Prostat kanserinde bu belirtileri göz ardı etmeyin
Acıbadem Taksim Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Engin Kaya, erken dönemde belirti vermeden ilerleyebilen prostat kanserinde düzenli kontrollerin erken tanı açısından kritik önem taşıdığını söyledi.
Haberin Özeti
- • Acıbadem Taksim Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Engin Kaya, erken dönemde sessiz ilerleyen prostat kanseri için düzenli taramaların kritik olduğunu vurguladı.
- • Sık idrara çıkma, idrar akımında zayıflama veya idrarda kan görülmesi gibi şikayetler dikkate alınmalı; ancak şikayet yokluğu hastalığı dışlamaz.
- • Prostat kanseri tanısında PSA değeri tek başına yeterli değildir; yaş, aile öyküsü, muayene ve MR bulgularıyla birlikte değerlendirilmelidir.
Erkeklerde sık görülen kanser türleri arasında yer alan prostat kanseri, özellikle erken evrelerde herhangi bir belirti vermeden ilerleyebiliyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Engin Kaya, şikâyetlerin ortaya çıkmasını beklemeden yaş ve kişisel risk faktörlerine göre prostat kanseri taramasının değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Eylül ayının Prostat Kanseri Farkındalık Ayı olması dolayısıyla prostat sağlığına ilişkin önemli bilgiler paylaşan Acıbadem Taksim Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Engin Kaya, hastalığın erken dönemde sessiz seyredebilmesinin düzenli kontrollerin önemini artırdığını belirtti.
Prof. Dr. Kaya, prostat kanserinde erken tanının tedavi seçenekleri ve hastalığın seyri açısından büyük önem taşıdığını vurgulayarak, “Prostat kanserinde en önemli noktalardan biri, hastalığın erken dönemde sessiz ilerleyebilmesidir. Bu nedenle şikâyetlerin ortaya çıkmasını beklemeden, yaşınız ve kişisel risk faktörleriniz doğrultusunda doktorunuzla prostat kanseri taraması hakkında konuşmanız büyük önem taşır” dedi.
Prostat kanseri belirti vermeden ilerleyebilir
Hastalığın erken evresinde herhangi bir yakınmanın görülmeyebileceğini belirten Prof. Dr. Kaya, sık idrara çıkma, özellikle geceleri idrara kalkma, idrar yapmaya başlamada güçlük, idrar akımında zayıflama veya kesinti, idrar sırasında yanma, idrarda kan görülmesi, ağrı ve rahatsızlık gibi şikâyetlerin dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
Bu belirtilerden birinin veya birkaçının görülmesi durumunda üroloji hekimine başvurulması gerektiğini belirten Prof. Dr. Kaya, hiçbir şikâyetin bulunmamasının da prostat kanseri olmadığı anlamına gelmediğinin altını çizdi. Kaya, kişinin yaşı ve risk faktörleri doğrultusunda kontrollerini ihmal etmemesinin erken tanı açısından önem taşıdığını kaydetti.
Prostat kanserinin değerlendirilmesinde kullanılan önemli göstergelerden biri olan PSA değerinin tek başına kanser tanısı için yeterli olmadığını belirten Prof. Dr. Kaya, PSA seviyesinin prostatın iyi huylu büyümesi, prostat iltihabı ve farklı nedenlerle de yükselebileceğine dikkat çekti.
Düşük PSA değerinin de prostat kanserini kesin olarak dışlamadığını ifade eden Kaya, sonuçların hastanın yaşı, aile öyküsü, prostat muayenesi, önceki PSA değerleri ve gerektiğinde MR bulgularıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Tanıda farklı yöntemlerden yararlanılıyor
Prostat kanseri şüphesi bulunan hastalarda gerekli görülmesi halinde parmakla rektal muayenenin de değerlendirme sürecinde kullanıldığını aktaran Prof. Dr. Kaya, bu yöntemle prostatın boyutu, kıvamı ve yüzeyinde şüpheli bir değişiklik bulunup bulunmadığının kontrol edilebildiğini bildirdi.
Gerekli hastalarda ayrıntılı prostat MR'ından da yararlanılabildiğini belirten Kaya, PSA, muayene veya görüntüleme sonuçlarında şüpheli bulguların tespit edilmesi halinde kesin tanı amacıyla prostat biyopsisi yapılabileceğini ifade etti. Günümüzde uygun hastalarda MR bulgularının rehberliğinde hedefli biyopsi ve transperineal biyopsi gibi yöntemler de uygulanabiliyor.
Prostat kanseri tanısının ardından hastalığın evresi ve risk grubunun belirlendiğini ifade eden Prof. Dr. Engin Kaya, tedavi kararında birçok faktörün birlikte ele alındığını söyledi.
Kaya, “Tedavi planlanırken PSA düzeyi, biyopsi sonucu ve Gleason skoru/Grade Group, kanserin evresi, MR ve diğer görüntüleme bulguları, hastanın yaşı ve genel sağlık durumu ile hastanın beklentileri ve yaşam kalitesi birlikte değerlendirilir. Her prostat kanseri aynı değildir. Bu nedenle tedavi kararı her hasta için kişiselleştirilmelidir” diye konuştu.
Yeni nesil yöntemler tedavide seçenekleri artırıyor
Prostat kanserinin cerrahi tedavisinde teknolojik gelişmelerle birlikte farklı yöntemlerin kullanılabildiğini belirten Prof. Dr. Kaya, robotik ve laparoskopik cerrahinin daha küçük kesilerle gerçekleştirilebilen modern seçenekler arasında bulunduğunu söyledi.
Bazı hastalarda yalnızca kanserli bölgenin hedeflendiği yöntemlerin de tercih edilebildiğini kaydeden Kaya, “Robotik ve laparoskopik cerrahi, prostat kanserinin cerrahi tedavisinde kullanılan modern yöntemlerdir. Bazı hastalarda ise yalnızca kanserli bölgeyi hedefleyen HIFU, kriyoablasyon ve IRE gibi fokal tedavilerden yararlanılabilmektedir. Tedavi seçimi hastalığın özelliklerine göre belirlenir” ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Engin Kaya, prostat kanserinin erken dönemde belirti vermeden ilerleyebileceğini bir kez daha hatırlatarak, özellikle yaş ve kişisel risk faktörleri doğrultusunda yapılacak kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.
Bakmadan Geçme
