Meme kanserinde kritik yaş 40: Kontrolleri ertelemeyin!
Memorial Göztepe Hastanesi Meme Sağlığı Merkezi'nden Prof. Dr. Ümit Uğurlu, Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında kadınların yaşlarına ve risk durumlarına göre hangi kontrolleri yaptırmaları gerektiğini anlattı.
Haberin Özeti
- • Prof. Dr. Ümit Uğurlu, meme kanserinde 40 yaşından itibaren düzenli mamografi taramasının önemini vurguladı.
- • Ailesinde meme kanseri öyküsü veya genetik yatkınlığı bulunan kadınların kontrollerine 40 yaşından önce başlaması gerekebiliyor.
- • Memede kitle, şekil değişikliği veya kanlı meme başı akıntısı görüldüğünde yaşa bakılmaksızın hekime başvurulması gerekiyor.
Meme kanserinin erken dönemde tespit edilmesinde düzenli taramalar büyük önem taşıyor. Ancak her kadının aynı yaşta, aynı yöntemle ve aynı sıklıkta kontrol yaptırması gerekmiyor. Ailede meme kanseri öyküsü, genetik yatkınlık ve kişinin sağlık geçmişi, tarama programının başlangıç yaşını değiştirebiliyor.
Memorial Göztepe Hastanesi Meme Sağlığı Merkezi’nden Prof. Dr. Ümit Uğurlu, 1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla yaptığı açıklamada, meme sağlığının genç yaşlardan itibaren takip edilmesi gerektiğini belirtti. Özellikle 40 yaşından sonra düzenli mamografi taramalarının gündeme alınmasını öneren Uğurlu, ailesinde meme veya yumurtalık kanseri bulunan kadınların bu yaşı beklememesi gerektiğini ifade etti.
20 ve 30’lu yaşlarda aile öyküsü belirleyici
Prof. Dr. Ümit Uğurlu, 20’li yaşlarda herhangi bir şikâyeti bulunmayan ve ortalama risk taşıyan kadınlar için rutin mamografi taramasının önerilmediğini belirtti.
Bu dönemde kadınların kendi meme yapılarını tanımalarının önemli olduğunu anlatan Uğurlu, yeni ortaya çıkan kitle, meme başında içeri çekilme, ciltte şekil değişikliği veya kanlı meme başı akıntısı gibi belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.
Ailede genç yaşta meme kanseri görülmesi, birden fazla kişide meme veya yumurtalık kanseri bulunması ya da erkek meme kanseri öyküsü olması durumunda daha ayrıntılı risk değerlendirmesi yapılması gerekebiliyor.
Prof. Dr. Uğurlu, bu tür aile öyküsü bulunan kadınlarda genetik danışmanlık ve gerekli görülmesi halinde genetik testlerin gündeme gelebileceğini ifade etti.
30’lu yaşlarda da ortalama risk grubundaki kadınlara rutin mamografi genellikle önerilmiyor. Ancak memede yeni bir kitle veya farklı bir belirti ortaya çıktığında yaşa bakılmaksızın inceleme yapılması gerekiyor.
Bu yaş grubunda meme dokusunun daha yoğun olabilmesi nedeniyle şikâyetlerin değerlendirilmesinde ultrasonografi sıklıkla kullanılıyor. Gerekli durumlarda mamografi veya meme MR’ı da istenebiliyor.
BRCA1 ve BRCA2 gibi genetik değişiklikleri bulunan veya genç yaşta göğüs bölgesine radyoterapi uygulanmış kadınlarda ise tarama programı daha erken başlayabiliyor.
40 yaşından sonra mamografi önem kazanıyor
Meme kanseri taramasında 40 yaş önemli bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor. Prof. Dr. Ümit Uğurlu, bu yaştan itibaren düzenli mamografi taramasının hekimle birlikte planlanması gerektiğini belirtti.
Mamografi, henüz elle hissedilemeyen ve herhangi bir şikâyete yol açmayan bazı meme kanserlerinin erken dönemde belirlenmesine yardımcı olabiliyor.
Uğurlu, memesinde herhangi bir sorun hissetmeyen kadınların da taramayı ertelememesi gerektiğini vurguladı. Tarama sıklığının ise kişinin yaşına, meme dokusuna ve risk durumuna göre belirlenmesi gerektiğini ifade etti.
Yoğun meme dokusuna sahip kadınlarda mamografinin değerlendirilmesi güçleşebiliyor. Böyle durumlarda ultrasonografi veya meme MR’ı gibi ek görüntüleme yöntemlerine ihtiyaç duyulup duyulmadığına hekim karar veriyor.
50’li yaşlarda meme kanseri riski artmaya devam ettiği için düzenli kontrollerin sürdürülmesi gerekiyor. Prof. Dr. Uğurlu, bu dönemde mamografi taramalarının kişisel risk durumuna göre yıllık veya iki yıllık aralıklarla planlanabileceğini belirtti.
Önceki yıllara ait mamografi sonuçlarının saklanması da takip açısından önem taşıyor. Eski ve yeni görüntülerin karşılaştırılması, meme dokusunda zaman içerisinde oluşan değişikliklerin belir
60 yaşından sonra da taramalar bırakılmamalı
Prof. Dr. Ümit Uğurlu, ileri yaşlarda meme kanseri taramalarının tamamen bırakılmasının doğru olmadığını belirtti.
60 yaş ve sonrasında taramanın sürdürülüp sürdürülmeyeceğine karar verilirken yalnızca yaşın değil, kişinin genel sağlık durumunun, eşlik eden hastalıklarının ve yaşam beklentisinin de değerlendirilmesi gerekiyor.
Sağlık durumu uygun olan kadınlarda mamografi kontrollerinin devam etmesi öneriliyor. Menopoz sonrasında ortaya çıkan yeni bir meme kitlesi veya meme başındaki değişikliklerin yaşlanmanın doğal sonucu olarak görülmemesi gerektiği de vurgulanıyor.
Her yaşta bu belirtilere dikkat
Prof. Dr. Uğurlu, meme kanseri taramalarının herhangi bir şikâyeti bulunmayan kadınlar için planlandığını hatırlatarak bazı belirtilerin ortaya çıkması halinde tarama zamanının beklenmemesi gerektiğini ifade etti.
Memede veya koltuk altında yeni bir kitle oluşması, meme başında çekilme, ciltte belirgin değişiklikler ve özellikle kanlı meme başı akıntısı, hekime başvurulmasını gerektiren bulgular arasında yer alıyor.
Ailesinde meme kanseri öyküsü bulunan kadınların ise yakınlarının hangi yaşta hastalığa yakalandığını ve ailede başka kanser türlerinin bulunup bulunmadığını hekimleriyle paylaşması gerekiyor.
Prof. Dr. Ümit Uğurlu, meme sağlığında tek bir tarama takviminin herkes için uygun olmadığını belirterek, kontrollerin kişisel risklere göre planlanmasının erken tanı açısından önem taşıdığını ifade etti.
Bakmadan Geçme
