Halil Yılmaz

Hırsız

Halil Yılmaz

WhatsApp

AĞRI KARAKÖSE HABER WhatsApp Kanalını Takip Et

En güncel haberler için bizi WhatsApp kanalımızdan takip edin!

WhatsApp TAKİP ET

Eski zamanların birinde, meşhur bir hırsız ekibi varmış.

Gençlerden biri bu ekibe girebilmek için çok çabalamış. Hırsızlığa da yatkınlığı varmış doğrusu. Sonunda ekibe kabul edilmiş.

İlk işinde, ekibin başındaki hırsızla birlikte bir eve girmiş.

Gece karanlığında, kimseye fark ettirmeden evi soymaya başlamışlar. Bir süre sonra genç hırsız, elinde bir kovayla baş hırsızın kulağına eğilip fısıldamış:
"Bal da çalıyor muyuz?"

Baş hırsız, şaşkınlıkla sormuş:
"Bu karanlıkta bal olduğunu nasıl anladın?"

Genç hırsız, fısıldayarak cevap vermiş:
"Tadına baktım, biraz da yedim."

Baş hırsız, topladığı eşyaları hemen yere bırakmış. Genç hırsıza dönüp:
"Topladıklarını ve balı hemen bırak. Acele çıkıyoruz," demiş.

Genç hırsız bir anlam verememiş ama söyleneni yapmış. İkili, elleri boş bir şekilde evi terk etmiş.

Bir süre sonra genç hırsız dayanamayıp sormuş:
"Ne oldu abi? Niye her şeyi bırakıp çıktık?"

Baş hırsız, sakin bir sesle cevap vermiş:
"Hırsızlığın şerefi olmaz ama hırsızın da bir şerefi olmalı. Varını tattığın, ekmeğini yediğin yerden bir şey çalınmaz artık ..."

Şimdi düşünün…

Eskilerde hırsızın bile kendince bir sınırı, bir şerefi varmış.

Peki ya bugün, ekmeğini yediği, imkânlarından faydalandığı hâlde kendisini var eden yere ihanet eden hırsızlara ne demeli?

Maaş veren kurumu soyup soğana çevirmişler.
Makam veren lideri sırtından bıçaklamışlar.
Davasından beslendiği camiayı kirletmişler...

Hem hırsız hem de şerefsiz hırsız.

Yazarın Diğer Yazıları