Orhan Tatlı

GİTMEK İÇİN GÜN SAYANLAR

Orhan Tatlı

WhatsApp

AĞRI KARAKÖSE HABER WhatsApp Kanalını Takip Et

En güncel haberler için bizi WhatsApp kanalımızdan takip edin!

WhatsApp TAKİP ET

Ağrı kimin şehri?
Bir şehir düşünün…

Gelenlerin kalmaya değil, gitmeye gün saydığı; daha ilk günden gözünün kapıda, aklının geride bıraktığı hayatında olduğu bir şehir…
İşte o şehir, Ağrı,

Öylesine mahzun, öylesine mağdur bir şehir ki bazen burada görev yapanların bile ailelerini getirmeye cesaret edemediği, geleceğini burada kurmayı düşünmediği bir şehir hâline geliyor. Peki, insanın aklı sürekli gitmekteyse, kendisini o şehre ne kadar adayabilir? Bir yere geçici bir durak gözüyle bakan, oranın derdini ne kadar anlayabilir? Yokluğunu hissetmediği bir şehrin eksiğini nasıl görebilir?
Elbette kimseye bir şehirde ömür boyu kalacaksın diyemeyiz. Herkesin bir hayatı, ailesi, hayalleri ve tercihleri var. Ancak mesele gitmek değil; gitmeyi düşünürken bile geride bıraktığın şehre ne kattığındır.

Çünkü Ağrı, birilerinin özgeçmişinde kısa bir görev süresi, tayin beklerken geçirilen birkaç yıl ya da kariyer basamaklarında bir sonraki adıma geçmek için kullanılan bir durak olmamalıdır.

Ağrı'nın meselesi yalnızca yolları, kışı, coğrafi uzaklığı veya imkânlarının sınırlı olması değildir. Asıl mesele, bu şehre ne kadar gönül verildiği, burada yaşayan insanların ne kadar anlaşıldığı ve şehrin geleceği için ne kadar sorumluluk alındığıdır.
Bir şehri tanımak için yalnızca makam odasından bakmak yetmez. Kışın ayazında sokaklarında yürümek, köylerinin yollarını görmek, ilçelerindeki insanları dinlemek, bir annenin geçim derdini, bir gencin iş bulma umudunu, bir çocuğun geleceğe dair hayalini anlamak gerekir.

Ağrı'yı tanımak, Ağrı'nın yokluğunu hissetmektir.

Bir de bu şehri yalnızca kazanç kapısı olarak görenler var. Buradan para kazanan ama buraya yatırım yapmayı düşünmeyenler… Bu topraklarda yıllarını geçiren ama şehre kalıcı bir eser bırakmayanlar.. Ağrı'yı yalnızca bir geçiş güzergâhı olarak görenler… Bir de uzaktan bakıp bu şehrin gerçeklerini görmezden gelenler...

Oysa bir şehre bağlılık, o şehirden ne kazandığınızla değil, ona ne kattığınızla ölçülür.
Peki, Ağrı kimin şehri?
Ağrı, yalnızca burada doğanların mı? Burada yaşayanların mı? Burada görev yapanların mı?
Hayır. Ağrı, kalbinde Ağrı olanların şehridir.

Bu şehrin kışı da bizim, uzaklığı da bizim. Bu şehrin yedi ilçesi, yüzlerce köyü, dağı, ovası, sevinci ve hüznü de bizim. Şartlar ne kadar zor olursa olsun, bu şehrin yükünü omuzlamayı görev bilenlerin şehridir Ağrı.

Ağrı'yı sevmek, sosyal medyada uzun uzun cümleler kurmakla, güzel fotoğraflar paylaşmakla ya da şehre duyulan sevgiyi büyük harflerle yazmakla olmaz. Gerçek sevgi, imkân varken elini taşın altına koymakla, yetki varken çözüm üretmekle, kazanç sağlarken şehre de kazandırmakla ortaya çıkar.

Bir bürokratın geride bıraktığı kalıcı hizmette, bir iş insanının yaptığı yatırımda, bir yöneticinin aldığı sorumlulukta, bir vatandaşın bu şehir için gösterdiği çabada kendini belli eder.

Kimse Ağrı'da yaşamak zorunda değil. Kimse burada kalmaya mecbur da değil. Ancak bu şehirde görev alıyorsanız, burada kazanç sağlıyorsanız veya bu şehrin imkânlarından faydalanıyorsanız, geride bir iz bırakmayı da düşünmelisiniz.
Çünkü şehirler yalnızca binalarla, yollarla ve makamlarla büyümez. Şehirleri büyüten, oraya inanan ve orası için mücadele eden insanlardır.

Belki Ağrı'nın en büyük ihtiyacı yeni projelerden önce, bu şehre gerçekten inanmış insanlardır. Buraya geçici bir görev yeri olarak değil, sorumluluk üstlenilmesi gereken bir memleket olarak bakanlardır.

Ve belki de artık kendimize şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:

Ağrı'dan ne zaman gideceğimizi mi hesaplıyoruz, yoksa Ağrı için ne yapabileceğimizi mi düşünüyoruz?
Çünkü bazıları bir şehirde yıllarca kalır ama geride hiçbir iz bırakmaz. Bazıları ise kısa bir süre kalır, yaptığı hizmetle yıllarca hatırlanır.
Mesele kalış süresi değil, gönülden verilen emektir.

Unutmayalım…

Ağrı, gitmek için gün sayanların değil, Ağrı için güzel günlerin hayalini kuranların şehridir.
Ve sizler koca koca yazılarla Ağrı'yı ne kadar sevdiğinizi anlatabilirsiniz. Ama gerçek sevgi, kelimelerde değil, kalptedir. Kalpte olan sevgi ise mutlaka bir gün hizmete dönüşür.

Çünkü Ağrı'nın ihtiyacı, burada bulunmayı değil, burada olmayı isteyen insanlardır.

Yazarın Diğer Yazıları