilişkin arama ve araştırmaların da etkisiyle farklı dönemlerde ulusal ve uluslararası basının ilgisini çekti. 1959’da Durupınar Formasyonu’nun gündeme gelmesiyle birlikte bu ilgi yeni bir boyut kazandı ve sonraki yıllarda gerçekleştirilen çeşitli çalışmalarla defalarca yeniden dünya gündemine taşındı. Ancak bütün bu ilgi, bugüne kadar bölgeye kalıcı ve sürdürülebilir bir ekonomik fayda olarak yeterince yansımadı. Bugün Ağrı hâlâ kişi başına gelir bakımından Türkiye’nin en alt sıralarında yer alıyor; kişi başına gelir ülke ortalamasının yüzde 40’ının altında. Yıllardır oluşan bu ilgiyi kalıcı bir değere dönüştürememek, bölge açısından önemli bir fırsat kaybı oldu. Artık aynı fırsatı bir kez daha kaçırmamak için vakit kaybetmeden harekete geçmeliyiz.
Bugün Ağrı Dağı’na tırmanmak ve Durupınar’ı ziyaret etmek ücretsiz. Paket turlarda Ağrı çoğu zaman uzun bir rotanın yalnızca bir durağı olarak kalıyor. Ziyaretçi birkaç saat kalıp geçerse, konaklama, yemek, rehberlik ve yöresel ürünlerden elde edilecek gelir bölgeye yeterince yansımıyor. Gelir, ilginin kendisinden değil, kalış süresinden doğar. Hedefimiz, Ağrı ve Doğubayazıt’ı bir geçiş noktası olmaktan çıkarıp bir varış noktasına dönüştürmek olmalı.
Bu ölçekte bir dönüşüm yerel imkânlarla tek başına yürütülemez; devletin öncülüğü şarttır. Kendi hikayesiyle Dünya gündeminde yer alan ve markalaşan Ağrı Dağı ve çevresi için, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın öncülüğünde, yeni bir Ağrı Dağı ve Çevresi Turizm Master Planı hazırlanmalı. Plan, sahada yürütülecek çalışmalara dayanmalı, bu alanda uzman, çok disiplinli ekiplerce hazırlanmalı. Alt ve üst yapı yatırımlarını bir takvime bağlamalı; kamu yatırımlarını ve özel sektör destekli turizm yatırımlarını birlikte hızlandırmalı:
Erişim ve altyapı: Ulaşım bağlantıları, sefer sıklığı, enerji, su ve atık yönetimi, ziyaretçi karşılama noktaları.
Konaklama: Pansiyondan butik otele, üst segment (beş yıldızlı dahil) otellere kadar çeşitli ve nitelikli kapasite. Yatırımlar koruma alanlarının dışında kalmalı, yerel istihdam ve yerel tedarik öne çıkmalı.
Deneyim Merkezi: Koruma altındaki sahanın dışında, bilimi ve inancı birbirine karıştırmadan, farklı inançlara saygılı ve kapsayıcı bir yaklaşımla Ağrı Dağı ve Nuh anlatısını ele alan bir Ağrı Dağı ve Nuh Anlatısı Deneyim Merkezi oluşturulmalıdır. Merkezde, 1829 yılında Ağrı Dağı’na gerçekleştirilen ilk tırmanışla birlikte başlayan ve 1959 yılında Durupınar Formasyonu’nun gündeme gelmesiyle devam eden, Hz. Nuh anlatısına ilişkin araştırma ve arama çalışmalarının Ağrı Dağı ve Durupınar Formasyonu olmak üzere iki farklı saha üzerinden nasıl devam ettiği kronolojik olarak ortaya konulmalıdır. Bu süreçte ileri sürülen iddialar, gerçekleştirilen araştırmalar ve elde edilen bulgular, bilimsel çalışmalar ve kaynaklarıyla birlikte ziyaretçilere sunulmalıdır.
Tek rota, çok günlük deneyim: Ağrı Dağı, Durupınar, İshak Paşa Sarayı, Ahmed-i Hani'nin düşünce ve edebiyat mirası, Meteor Çukuru, Doğubayazıt Sazlığı'nda kuş gözlemi, Taşlıçay'da Balık Gölü, Diyadin'de kanyon ve termal kaynaklar, Meya ve Biligan mağaraları ile yöresel mutfak, tek bir kültür, inanç ve doğa rotası olarak kurgulanmalı. Böylece ziyaretçi bir günlük uğrak değil, birkaç günlük bir deneyim yaşar.
Dijital tanıtım ve bilimsel toplantılar: Üç boyutlu modeller ve sanal deneyimlerle ziyaretçiyi daha gelmeden hikâyenin parçası yapan dijital tanıtım; yıllardır düzenlenen uluslararası sempozyum geleneğinin güçlendirilmesi.
İnsan kaynağı ve bilgi standardı: Eğitimli rehberler, "iddia" ile "doğrulanmış bilgi" ayrımını yapan yorum levhaları, kesinlik izlenimi veren pazarlamayı önleyen ilkeler.
Yerel değer zinciri: Pansiyonculuk, yöresel ürün, el sanatları, rehberlik ve istihdam.
Koruma: Ziyaretçi kapasitesi, sahanın izinsiz kazıdan ve aşırı baskıdan korunması, Milli Park, doğal sit ve Diyadin Kanyonu gibi koruma statülü alanların kurallarına uyum.
Yerel yöneticilerimize, milletvekillerimize, meslek odalarımıza, derneklerimize ve üniversitelerimize düşen görev; bu sürece sahip çıkmak, gerekli bilgi ve verileri sağlamak, bilimsel çalışmaları desteklemek ve yerel ölçekte katkı sunmaktır. İlgili tüm kurumlara çağrım şudur: Ağrı Dağı ve Hz.Nuh Anlatısı’nı bütüncül bir destinasyon olarak ele almalı; gerekli planlamaları yaparak yatırımların ve çalışmaların hızlandırılmasına öncülük etmeliyiz.
Laboratuvar sonuçları hangi yönde çıkarsa çıksın, Ağrı Dağı da Durupınar Formasyonu da yerinde durmaya devam edecektir. Asıl mesele, bilimsel araştırmaların sonucunun ne olacağını bugünden ilan etmek değil; dünyanın bu eşsiz doğal, kültürel ve inanç mirasına yönelebilecek ilgisine ne ölçüde hazır olduğumuzu sorgulamaktır.