Tükenmişlik mi, depresyon mu? İşte aradaki fark

Acıbadem Fulya Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Talat Sarıkavak, 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü dolayısıyla tükenmişlik sendromunun belirtilerini anlatarak günlük yaşamda alınabilecek dört önlemi açıkladı.

WhatsApp

AĞRI KARAKÖSE HABER WhatsApp Kanalını Takip Et

En güncel haberler için bizi WhatsApp kanalımızdan takip edin!

WhatsApp TAKİP ET

Haberin Özeti

  • • Acıbadem Fulya Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Talat Sarıkavak, 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü'nde tükenmişlik belirtileri ve iş hayatının olumsuz etkilerini açıkladı.
  • • Dr. Sarıkavak, tükenmişlik ile depresyonun benzer belirtiler gösterse de farklı olduğunu, doğru değerlendirme ve psikiyatrik desteğin önemini vurguladı.
  • • Tükenmişliğe karşı iş dışında kendine zaman ayırmak ve akşam ekran kullanımını azaltmak gibi günlük önlemlerle ruh sağlığı korunabilir.

Sabahları yataktan kalkmakta zorlanmak, sürekli yorgun hissetmek, işe karşı isteksizlik ve yapılan işte yetersizlik duygusu yaşamak, tükenmişlik sendromunun belirtileri arasında bulunabiliyor. Özellikle yoğun çalışma temposu, artan sorumluluklar ve mesai saatleri dışında da işle ilgilenme zorunluluğu, çalışanların ruhsal ve fiziksel sağlığını olumsuz etkileyebiliyor.

Acıbadem Fulya Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Talat Sarıkavak, 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü kapsamında yaptığı açıklamada, iş yaşamıyla özel hayat arasındaki sınırların giderek belirsizleşmesinin tükenmişlik riskini artırdığını belirtti.

İş yerinde kendini güvende hissetmeme, sürekli ulaşılabilir olma baskısı ve ağır iş yükünün tükenmişliği besleyen etkenler arasında bulunduğunu ifade eden Dr. Sarıkavak, sorunun yalnızca kişinin çalışma isteğini değil, günlük yaşamını da etkileyebildiğini söyledi.

Tükenmişlik ile depresyon arasındaki fark önemli

Tükenmişlik sendromunun depresyonla karıştırılabildiğine işaret eden Dr. Sarıkavak, iki durumun benzer belirtiler gösterebilmesine rağmen aynı şekilde değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.

Tükenmişlik çoğunlukla uzun süreli iş stresiyle ilişkili olarak ortaya çıkarken depresyon, kişinin yaşamının farklı alanlarını etkileyebilen bir ruh sağlığı sorunu olarak tanımlanıyor. Sürekli yorgunluk, uyku problemleri, motivasyon kaybı ve isteksizlik gibi belirtiler iki durumda da görülebiliyor.

Dr. Sarıkavak, belirtilerin doğru değerlendirilmemesinin gereksiz ilaç kullanımına yol açabileceğini belirterek, özellikle uzun süren yakınmalarda psikiyatrik değerlendirme yapılmasının önemini vurguladı.

Tükenmişliğin önlenmemesi halinde hafıza ve uyku sorunları, mide ve bağırsak şikâyetleri ile çeşitli fiziksel rahatsızlıkların ortaya çıkabileceğini anlatan Sarıkavak, çalışma koşullarının iyileştirilmesinin de çözümün önemli bir parçası olduğunu ifade etti.

Tükenmişliğe karşı günlük yaşamda dört önlem

Dr. Talat Sarıkavak, tükenmişliğin etkilerini azaltmak için günlük yaşamda uygulanabilecek dört öneriyi paylaştı.

1. İş dışında kendinize zaman ayırın

Çalışma saatleri dışında kişiye iyi gelen faaliyetlere zaman ayrılması, zihinsel yorgunluğun azaltılmasına yardımcı olabiliyor. Yürüyüş yapmak, kitap okumak, el sanatlarıyla uğraşmak veya sosyal etkinliklere katılmak, iş yaşamının oluşturduğu baskıdan uzaklaşmayı kolaylaştırabiliyor.

Dr. Sarıkavak, gönüllü sosyal sorumluluk çalışmalarının da kişinin kendisini faydalı hissetmesine ve başarı duygusunu yeniden kazanmasına katkıda bulunabileceğini belirtti.

2. Akşam saatlerinde ekran kullanımını azaltın

Telefon, bilgisayar ve tabletlerin uzun süre kullanılması, özellikle uyku öncesinde zihinsel dinlenmeyi zorlaştırabiliyor. Gece geç saatlere kadar ekran karşısında kalmak, uyku düzenini olumsuz etkileyebiliyor.

Dr. Sarıkavak, akşam saatlerinde ekran kullanımının sınırlandırılmasını ve düzenli uyku alışkanlığının korunmasını önerdi.

3. Stresle başa çıkma becerilerinizi geliştirin

Günlük stresin yönetilmesinde farkındalık temelli uygulamalardan yararlanılabileceğini belirten Dr. Sarıkavak, bu yöntemlerin duygusal gerginliğin azaltılmasına yardımcı olabileceğini söyledi.

Kalıcı sorunlarda psikoterapinin önemine değinen Sarıkavak, özellikle mükemmeliyetçilik, sürekli olumsuz sonuçları düşünme ve başkalarına sınır koyamama gibi davranışların terapi sürecinde ele alınabileceğini ifade etti.

4. İş yerindeki sorunları aile yaşamına taşımayın

Tükenmişliğin etkileri yalnızca çalışan kişiyle sınırlı kalmayabiliyor. İş yerinde yaşanan yoğun stresin eve taşınması, aile içindeki iletişimi ve ilişkileri de olumsuz etkileyebiliyor.

Dr. Sarıkavak, bu konuda şu uyarıda bulundu:

“Tükenmişlik, tıpkı bulaşıcı bir hastalık gibi iş yerinden aile yaşamına sıçrama ve eşlerin veya çocukların psikolojisini bozma potansiyeline sahiptir. Araştırmalar, stresini eve taşıyan kişilerin eşlerinde de benzer tükenmişlik ve performans düşüşleri görüldüğünü kanıtlamaktadır. Eve girmeden önce zihinsel bir bariyer oluşturmak, evde iş konuşmamak ve aile içi iletişimde ‘işten psikolojik olarak kopabilmeyi’ başarmak, hem bireyi hem de ailenin bütünlüğünü korur.”

Çalışma koşullarının düzenlenmesi de gerekiyor

Tükenmişlikle mücadelede bütün sorumluluğun çalışanlara yüklenemeyeceğini belirten Dr. Sarıkavak, kurumların da iş yükü, çalışma saatleri ve çalışanların kendilerini güvende hissetmeleri konusunda düzenlemeler yapması gerektiğini söyledi.

Tükenmişlik mi, depresyon mu? İşte aradaki fark

Sarıkavak, “Şüphesiz kurumların da bazı düzenlemeleri mutlaka yapmaları gerekir. Ancak bireysel olarak günlük yaşantınızda yapabileceğiniz bazı değişiklikler de, tükenmişliğin fiziksel ve ruhsal açıdan daha ciddi boyutlara ulaşmasını önlemeye katkı sağlayabilir” ifadelerini kullandı.

Tükenmişlik belirtilerinin uzun süre devam etmesi, kişinin işlevselliğini bozması veya yaşamın diğer alanlarına yayılması durumunda profesyonel ruh sağlığı desteği alınması önem taşıyor.

Karaköse Haber - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme