• Haberler
  • Teknoloji
  • Yapay zekada kontrolsüz kullanım yeni güvenlik açıklarına kapı aralıyor

Yapay zekada kontrolsüz kullanım yeni güvenlik açıklarına kapı aralıyor

Kaspersky uzmanı Maher Yamout, kontrolsüz yapay zeka kullanımının kamu kurumları ve kritik altyapılarda ciddi güvenlik açıkları oluşturabileceği uyarısında bulundu.

WhatsApp

AĞRI KARAKÖSE HABER WhatsApp Kanalını Takip Et

En güncel haberler için bizi WhatsApp kanalımızdan takip edin!

WhatsApp TAKİP ET

Haberin Özeti

  • Kaspersky uzmanı Maher Yamout, kontrolsüz yapay zeka kullanımının kamu kurumları ve kritik altyapılarda ciddi güvenlik açıkları oluşturduğunu belirtti.
  • Şirketlerin yeterli güvenlik değerlendirmesi yapmadan yapay zekayı devreye alması, riskleri ve güvenli kullanımını bilmemesi ana tehlikeyi oluşturuyor.
  • Yapay zeka sistemlerine verilen fazla erişim yetkileri ve topladığı veriler, saldırganların hedefi haline gelerek kuruluşlar için büyük risk taşıyor.

Yapay zekanın şirketlerden kamu kurumlarına kadar birçok alanda hızla yaygınlaşması, beraberinde yeni siber güvenlik risklerini de getiriyor. Kaspersky Küresel Araştırma ve Analiz Ekibi (GReAT) Baş Güvenlik Araştırmacısı Maher Yamout, özellikle kritik altyapılarda gerekli güvenlik önlemleri alınmadan kullanılan yapay zeka sistemlerinin ciddi açıklar oluşturabileceğine dikkat çekti.

Yapay zeka teknolojileri günlük iş süreçlerinin yanı sıra siber güvenlik alanında da giderek daha fazla kullanılmaya başlandı. Sistemlerin sağladığı hız ve kolaylık kurumlara önemli avantajlar sunarken, güvenlik boyutunun göz ardı edilmesi durumunda hassas verilerin ve kritik sistemlerin saldırganların hedefi haline gelebileceği belirtiliyor.

Kaspersky Küresel Araştırma ve Analiz Ekibi Baş Güvenlik Araştırmacısı Maher Yamout, yapay zekanın hem siber saldırganların hem de saldırılara karşı savunma yapan kuruluşların kullandığı önemli araçlardan biri haline geldiğini söyledi.

“Şirketler riskleri tam olarak bilmiyor olabilir”

Yapay zekanın hızla benimsenmesinin beraberinde bazı tehlikeler getirdiğini ifade eden Yamout, asıl riskin sistemlerin yeterli güvenlik değerlendirmesi yapılmadan devreye alınması olduğunu belirtti.

Yamout, “Riskli olan, çok sayıda şirketin yapay zekayı gelişigüzel biçimde kullanmaya, kurmaya ve devreye almaya başlaması. Kuruluşlar, bazen bu sistemleri nasıl güvenli hale getirecekleri veya karşılaşabilecekleri riskler konusunda kapsamlı bilgiye sahip olmayabiliyor.” dedi.

Özellikle yapay zeka sistemlerine gereğinden fazla erişim yetkisi verilmesinin ciddi sonuçlara yol açabileceğini kaydeden Yamout, saldırganların sistemi ele geçirmesi halinde yapay zekaya tanımlanan yetkileri kendi amaçları doğrultusunda kullanabileceğine işaret etti.

Yapay zekanın topladığı veriler de hedefte

Riskin yalnızca sistemlere erişimle sınırlı olmadığına dikkat çeken Yamout, yapay zeka uygulamalarının çalışırken topladığı veya eriştiği bilgilerin de saldırganlar açısından değerli olabileceğini ifade etti.

Bir kuruluşun yapay zeka sistemine geniş kapsamlı yetkiler vermesi durumunda olası bir saldırının etkisinin büyüyebileceğini belirten Yamout, “Bir kuruluş, yapay zeka sistemini devreye alarak ihtiyaç duyduğu bütün erişim yetkilerini verebilir. Saldırgan, bu sistemi ele geçirirse kuruluşun yapay zekaya tanıdığı yetkileri kullanabilir. Aynı zamanda yapay zekanın topladığı ek bilgilere erişerek verileri de çalabilir.” ifadelerini kullandı.

Kritik altyapılarda risk analizi önem taşıyor

Kamu kurumları ve kritik altyapıları yöneten kuruluşların yapay zeka kullanımında daha kapsamlı güvenlik değerlendirmeleri yapması gerektiğini vurgulayan Yamout, öncelikle sistemin hangi amaçla kullanıldığının ve hangi verilere erişebildiğinin açık şekilde belirlenmesi gerektiğini söyledi.

Yapay zekanın diğer sistemlerle kurduğu bağlantıların da kontrol altında tutulması gerektiğine işaret eden Yamout, erişim yetkilerinin mümkün olan en düşük seviyede tutulmasının önemini vurguladı.

Yamout, “Yapay zekaya yalnızca çalışması için ihtiyaç duyduğu veriler sağlanmalı, her şeye erişim yetkisi verilmemeli. İnternet erişimi de kontrol altında tutulmalı çünkü sistem hassas bilgilerin internete sızmasına neden olabilir.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye de siber casusluk gruplarının hedefinde

Yapay zeka kaynaklı güvenlik risklerinin yanı sıra devlet destekli siber casusluk faaliyetlerine de değinen Yamout, gelişmiş kalıcı tehdit gruplarının (APT) jeopolitik gelişmelere göre saldırı yöntemlerini sürekli değiştirdiğini belirtti.

Bu grupların kamu kurumları, finans kuruluşları ve hassas verilere sahip yapıları hedef aldığını aktaran Yamout, saldırganların temel amaçlarından birinin hedef sistemlerde mümkün olduğunca uzun süre fark edilmeden kalarak bilgi toplamak olduğunu söyledi.

Jeopolitik gerilimlerin arttığı dönemlerde elde edilen verilerin daha değerli hale geldiğini belirten Yamout, son aylarda ve geçen yıl boyunca bölgede faaliyet gösteren farklı APT gruplarının Türkiye'yi de hedef aldığının görüldüğünü ifade etti.

Yamout, “Bu gruplar, kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak amacıyla mümkün olduğunca fazla veri elde etmeye çalışıyor.” dedi.

Teknoloji tek başına yeterli değil

Siber tehditlere karşı yalnızca teknolojik güvenlik çözümlerinin yeterli olmayacağına dikkat çeken Yamout, çalışanların da güvenlik zincirinin önemli bir parçası olduğunu vurguladı.

Özellikle kimlik avı ve sosyal mühendislik yöntemleriyle gerçekleştirilen saldırılara karşı personelin bilinçlendirilmesi gerektiğini belirten Yamout, kurumların teknolojik tedbirlerle birlikte çalışan farkındalığını artıracak eğitimlere de ağırlık vermesi gerektiğini kaydetti.

Karaköse Haber - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!
AA

Bakmadan Geçme