Diş çürüğünün gizli nedeni: Şeker kadar tüketim sıklığı da önemli
Restoratif Diş Tedavisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, şekerli ve asitli gıdaların birlikte tüketilmesinin diş minesini zayıflattığını, doğru ağız bakımının ise çürük oluşumunu önlemede kritik rol oynadığını söyledi.
Haberin Özeti
- • Restoratif Diş Tedavisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, diş çürüğü oluşumunda tüketilen şeker miktarından çok tüketim sıklığının belirleyici olduğunu vurguladı.
- • Sık şeker tüketimi, ağızdaki bakterilerin asit üretip pH'ı 5.5 altına düşürerek diş minesinde mineral kaybı yani demineralizasyon sürecini başlatır.
- • Özellikle karamel ve kuru meyve gibi yapışkan gıdalar çürük riskini artırırken, doğru ağız bakımı mineral kaybını önlemede kritik rol oynar.
Şekerli ve asitli gıdaların sık tüketimi, diş sağlığını tehdit eden en önemli etkenler arasında yer alıyor. Restoratif Diş Tedavisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, özellikle yapışkan atıştırmalıklar ve asitli içeceklerin diş minesinde mineral kaybını hızlandırarak çürük oluşumuna zemin hazırladığını belirtti.
Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, diş çürüğü açısından yalnızca tüketilen şeker miktarının değil, gün içinde kaç kez şeker tüketildiğinin de büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, ağız içindeki asit dengesinin sık tüketim nedeniyle uzun süre bozulduğunu ifade etti.
Şekerli ve yapışkan gıdaların diş yüzeyinde uzun süre kaldığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, şunları söyledi:
"Diş yüzeyinde uzun süre tutunduklarında ve tükürüğün etkisi ile kolayca temizlenemediklerinde ağız içindeki bazı bakteriler tarafından şeker fermente edilir."
Bu süreç sonucunda oluşan asitlerin ağız içi pH değerini düşürdüğünü belirten Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, "Ağız içi ortamın pH seviyesi düşer. Oluşan bu asitler ‘demineralizasyon’ yani çürük sürecini başlatır. Özellikle karamel, lokum, şekerleme, kuru meyveler ve yapışkan atıştırmalıklar diş yüzeyinde daha uzun süre kaldıkları için çürük riskini yükseltir" ifadelerini kullandı.
Çürük süreci mineral kaybıyla başlıyor
Diş minesinin büyük bölümünün kalsiyum ve fosfat minerallerinden oluştuğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, asidik ortamın bu minerallerin çözünmesine neden olduğunu söyledi.
Demineralizasyonun diş çürüğünün ilk aşaması olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, "Diş minesinde demineralizasyon, asidik ortamın etkisiyle mine yapısındaki hidroksiapatit kristallerinden kalsiyum ve fosfat iyonlarının çözünerek uzaklaşması sonucu meydana gelen mineral kaybı sürecidir" dedi.
Süreç ilerledikçe diş minesinde beyaz lekeler, hassasiyet ve zamanla derin çürüklerin oluşabildiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, ağız pH'ının 5,5'in altına düşmesiyle mineral kaybının başladığını kaydetti.
Diş çürüğü riskinde tüketim sıklığının belirleyici olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım şöyle konuştu:
"Risk açısından şeker tüketim sıklığı, tüketilen toplam şeker miktarından daha önemlidir. Gün içinde sık aralıklarla şeker tüketimi, dişlerin asit saldırılarına daha fazla maruz kalmasına neden olduğundan çürük riskini artırır. Örneğin, aynı miktardaki şekerin tek seferde tüketilmesi ile gün boyunca birçok kez tüketilmesi karşılaştırıldığında, sık tüketim sonrasında ağız pH'ı tekrar tekrar kritik seviyenin altına düşer ve tükürüğün mineyi remineralize etmesi için yeterli zaman kalmaz. Bu nedenle demineralizasyon süresi uzar ve çürük oluşma riski artar."
Demineralizasyonun başlangıç aşamasında geri döndürülebileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, tükürüğün içerdiği kalsiyum, fosfat ve florür sayesinde diş minesinin yeniden güçlenebildiğini ifade etti.
Ancak sık şeker tüketimi ve yetersiz ağız hijyeninin bu doğal onarım mekanizmasını yetersiz bıraktığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, oluşan çürüklerin ilerleyen dönemde dolgu gibi tedaviler gerektirdiğini söyledi.
Asitli içeceklerle şekerli gıdaların birlikte tüketilmesinin diş minesini daha fazla yıprattığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, "Bunun nedeni, asitlerin diş minesini doğrudan zayıflatırken, şekerin ağız bakterileri tarafından metabolize edilerek ek asit üretimine yol açmasıdır" dedi.
Tükürüğün ağızdaki asidi nötralize etmeye çalıştığını hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, "Ancak ortamda hem dışarıdan gelen asit hem de içeride üretilen şeker asidi olduğunda, tükürüğün temizleme ve pH'ı normale döndürme süresi çok uzar. Diş minesi saatlerce savunmasız kalır. Örneğin kola, gazoz, enerji içecekleri, aromalı soğuk çaylar veya şekerli meyve suları çürük oluşturma riski yüksek içeceklerdir" ifadelerini kullandı.
Şekerli ve asitli gıdaların ardından dişlerin hemen fırçalanmaması gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, "Özellikle asitli ve şekerli gıdalar sonrasında yapılan fırçalama, mine kaybını artırabilir. Genel olarak önerilen yaklaşım; şekerli gıdaların ardından ağzın su ile çalkalanması ve şekersiz sakız çiğnenerek tükürük akışı sağlanmasıdır. Diş fırçalamak için yaklaşık 30–60 dakika beklenmesi önerilir" dedi.
Sadece tatlı yiyeceklerin değil, asit içeren ve nişasta bakımından zengin bazı gıdaların da diş sağlığı açısından risk taşıdığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, sözlerini şöyle tamamladı:
"Diş minesinin en büyük düşmanlarından biri şekerse, diğeri de asittir. Doğrudan asit içeren tehlikeler arasında; limon, sirke ve turşular, diyet / sıfır şekerli gazlı içecekler ve meyveli/aromalı maden suları sayılabilir. Yine tuzlu olarak bilinen nişasta açısından zengin cips, kraker ve bisküviler, beyaz ekmek, lavaş gibi birçok gıda çürük riskini arttıran gıdalardır."
Bakmadan Geçme
