Prostat kanseri erkeklerde ikinci sırada: İdrar şikâyetlerini hafife almayın
Op. Dr. Mehmet Kürşad Pekdemir, erkeklerde en sık görülen ikinci kanser türü olan prostat kanserinin erken dönemde belirti vermeyebileceğini belirterek idrar şikâyetlerinin yaşlılığın doğal sonucu olarak görülmemesi gerektiğini söyledi.
Haberin Özeti
- • Prostat kanseri, erkeklerde ikinci en sık görülen kanser olup 2024'te dünya genelinde 1.5 milyon yeni vaka ve 420 bin ölüme neden oldu.
- • Op. Dr. Mehmet Kürşad Pekdemir, idrar şikayetlerinin yaşlılığa bağlanmamasını, erken evrede belirti olmasa bile ürolojik değerlendirme gerektiğini vurguladı.
- • PSA kan testi tek başına kanser tanısı için yeterli değil; iyi huylu büyüme de yükseltir, bu nedenle diğer bulgularla değerlendirilmelidir.
Prostat kanseri, dünya genelinde erkek sağlığını tehdit eden önemli hastalıklar arasında yer alıyor. Paylaşılan verilere göre 2024 yılında dünya genelinde 1,5 milyondan fazla yeni prostat kanseri vakası görülürken, yaklaşık 420 bin kişi hastalık nedeniyle yaşamını yitirdi.
Prostat Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında değerlendirmelerde bulunan Erdem Hastanesi Çamlıca Şubesi Üroloji Hekimi Op. Dr. Mehmet Kürşad Pekdemir, prostat kanserinde erken dönemde herhangi bir belirti görülmeyebileceğine dikkat çekti. Pekdemir, bu nedenle erkeklerin prostat sağlığını yalnızca şikâyet ortaya çıktığında gündeme almaması gerektiğini ifade etti.
İdrar şikâyetlerini yaşa bağlamak yanıltabilir
İdrar yaparken zorlanma, idrar akışının zayıflaması, sık idrara çıkma ve geceleri tuvalete kalkma gibi belirtiler ilerleyen yaşla birlikte daha sık görülebiliyor. Ancak bu belirtilerin doğrudan yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak kabul edilmesi, altta yatan sağlık sorununun fark edilmesini geciktirebiliyor.
Op. Dr. Mehmet Kürşad Pekdemir, söz konusu belirtilerin her zaman prostat kanseri anlamına gelmediğinin altını çizerek, “İyi huylu prostat büyümesi de benzer yakınmalara neden olabilir. Ancak bu şikâyetleri yaşın doğal bir sonucu olarak değerlendirip doktora başvurmayı ertelemek doğru değildir. Şikâyetin nedenini ortaya koymak için ürolojik değerlendirme önem taşır” dedi.
Prostat kanserinin erken evrelerinde hiçbir şikâyet ortaya çıkmayabileceğini belirten Pekdemir, belirtilerin olmamasının da hastalığın bulunmadığı anlamına gelmediğine dikkat çekti.
Özellikle ailesinde prostat kanseri bulunan erkeklerde kişisel risk değerlendirmesinin önem taşıdığını ifade eden Pekdemir, “İdrar şikâyetlerinin bulunmaması, kişinin prostat kanseri olmadığı anlamına gelmediği gibi bu şikâyetlerin görülmesi de doğrudan kanser tanısı anlamına gelmiyor. Bu nedenle yaş, aile öyküsü ve diğer risk faktörlerinin dikkate alınması önemli” ifadelerini kullandı.
PSA yüksekliği tek başına kanser anlamına gelmiyor
Prostat kanserinin değerlendirilmesinde kullanılan yöntemlerden biri PSA kan testi. Ancak PSA değerindeki yükselme tek başına prostat kanseri tanısı konulması için yeterli olmuyor.
Op. Dr. Mehmet Kürşad Pekdemir, iyi huylu prostat büyümesi ve prostat iltihabının da PSA değerinin yükselmesine neden olabileceğini belirterek test sonucunun diğer bulgularla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Pekdemir, “PSA, prostat kanserinin değerlendirilmesinde önemli araçlardan biri ancak tek başına kanser tanısı koydurmuyor. PSA sonucunun kişinin yaşı, aile öyküsü, şikâyetleri ve gerekli durumlarda fizik muayene, görüntüleme ve diğer değerlendirmelerle birlikte ele alınması gerekir” diye konuştu.
Tarama kişisel risklere göre planlanmalı
Prostat kanseri taramalarında herkese aynı yaklaşımın uygulanmasının doğru olmayacağını belirten Pekdemir, yaş ve aile öyküsünün yanı sıra kişinin diğer risk faktörlerinin de değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Bazı prostat tümörlerinin kişinin yaşamı boyunca herhangi bir belirtiye neden olmayabileceğini aktaran Pekdemir, bu tür tümörlerin taramalarda tespit edilmesinin kimi durumlarda gereksiz tanı ve tedavileri gündeme getirebildiğini ifade etti.
Bu nedenle erken tanının önemini koruduğunu ancak tarama programının kişiye göre belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Pekdemir, “Erken tanı önemli ancak tarama yaklaşımının kişiye özel olarak belirlenmesi gerekiyor. Yaş, aile öyküsü ve kişisel risk faktörleri birlikte değerlendirilerek kontrollerin sıklığına ve kapsamına karar verilmesi önem taşıyor” dedi.
Pekdemir, özellikle yeni başlayan veya giderek artan idrar şikâyetleri bulunan erkeklerin bu belirtileri yalnızca yaşlanmaya bağlamadan ürolojik değerlendirmeden geçmelerinin önem taşıdığını kaydetti.
Bakmadan Geçme
