Meraktan mı? Boşluktan mı? Yoksa Doyumsuzluktan mı?
Mehmet Ali Sezer
Günümüzde artık ter dökerek, dirsek çürüterek kazanılan o kutsal "emek" kavramı adeta rafa kaldırıldı. Teknolojinin hızıyla beraber, sanal alemde en kestirme yoldan servet edinme hırsı toplumun hücrelerine işledi. Geldiğimiz nokta tam da burası: Ahlakın göz ardı edildiği, emeğin ayaklar altına alındığı, "tık" başına binlerin kazanıldığı o karanlık devir…
Son dönemde asayiş operasyonlarının ardı arkası kesilmiyor. Medya dünyasından fenomenlere, ünlü isimlerden sosyal medya yıldızlarına kadar geniş bir yelpazede "temizlik" yapılıyor. İddialar ise hep aynı minvalde: Uyuşturucu madde, müstehcenlik ve toplum ahlakını bozma.
OnlyFans, TikTok veya Twitter gibi mecralarda sınırları zorlayan, bedenini sergileyerek takipçilerinden "ödül" koparmaya çalışan gencecik kızların dramını izliyoruz. Bu bir girdap... Peki, bu girdaptan çıkış nerede? İlkokuldan başlayan bir ahlak eğitimi mi şart, yoksa aile yapısındaki temeller mi sarsıldı? Kişinin hangi durakta hayat dersi alacağını kimse kestiremiyor ancak sonuçlar ortada: Müstehcenlik, artık bir "var olma biçimi" gibi pazarlanıyor.
Bir "Tık" Kaç Asgari Ücret Eder?
Düşünün ki; bir genç kız kamerasını açıp mahremiyetini ne kadar çok teşhir ederse, sözde "yatırımcıların" ona sunduğu ödül de o denli artıyor. Şaka değil, bu yolla sadece 1 ayda 2,2 milyon TL kazananlar var. Bu rakamları biz uydurmuyoruz; ekranlarda "cesaret" ve "özgürlük" etiketiyle parlatılan fenomenlerin bizzat kendi itirafları bunlar.
Merve Taşkın örneğinde gördüğümüz gibi; çıplaklığın "kendi bedenim, kendi kararım" sloganıyla alkışlandığı o stüdyo koltuklarından, uyuşturucu ve cinsel içerikli suç örgütü iddialarıyla emniyet koridorlarına giden yol çok kısa. Bir banka hesabında bloke edilen 8 milyon TL, aslında sadece para değil; yitirilen bir neslin sessiz çığlığıdır. Yarım saatte bir asgari ücret kazanılan bu düzen, ahlakı vicdanın polisliğinden çıkarıp tatile göndermiştir.
Nereye neşter atsanız bir pislik etrafa saçılıyor. Yapay zeka gibi insanlığa hizmet etmesi gereken teknolojiler, bugün birer şantaj mekanizmasına dönüşmüş durumda. Bilmediğiniz bir numara arıyor; karşı tarafta yapay zekayla kurgulanmış alımlı bir kadın sesi... Nefsine ve hevesine yenik düşen kişi, akıl durunca hemen teslim oluyor. Oysa o sırada kaydı çoktan alınmış oluyor!
Sonrası ise tam bir dram: "Kaydın elimizde, ailene göndeririz." İstenen paralar kripto cüzdanlara gidiyor, mağdur utancından susuyor, kredi çekiyor, yine de doyumsuz şebekenin elinden kurtulamıyor. Bu doyumsuzluk, kişiyi bunalıma ve hatta intihara kadar sürüklüyor.
Hayat Önce Sınav Yapar, Sonra Konuyu Anlatır
Sosyal medya, doğru kullanıldığında bir ekmek kapısı, bir vitrindir. Buna hiçbir itirazımız yok. Ancak kapının diğer tarafı; Epstein davalarında gördüğümüz o karanlık cehennemin, mutluluk vadisi adı altında pazarlanan kölelik sisteminin bir benzeridir.
Özellikle 13 yaş ve üzeri kızların ve ailelerinin, dijital dünyada çok daha seçici ve aklıselim davranması gerekiyor. Unutmayın; hayat öyle bir öğretmendir ki, önce sınav yapar, sonra konuyu anlatır. Kişi, kendi evinde ekranına bakarken bile kimlerin kurbanı olacağını bilemez.
Dijital dünya bir şirket için kazanç kapısı olabilir; ama tedbirsiz bir birey için lağım patlamasıdır.
Kısacası; akıllı olun...