Kadın kalbi farklı sinyaller verebiliyor: Bu 5 noktaya dikkat
Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Süha Çetin, kadınlarda kalp ve damar hastalıklarının farklı belirtiler ve mekanizmalarla ortaya çıkabildiğini belirterek özellikle gebelik geçmişi ve menopoz döneminin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.
Haberin Özeti
- • Kadınlarda kalp hastalıkları erkeklerden farklı belirtilerle ortaya çıkabilir; nefes darlığı, bulantı, soğuk terleme ve yoğun yorgunluk kalp krizinin işareti olabilir.
- • Gebelikte yaşanan preeklampsi ve gestasyonel diyabet ile menopoz dönemindeki değişimler, kadınların ilerleyen yıllardaki kalp ve damar sağlığı açısından önem taşıyor.
- • Prof. Dr. Süha Çetin, anjiyografide büyük damarların temiz çıkmasının her zaman kalp sorunu olmadığı anlamına gelmediğini, küçük damar hastalığı ve damar spazmının da değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Kalp ve damar hastalıkları çoğu zaman erkeklerle özdeşleştirilse de kadınlarda hastalığın ortaya çıkış biçimi, belirtileri ve risk faktörleri farklılık gösterebiliyor. Kadınların kalp sağlığı değerlendirilirken tansiyon, kolesterol ve diyabet gibi bilinen risklerin yanı sıra gebelikte yaşanan sağlık sorunları, menopoz ve bazı kadınlara özgü durumların da dikkate alınması gerekiyor.
İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Süha Çetin, kadınların kardiyovasküler araştırmalarda uzun yıllar yeterince temsil edilmemesinin tanı ve tedavi süreçlerine de yansıdığını belirtti.
Çetin, “Kadınlarla ilgili tıbbi araştırmalar son yıllarda artsa da modern tıpta erkekler hâlâ ön planda. Birçok kalp ve damar hastalığının tanı ve tedavisine ilişkin bilgilerimiz, ağırlıklı olarak erkek hastalarda yürütülen çalışmalara dayanıyor. Bu durum kadınlarda hastalıkların fark edilmesini, doğru tanının konmasını ve en uygun tedavinin seçilmesini zorlaştırabiliyor” dedi.
Kadınlarda kalp hastalıklarının yalnızca belirtiler açısından farklılaşmadığını belirten Çetin, hastalığa yol açan mekanizmaların da değişebildiğine dikkat çekti. Küçük damar hastalığı, damar spazmı ve spontan koroner arter diseksiyonu (SCAD) gibi durumların kadınlarda değerlendirilmesinin önem taşıdığını kaydetti.
Gebelik geçmişi kalp sağlığı hakkında ipucu verebilir
Yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, diyabet, sigara kullanımı, hareketsiz yaşam ve aile öyküsü kadınlarda kalp ve damar hastalıklarının temel risk faktörleri arasında bulunuyor. Ancak kadınların sağlık geçmişinde farklı risk göstergeleri de yer alabiliyor.
Prof. Dr. Süha Çetin, gebelik sırasında ortaya çıkan preeklampsi ve gestasyonel diyabet gibi komplikasyonların ilerleyen yıllardaki kalp ve damar hastalığı riski değerlendirilirken dikkate alınması gerektiğini belirtti.
Polikistik over sendromunun yanı sıra lupus ve romatoid artrit gibi bazı hastalıkların da kardiyovasküler risk değerlendirmesinde önem taşıdığını ifade eden Çetin, kadınların kalp sağlığının yalnızca mevcut kan değerleri üzerinden ele alınmaması gerektiğine dikkat çekti.
Kadınlar açısından önemli dönüm noktalarından birini de menopoz oluşturuyor. Menopoz sürecinde tansiyon, kolesterol ve metabolik risk faktörlerinde olumsuz değişiklikler meydana gelebiliyor.
Bu nedenle özellikle 40'lı ve 50'li yaşlarda ortaya çıkan yeni risk faktörlerinin yalnızca yaşın doğal sonucu olarak değerlendirilmemesi gerekiyor. Menopoz dönemine giren kadınların kardiyovasküler risk profilinin yeniden gözden geçirilmesi önem taşıyor.
Kalp krizi her zaman şiddetli göğüs ağrısıyla gelmeyebilir
Kalp krizinin en bilinen belirtisi göğüste oluşan baskı ve ağrı olsa da kadınlarda belirtiler her zaman bu kadar belirgin olmayabiliyor.
Prof. Dr. Süha Çetin, kadınlarda göğüs ağrısına nefes darlığı, bulantı, soğuk terleme ve alışılmışın dışında yoğun yorgunluk gibi şikâyetlerin eşlik edebileceğine dikkat çekti.
Bu tür belirtilerin stres, yorgunluk veya mide rahatsızlığı gibi nedenlere bağlanarak göz ardı edilmesi, kalp hastalığının fark edilmesini ve tanı konulmasını geciktirebiliyor.
Kadınlarda kalp krizine yol açan mekanizmalar da farklılık gösterebiliyor. Kalbi besleyen damarlardaki aterosklerotik plakların yırtılması ve ardından pıhtı oluşması her iki cinsiyette de önemli bir neden olmaya devam ederken, kadınlarda küçük damar hastalığı, koroner damar spazmı ve spontan koroner arter diseksiyonu da dikkate alınması gereken durumlar arasında bulunuyor.
Özellikle genç ve orta yaşlı kadınlarda kalp krizi şüphesi değerlendirilirken bu mekanizmaların göz önünde bulundurulması gerektiğini belirten Çetin, yoğun fiziksel veya duygusal stresin ardından gelişebilen Takotsubo kardiyomiyopatisine de dikkat çekti.
“Kırık kalp sendromu” olarak da bilinen bu tablo özellikle menopoz sonrasındaki kadınlarda görülebiliyor ve kalp krizini düşündürebilecek belirtilerle ortaya çıkabiliyor.
“Damarlar temiz” sonucu her zaman yeterli olmayabilir
Kadınlarda kalp sağlığı açısından dikkat edilmesi gereken konulardan biri de koroner anjiyografi sonucunda büyük damarlarda belirgin bir tıkanıklık görülmemesine rağmen şikâyetlerin devam etmesi.
Küçük damar hastalığı ve koroner damar spazmı gibi bazı sorunların klasik koroner anjiyografide her zaman açık şekilde ortaya çıkmayabileceğini belirten Prof. Dr. Süha Çetin, şikâyetlerin sürmesi durumunda hastanın durumuna göre daha ileri incelemelere ihtiyaç duyulabileceğini ifade etti.
Bu nedenle anjiyografide büyük damarların açık görülmesinin her hastada kalple ilgili bir sorun bulunmadığı anlamına gelmeyebileceğine dikkat çekiliyor.
Çetin, kadınların kalp sağlığı değerlendirilirken yaşam boyu sağlık öyküsünün bütün olarak ele alınmasının önem taşıdığını, gebelik geçmişinden menopoz dönemine ve devam eden belirtilere kadar farklı unsurların risk değerlendirmesine dahil edilmesi gerektiğini belirtti.
Bakmadan Geçme
