Halil Yılmaz

Kırmızı Öküzün Kavalı

Halil Yılmaz

WhatsApp

AĞRI KARAKÖSE HABER WhatsApp Kanalını Takip Et

En güncel haberler için bizi WhatsApp kanalımızdan takip edin!

WhatsApp TAKİP ET

Geçmiş zamanların birinde, elindeki kavalıyla nam salmış bir çoban varmış.

Kavala üflediği anda sürü, büyüleyici bir havaya girermiş.

Büyükbaş hayvan sürüsü bile kavalın sesiyle koyun sürüsünden farksız olur; uyum içerisinde yayılır, toplanır, yol alırmış.

Bir gün köylünün biri, kırmızı bir öküz alıp sürüye katmış.

Kırmızı öküz söz dinlemezmiş ama çoban da kavalına güvenirmiş.

Günler geçmiş, haftalar eskimiş; fakat kırmızı öküz bir türlü sürüye uyum sağlayamamış.

Bir gün bataklığa saplanmış, ertesi gün bir çukura düşmüş, sonraki gün uçurumdan yuvarlanmış...

Çoban ne kadar farklı havalarda kaval çalsa da kırmızı öküz, bildiğini okumaya devam etmiş.

Çoban pes etmemiş ama öküzün sahibi sonunda pes etmiş. Kavaldan anlamayan, başına buyruk öküzün boğazına bıçağı dayamış:

“Sabana gelmezsin, çobana gitmezsin; kazana da mı girmezsin?” demiş öfkeyle.

Köylüler o günden sonra, ne kadar anlatsan anlamayan, ne kadar uyarsan bildiğinden şaşmayan insanlar için bir söz söylemişler:

“Bulura gaê sor’e...”

Kırmızı öküzün kavalıdır:

Söyleneni duyar ama anlamaz,
Doğruyu görür ama kabul etmez,
Yanlışını fark eder ama ondan vazgeçmez.

Böyle olunca, anlatanın sözü ne kadar doğru, anlatımı ne kadar güçlü olursa olsun, bazıları için anlam ifade etmez.

Ve neticede:
İdrak kapısını kapatana, en güzel söz bile kırmızı öküzün kavalından öteye geçmez.

Yazarın Diğer Yazıları