Yakın zamanda bir ilçemizde, aynı gün içinde, üç vatandaş telefon dolandırıcılarına toplam 986 bin TL para kaptırdı.
Yine çok yakın bir zamanda, şehir merkezinde asgari ücretle çalışan bir vatandaş 250 bin TL dolandırıldı.
Bunlar, dolandırılan vatandaşlardan duyduklarımız...
İl genelinde kaç kişi birikimini, kaç aile geleceğini bu şekilde kaybetti?
Yıllara göre var mı bir resmi veri, doğrusu araştırmaya gerek duymadım...
"Mal canın yongasıdır." der atalarımız.
Ancak bu olaylarda çalınan ve araştırılması gereken sadece canın yongası olan para değildir.
Birkaç vatandaşın malı çalınır belki ama asıl çalınan; insanların ve toplumun devlete duyduğu güvendir.
İşte benim canımı sıkan da, maddiyattan öte, üzerinde durulması gerektiğini düşündüğüm bu güven kaybıdır...
Mesela:
182 Hastane Randevu Sistemi'nden arıyorlar:
"Randevu talebiniz devam ediyorsa 1'i tuşlayın..." diyorlar.
Randevu talebiniz devam ediyor; ama eliniz, "Ya bu bir dolandırıcılık aramasıysa?" diye bir türlü 1'i tuşlamaya gitmiyor.
Mesela Ankara'dan sabit hattan arıyorlar. (Bu makaleyi kaleme aldığım saatlerinde tevafuk beni aradılar)
"Ağrı Valiliği memnuniyet anketi..." katılımı için aradıklarını söylüyorlar.
Katılmak istediğiniz halde, ilk tepkiniz hızlıca telefonu kapatmak oluyor.
Çünkü sahtekârların cennet hayatı yaşadığı bir yerde, hayat vatandaş için cehenneme dönüşüyor.
İşte asıl tehlike burada başlıyor:
Dolandırıcılık artık sadece bir maddiyat çalma olayı değil; kamu güvenini de hedef alan bir suça dönüşmüştür.
Vatandaşın alın terini korumak kadar, devlete duyduğu güveni korumak da kamu otoritesinin en önemli görevidir.
Çünkü;
Vatandaşın cebinden çıkan parayı bir gün bulup yerine koyabilirsiniz.
Ama yaşadığı güven kaybını yeniden inşa etmek yılları alır.