Meme kanserinde tanıyı geciktiren 10 yanlış

Memorial Ataşehir Hastanesi Meme Sağlığı Merkezi'nden Prof. Dr. Bülent Çitgez, ailede kanser öyküsü bulunmaması, ağrısız kitlelerin önemsenmemesi ve biyopsinin kanseri yaydığı düşüncesi gibi yanlış inanışların meme kanserinde tanıyı geciktirebildiğini belirtti.

WhatsApp

AĞRI KARAKÖSE HABER WhatsApp Kanalını Takip Et

En güncel haberler için bizi WhatsApp kanalımızdan takip edin!

WhatsApp TAKİP ET

Haberin Özeti

  • • Memorial Ataşehir Hastanesi’nden Prof. Dr. Bülent Çitgez, meme kanserinde tanıyı geciktiren 10 yanlış inanışı kamuoyuyla paylaştı.
  • • Ailede kanser öyküsü olmaması riski ortadan kaldırmazken, ağrısız memedeki kitlelerin önemsenmemesi erken tanıyı engeller.
  • • Mamografinin kansere yol açtığı ve biyopsinin hastalığı yaydığı düşüncesi, bilimsel dayanağı olmayan önemli tanı geciktirici yanlışlardır.

Meme kanseriyle ilgili kulaktan dolma bilgiler, bazı kadınların memelerinde fark ettikleri değişikliklere rağmen sağlık kuruluşuna başvurmayı ertelemelerine neden olabiliyor. “Ailemde yoksa bende de olmaz” düşüncesinden mamografi ve biyopsiye ilişkin endişelere kadar birçok yanlış bilgi, erken tanı sürecini etkileyebiliyor.

Memorial Ataşehir Hastanesi Meme Sağlığı Merkezi’nden Prof. Dr. Bülent Çitgez, meme kanseri konusunda doğru bilinen 10 yanlışı anlattı.

Ailede kanser olmaması riski ortadan kaldırmıyor

Meme kanserinin yalnızca ailesinde bu hastalık bulunan kadınlarda görüldüğü düşüncesinin doğru olmadığını belirten Prof. Dr. Çitgez, aile öyküsü ve bazı genetik değişikliklerin riski artırabildiğini ancak hastalığın yalnızca kalıtsal nedenlerle ortaya çıkmadığını söyledi.

Bu nedenle ailesinde meme kanseri bulunmayan kadınların da yaşlarına ve kişisel risklerine uygun kontrolleri ihmal etmemeleri gerekiyor.

Memedeki kitlenin ağrımaması da güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Meme kanseri erken dönemde herhangi bir ağrıya yol açmadan gelişebiliyor. Daha önce bulunmayan veya zaman içerisinde değişen bir kitlenin ağrı yapıp yapmadığına bakılmaksızın değerlendirilmesi gerekiyor.

Bunun tersi de her meme ağrısının kanser olduğu anlamına gelmiyor. Çitgez, meme ağrısının hormonal değişiklikler dahil birçok iyi huylu nedene bağlı gelişebildiğini belirtti. Ancak tek taraflı ve belirli bir bölgede devam eden ağrıya kitle, meme başında değişiklik veya akıntı eşlik ediyorsa hekime başvurulması gerekiyor.

Mamografi ve biyopsi korkusu tanıyı geciktirebilir

Prof. Dr. Bülent Çitgez, mamografinin kansere yol açtığı yönündeki inanışın da doğru olmadığını belirtti. Mamografide düşük doz X-ışını kullanılıyor ve yöntem, henüz belirti vermeyen meme kanserlerinin erken dönemde belirlenmesinde kullanılıyor.

Kişinin memesini düzenli olarak kontrol etmesi de tek başına mamografinin veya hekim değerlendirmesinin yerine geçmiyor. Bazı meme kanserleri elle fark edilebilen bir kitle oluşturmadan görüntüleme sırasında tespit edilebiliyor.

Yanlış bilinen bir diğer konu ise biyopsi. Çitgez, memedeki şüpheli bir oluşumdan biyopsi alınmasının kanseri vücuda yaydığı iddiasının bilimsel karşılığı bulunmadığını ifade etti. Gerekli olduğu halde biyopsiden kaçınılması, kesin tanının konulmasını ve tedavinin başlamasını geciktirebiliyor.

Genç yaş ve emzirme kanseri tamamen dışlamıyor

Meme kanserinin yalnızca ileri yaşlarda görüldüğü düşüncesi de belirtilerin göz ardı edilmesine neden olabiliyor. Hastalık riski yaşla birlikte yükselse de genç kadınlarda da meme kanseri görülebiliyor.

Özellikle aile öyküsü, genetik yatkınlık veya kişisel risk faktörleri bulunan kadınların takip programı farklı şekilde planlanabiliyor. Çitgez, genç olmanın memede ortaya çıkan yeni bir değişikliği ertelemek için gerekçe olmadığını belirtti.

Emzirme de meme kanseri riskini tamamen ortadan kaldırmıyor. Emzirme döneminde görülen sertlik ve şişlikler süt birikmesi veya enfeksiyonla karıştırılabiliyor. Geçmeyen kitle veya olağan dışı değişikliklerin bu nedenle kontrol edilmesi gerekiyor.

Her kitle kanser değil

Memede kitle fark edilmesi doğrudan kanser tanısı anlamına gelmiyor. Kistler, fibroadenomlar ve farklı iyi huylu meme hastalıkları da kitleye neden olabiliyor.

Kitlenin niteliğinin yalnızca elle yapılan muayeneyle belirlenemeyeceğini kaydeden Çitgez, gerekli durumlarda ultrasonografi, mamografi ve biyopsi gibi yöntemlerin kullanıldığını aktardı.

Meme kanserinde tanıyı geciktiren 10 yanlış

Memenin tamamının alınması her hastada gerekmiyor

Meme kanseri tanısı konulan her kadının memesinin tamamen alınacağı düşüncesi de günümüzde geçerli değil. Cerrahi yönteme hastalığın evresi, tümörün özellikleri ve memedeki yerleşimi ile hastanın bireysel durumu değerlendirilerek karar veriliyor.

Prof. Dr. Bülent Çitgez, uygun hastalarda meme koruyucu ve onkoplastik cerrahi yöntemlerinin uygulanabildiğini belirterek, memenin kaybedileceği korkusunun muayene ve tedavinin ertelenmesine yol açmaması gerektiğini ifade etti.

Karaköse Haber - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme