Soluduğumuz hava akciğerleri nasıl etkiliyor?

Göğüs Hastalıkları Hekimi Doç. Dr. Savaş Özsu, hava kirliliğinin akciğer sağlığını doğrudan etkileyebildiğini belirterek uzun süren öksürük, nefes darlığı, hırıltı ve göğüste sıkışma gibi belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.

WhatsApp

AĞRI KARAKÖSE HABER WhatsApp Kanalını Takip Et

En güncel haberler için bizi WhatsApp kanalımızdan takip edin!

WhatsApp TAKİP ET

Haberin Özeti

  • • Göğüs Hastalıkları Hekimi Doç. Dr. Savaş Özsu, hava kirliliğinin akciğer sağlığını doğrudan etkilediğini; öksürük, nefes darlığı gibi belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.
  • • Dünya Sağlık Örgütü'ne göre dünya nüfusunun yüzde 99'u kirli hava soluyor; küçük partiküller özellikle astım ve KOAH hastalarında şikayetleri artırıyor.
  • • Hava kalitesinin kötüleştiği dönemlerde kronik solunum hastalarının yoğun açık hava egzersizlerini sınırlaması ve günlük hava kalitesini takip etmesi önemlidir.

Günlük yaşamda fark edilmeden maruz kalınan hava kirliliği, solunum sistemi üzerinde önemli etkiler oluşturabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre dünya nüfusunun yüzde 99’u, örgütün hava kalitesi kılavuzlarında önerdiği seviyelerin üzerinde kirliliğe sahip hava soluyor.

Hava kirliliği; KOAH, akciğer kanseri ve solunum yolu enfeksiyonlarının yanı sıra kalp hastalıkları ve inme gibi çeşitli sağlık sorunlarıyla ilişkilendiriliyor.

26 Eylül Dünya Çevre Sağlığı Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan Erdem Hastanesi Çakmak Şubesi Göğüs Hastalıkları Hekimi Doç. Dr. Savaş Özsu, çevresel koşullar ile akciğer sağlığı arasındaki ilişkiye dikkat çekti.

Doç. Dr. Özsu, “Öksürük, nefes darlığı, hırıltılı solunum veya göğüste sıkışma gibi şikâyetler çevresel faktörlerle ilişkili olabileceği gibi altta yatan bir akciğer hastalığının da belirtisi olabilir. Bu nedenle tekrarlayan veya uzun süren şikâyetlerin göz ardı edilmemesi gerekir.” dedi.

Küçük partiküller akciğerlerin derinlerine ulaşabiliyor

Hava kirliliğinde bulunan çok küçük partiküller, nefes yoluyla solunum sisteminin derin bölgelerine kadar ilerleyebiliyor. Bu durum özellikle astım ve KOAH gibi kronik solunum hastalığı bulunan kişilerde mevcut şikâyetlerin artmasına yol açabiliyor.

Doç. Dr. Savaş Özsu, “Özellikle çok küçük boyuttaki partiküller solunum yoluyla en küçük hava yollarına kadar ulaşabiliyor. Hava kirliliğinin yoğun olduğu dönemlerde astım ve KOAH gibi kronik solunum hastalığı bulunan kişilerde şikâyetler artabiliyor. Ancak hava kirliliği yalnızca mevcut hastalığı olan kişiler açısından değil, uzun süre maruz kalan herkes için solunum sağlığı açısından risk oluşturabiliyor.” ifadelerini kullandı.

Özsu, hava kalitesinin kötüleştiği dönemlerde kronik solunum hastalığı bulunan kişilerde öksürük, hırıltı ve nefes darlığının artabileceğine dikkat çekerek hava kalitesinin günlük olarak takip edilmesini önerdi.

Kirli havada yoğun egzersize dikkat

Açık havada yapılan yoğun fiziksel aktiviteler sırasında daha hızlı ve derin nefes alındığı için vücuda giren hava miktarı da artıyor. Bu nedenle hava kirliliğinin yüksek olduğu günlerde özellikle kronik solunum hastalığı bulunan kişilerin yoğun açık hava aktivitelerini sınırlandırması önem taşıyor.

Doç. Dr. Özsu, “Fiziksel aktivite sırasında daha hızlı ve derin nefes alıp verdiğimiz için soluduğumuz hava miktarı da artıyor. Hava kalitesinin kötü olduğu dönemlerde özellikle astım ve KOAH gibi kronik solunum hastalığı bulunan kişilerin açık havadaki yoğun fiziksel aktivitelerini sınırlandırması önemli.” dedi.

Uzun süren belirtileri göz ardı etmeyin

Hava kalitesini takip etmenin ve kirliliğin yoğun olduğu dönemlerde maruziyeti azaltmanın akciğer sağlığı açısından önem taşıdığını vurgulayan Özsu, uzun süren belirtilerin yalnızca çevresel koşullara bağlanmaması gerektiğini söyledi.

Soluduğumuz hava akciğerleri nasıl etkiliyor?

Doç. Dr. Savaş Özsu, “Yaşadığımız çevre ile sağlığımız birbirinden bağımsız değil. Soluduğumuz havanın kalitesi akciğer sağlığımızı doğrudan etkileyebiliyor. Hava kalitesini takip etmek ve hava kirliliğinin yüksek olduğu dönemlerde maruziyeti mümkün olduğunca azaltmak önemli. Bununla birlikte uzun süren öksürük, nefes darlığı, hırıltı veya göğüste sıkışma gibi belirtiler varsa bunları yalnızca çevresel faktörlere bağlamak yerine bir hekime başvurmak gerekir.” ifadelerini kullandı.

Karaköse Haber - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme