Migrenle mücadelede yaşam tarzı belirleyici rol oynuyor

Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Burcu Polat, düzenli uyku, sağlıklı beslenme, egzersiz ve stres kontrolünün migren ataklarının sıklığını ve şiddetini azaltabileceğini belirterek, ağrı kesicilerin bilinçsiz kullanımının ise yeni baş ağrılarına yol açabileceği uyarısında bulundu.

WhatsApp

AĞRI KARAKÖSE HABER WhatsApp Kanalını Takip Et

En güncel haberler için bizi WhatsApp kanalımızdan takip edin!

WhatsApp TAKİP ET

Haberin Özeti

  • Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Burcu Polat, düzenli uyku, dengeli beslenme, egzersiz ve stres yönetiminin migren ataklarının sıklığını ve şiddetini azaltmada önemli rol oynadığını belirtti.
  • Polat, migren hastalarına Akdeniz tipi beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve migren günlüğü tutmayı önerirken, nöromodülasyon gibi ilaç dışı tedavi yöntemlerinin de uygun hastalarda değerlendirilebileceğini ifade etti.
  • Sık ağrı kesici kullanımının yeni baş ağrılarına yol açabileceği uyarısında bulunan Polat, ayda dört veya daha fazla migren atağı yaşayan kişilerin mutlaka bir nöroloji uzmanına başvurması gerektiğini vurguladı.

Migren, yalnızca şiddetli baş ağrısıyla sınırlı olmayan, günlük yaşamı, iş hayatını ve sosyal yaşamı önemli ölçüde etkileyen nörolojik hastalıkların başında geliyor. Ataklar sırasında oluşan yoğun ağrı, ışık ve sese karşı hassasiyet, bulantı ve kusma gibi belirtiler birçok kişinin yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürüyor. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Burcu Polat, migrenin kontrol altına alınmasında ilaç tedavisinin yanı sıra yaşam tarzında yapılacak düzenlemelerin de büyük önem taşıdığını söyledi.

Migrenin sıradan bir baş ağrısından çok daha farklı bir tablo olduğunu belirten Doç. Dr. Burcu Polat, hastalığın çoğunlukla genetik yatkınlık zemininde geliştiğini ifade etti.

Polat, migren ataklarının genellikle tek taraflı ve zonklayıcı ağrıyla birlikte ışık ve ses hassasiyeti, bulantı ve kusma gibi belirtilerle görüldüğünü belirterek şunları söyledi:

"Genetik yatkınlık zemininde gelişen migren, çoğunlukla tek taraflı ve zonklayıcı baş ağrısıyla birlikte ışık ve ses hassasiyeti, bulantı ve kusma gibi belirtilerle seyreder."

Migrenin en önemli özelliğinin kişiyi günlük yaşamını sürdüremeyecek kadar etkileyebilmesi olduğuna dikkat çeken Polat, basit ağrı kesicilerle kontrol altına alınamayan atakların yaşam kalitesini ciddi ölçüde düşürdüğünü ifade etti.

Düzenli yaşam migreni hafifletebilir

Migren tedavisinde yalnızca ilaçların yeterli olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Burcu Polat, düzenli yaşam alışkanlıklarının atakların sıklığını, süresini ve şiddetini azaltmada önemli katkı sağlayabileceğini belirtti.

Polat, migren hastalarının sinir sisteminin uyku düzensizliği, stres, beslenme alışkanlıkları ve çevresel değişikliklere karşı daha hassas olduğunu ifade ederek şöyle konuştu:

"Migrenli bireylerin sinir sistemi; uyku düzeni, beslenme, stres ve çevresel uyaranlara karşı daha hassastır. Bu nedenle düzenli bir yaşam ritmi oluşturmak, sinir sisteminin daha dirençli çalışmasına katkı sağlayabilir. Büyük değişiklikler yerine sürdürülebilir küçük alışkanlıklar kazanmak çoğu zaman daha başarılı sonuçlar verir."

Uyku ile migren arasında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirten Doç. Dr. Burcu Polat, hem yetersiz hem de gereğinden fazla uykunun migren ataklarını tetikleyebildiğini söyledi.

Polat, önemli olanın yalnızca uyku süresi değil, düzenli bir uyku ritmi oluşturmak olduğunu belirterek kaliteli uykunun beyin sağlığı ve migren kontrolü açısından vazgeçilmez olduğunu ifade etti.

Ayrıca lavanta gibi rahatlatıcı aromaterapi uygulamalarının uyku kalitesini destekleyebileceğini, nane kokusunun ise bazı kişilerde ağrının hafiflemesine katkı sağlayabileceğini, ancak bunların tek başına tedavi yerine geçmeyeceğini dile getirdi.

Akdeniz tipi beslenme öne çıkıyor

Migren hastaları için katı diyet listeleri bulunmadığını belirten Doç. Dr. Burcu Polat, uzun süre aç kalınmaması ve aşırı karbonhidrat tüketiminden kaçınılması gerektiğini söyledi.

Akdeniz tipi beslenmenin migren hastaları için uygun bir model olduğunu belirten Polat, düzensiz beslenme ve obezitenin migren ataklarını daha sık ve daha şiddetli hale getirebildiğini ifade etti.

Kan şekerindeki ani dalgalanmaların da migreni tetikleyebileceğini belirten Polat, düzenli öğünlerle beslenmenin hem migren hem de metabolik hastalıklar açısından koruyucu olabileceğini söyledi.

Fiziksel aktivitenin migren yönetimindeki önemine değinen Doç. Dr. Burcu Polat, haftada 3 ila 5 gün yapılan 30-60 dakikalık tempolu yürüyüş veya aerobik egzersizlerin migren ataklarının azalmasına katkı sağlayabileceğini belirtti.

Polat, düzenli hareketin yalnızca baş ağrılarını değil, uyku düzenini, stres yönetimini ve ruh sağlığını da olumlu etkilediğini ifade etti.

Yoğun çalışma temposu nedeniyle spor yapamayan kişilere de gün içinde kısa yürüyüşler yapmalarını, merdiven kullanmalarını ve uzun süre hareketsiz kalmamalarını önerdi.

İlaç dışı tedaviler de değerlendirilebiliyor

Migren tedavisinde ilaçların yanı sıra farklı yöntemlerin de kullanılabildiğini belirten Doç. Dr. Burcu Polat, nöromodülasyon uygulamalarının bunlardan biri olduğunu söyledi.

Elektriksel veya manyetik uyarılarla çalışan bu yöntemlerin sinir sisteminin ağrıya verdiği yanıtı düzenlemeyi amaçladığını belirten Polat, özellikle ilaç kullanamayan veya ilaçlardan yeterli fayda görmeyen hastalarda değerlendirilebildiğini ifade etti.

Doç. Dr. Burcu Polat, migren hastalarının ataklarını kayıt altına almalarının tedavi sürecinde önemli avantaj sağladığını belirtti.

Migren günlüğüne ağrının başladığı gün, tüketilen besinler, uyku süresi, stres düzeyi, kullanılan ilaçlar ve kadın hastalarda adet dönemine ilişkin bilgilerin yazılmasının hem hastanın kendi tetikleyicilerini fark etmesine hem de tedaviyi planlayan hekimin doğru değerlendirme yapmasına yardımcı olduğunu söyledi.

Migrenle mücadelede yaşam tarzı belirleyici rol oynuyor

Migren tedavisinde kullanılan magnezyum, B2 vitamini (riboflavin) ve Koenzim Q10 gibi desteklerin bazı hastalarda fayda sağlayabildiğini belirten Doç. Dr. Burcu Polat, bu ürünlerin mutlaka hekim önerisiyle kullanılması gerektiğini vurguladı.

Sık ağrı kesici kullanımının ciddi risk oluşturduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Burcu Polat, özellikle basit ağrı kesicilerin ayda 15 günden, migrene özel ilaçların ise ayda 10 günden fazla kullanılmasının "ilaç aşırı kullanımına bağlı baş ağrısı" gelişme riskini artırdığını söyledi.

Bu nedenle sık migren atağı yaşayan kişilerin kendi kendilerine sürekli ilaç kullanmak yerine mutlaka nöroloji uzmanına başvurması gerektiğini belirten Polat, erken ve doğru tedaviyle migrenin büyük ölçüde kontrol altına alınabileceğini ifade etti.

Sözlerini değerlendirmeyle tamamlayan Doç. Dr. Burcu Polat, düzenli yaşam alışkanlıkları, kişiye özel tedavi planı ve hekim takibi sayesinde migren ataklarının sıklığı ile şiddetinin önemli ölçüde azaltılabileceğini ve hastaların yaşam kalitesinin belirgin şekilde artırılabileceğini kaydetti.

Karaköse Haber - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme