Gençler!
İyi laf vardır, bir de iyi lokma…
Sizin uğrunda canınızı bile vermeyi göze aldığınız insanlara bakın.
Partisi, pırtısı; soyu, sopu; tariki, mezhebi önemli değil... Sizinle iyi lafı mı paylaşıyorlar, yoksa iyi lokmayı mı?
Ne olursunuz, ağır ve olgun olun.
Sizinle iyi lokmayı paylaşmayanların, sizi iyi laf ile kullanmasına asla izin vermeyin. İzin vermeyin ki Allah da sizi değerli kılsın.
Gençler!
İnsanlara adil ve iyi davrandığınızda, onların da size iyilikle karşılık vereceğini düşünmeyin asla.
“Adil olmayın, insanlara iyi davranmayın.” demek değildir maksadım.
Mutlaka adil olun. Mutlaka insanlara iyi davranın. Fakat dikkatli olun.
Olun ki sırtınızdan hançerlendiğiniz zaman dayanma gücünüz olsun.
Önce kendinize maddi ve manevi kazanmak için çalışın.
Varlık paylaşılır, yokluk değil. Bilgi paylaşılır, cehalet değil.
Veren elin, alan elden üstün olduğunu unutmayın.
Varınız oldukça onurunuz olur, onurunuz oldukça umutlarınız…
Eğer sadece atadan, babadan gördüğünüz metotlarla geleceğinizi icat etmek için yola koyulacak olursanız:
Sizin varacağınız yer, onların şu an durdukları yerdir.
Eski metotlarla yeni bir gelecek inşa edemezsiniz. Atanızın ve babanızın değerleri üzerine siz bir değer katmazsanız, yükselemezsiniz...
Gençler!
Bir yere varmak istiyorsanız, kendi hayalinize, kendi hedefinize, kendi ufkunuza bakın.
Kendi hedefiniz için kendi ufkunuza baktığınızda hep kazanmak olmaz belki.
Fakat unutmayın:
Size ait olan bir ufuk uğruna yenilmek bile zafer sayılır.
(Bu makalem, 06.04.2012 tarihinde Güncel Gazetesi'nde yayımlanmıştır.)