Bu 6 alışkanlık anne olmayı zorlaştırıyor: 35 yaş uyarısına dikkat
Acıbadem Kozyatağı Hastanesi'nden Dr. Gamze Karababa, hamilelik planlayan kadınları 35 yaş sonrası azalan üreme kapasitesi ve doğurganlığı olumsuz etkileyen 6 hatalı alışkanlığa karşı uyardı.
Haberin Özeti
- • Dr. Gamze Karababa, 35 yaş sonrası azalan üreme kapasitesi ve doğurganlığı olumsuz etkileyen altı hatalı alışkanlığa karşı kadınları uyardı.
- • Kadınların 35 yaşından sonra yumurta rezervi azaldığından, 6 ay düzenli ilişkiye rağmen hamile kalamayanların hekime başvurması gerekiyor.
- • Obezite, aşırı zayıflık, sigara ve alkol tüketimi, hareketsiz yaşam ve sağlıksız beslenme gibi alışkanlıklar infertilite riskini artırıyor.
Düzenli ve korunmasız cinsel ilişkiye rağmen hamileliğin gerçekleşmemesi olarak tanımlanan infertilite, günümüzde önemli üreme sağlığı sorunları arasında yer alıyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünya genelinde üreme çağındaki yaklaşık her 6 kişiden biri yaşamının bir döneminde infertilite sorunu yaşıyor. İnfertilite vakalarının yaklaşık yüzde 30’unun kadınlara bağlı nedenlerden kaynaklandığı belirtiliyor.
Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Gamze Karababa, kadın infertilitesinde genetik özellikler ve ilerleyen yaş gibi değiştirilemeyen faktörlerin yanı sıra günlük yaşam alışkanlıklarının da önemli rol oynadığını belirtti.
Karababa, obezite veya aşırı zayıflık, sigara ve alkol tüketimi, hareketsiz yaşam ile sağlıksız beslenmenin üreme sağlığını olumsuz etkileyebildiğini belirterek, infertilite riskinin azaltılmasında sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önem taşıdığını ifade etti.
35 yaş sonrası hamilelik planını ertelemeyin
Eğitim, kariyer ve sosyal yaşam gibi nedenlerle çocuk sahibi olma yaşı giderek ileriye taşınabiliyor. Ancak kadınların belirli bir yumurta rezerviyle dünyaya geldiğini hatırlatan Dr. Gamze Karababa, yıllar içerisinde hem yumurta sayısının azaldığını hem de kalan yumurtalarda kromozomal bozukluk görülme ihtimalinin arttığını belirtti.
Üreme kapasitesindeki azalmanın özellikle 35 yaşından sonra belirginleştiğini, 40 yaş sonrasında ise daha hızlı seyrettiğini ifade eden Karababa, ilerleyen yaşla birlikte doğal hamilelik ihtimalinin azalmasının yanı sıra düşük ve embriyoda kromozomal anomali riskinin de arttığını kaydetti.
Dr. Karababa, 35 yaş ve üzerindeki kadınların 6 ay boyunca düzenli ve korunmasız ilişkiye rağmen hamile kalamamaları halinde zaman kaybetmeden hekime başvurmaları gerektiğini belirterek, erken değerlendirme ve ihtiyaç halinde uygulanacak tedavinin önemine dikkat çekti.
Hamileliği uzun süre ertelemeyi planlayan kadınların yaşları ve tıbbi özellikleri doğrultusunda üreme potansiyellerini değerlendirmelerinin yararlı olabileceğini ifade eden Karababa, yardımcı üreme tedavilerindeki gelişmelerin yaşın doğurganlık üzerindeki etkisini tamamen ortadan kaldırmadığını vurguladı.
Sigara, kilo ve alkol üreme sağlığını etkileyebiliyor
Sigara kullanımı kadın üreme sağlığını farklı mekanizmalarla olumsuz etkileyebiliyor. Sigara dumanında bulunan toksik maddeler yumurtalık dokusuna zarar verebilirken, yumurta kaybını hızlandırabiliyor ve hamileliğin oluşma süresini uzatabiliyor. Elektronik sigaralar ve diğer nikotin ürünleri de üreme sağlığı açısından güvenli bir alternatif olarak görülmüyor.
Dr. Gamze Karababa, hamilelik planlayan kadınların sigara ve diğer nikotin ürünlerini bırakmalarını, mümkün olduğunca pasif sigara dumanına maruz kalmaktan da kaçınmalarını önerdi.
Vücut ağırlığı da hormonal sistem ve yumurtlama düzeninde önemli rol oynuyor. Obezite; insülin direnci, hormonal düzensizlikler ve yumurtlama problemlerine yol açabiliyor. Özellikle polikistik over sendromu bulunan kadınlarda fazla kilo, mevcut hormonal ve metabolik sorunları daha belirgin hale getirebiliyor.
Sorunun yalnızca fazla kiloyla sınırlı olmadığını belirten Karababa, çok düşük vücut ağırlığı, ciddi kalori kısıtlaması ve aşırı egzersizin de adet düzeninin bozulmasına, hatta bazı kadınlarda yumurtlamanın durmasına neden olabileceğini ifade etti. Bu nedenle kısa sürede yüksek miktarda kilo vermek yerine sağlıklı ve sürdürülebilir bir vücut ağırlığına ulaşılması hedefleniyor.
Alkol tüketiminin de göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Dr. Karababa, sık ve yüksek miktarda alkol tüketiminin hormonal dengeyi ve yumurtlama düzenini etkileyebileceğini söyledi.
Karababa, “Güvenli olduğu kanıtlanmış bir alkol miktarı olmadığı için en doğru yaklaşım alkol tüketmemektir” diyerek özellikle hamilelik döneminde alkolden uzak durulması gerektiğini vurguladı.
Hareketsiz yaşamdan kaçının, kontrolleri aksatmayın
Üreme sağlığını tek başına artırdığı kanıtlanmış özel bir besin veya “doğurganlık diyeti” bulunmuyor. Ancak uzun süre sağlıksız beslenmek ve hareketsiz yaşamak; kilo artışı, insülin direnci ve metabolik sorunlar üzerinden hormonal sistemi ve yumurtlamayı olumsuz etkileyebiliyor.
Dr. Gamze Karababa, aşırı egzersizin de her zaman daha sağlıklı anlamına gelmediğine dikkat çekerek, yetersiz enerji alımıyla birlikte gerçekleştirilen yoğun fiziksel aktivitenin bazı kadınlarda adet düzensizliklerine ve yumurtlamanın baskılanmasına neden olabileceğini belirtti.
Sebze, meyve, tam tahıllar, kaliteli protein kaynakları ve sağlıklı yağlardan oluşan dengeli bir beslenme düzeninin tercih edilmesi gerektiğini ifade eden Karababa, aşırı işlenmiş ve yüksek şeker içeren gıdaların sınırlandırılmasını önerdi. Düzenli fiziksel aktivitenin ise kişinin sağlık durumuna uygun şekilde yapılması gerektiğini kaydetti.
Jinekolojik kontrollerin yalnızca bir sağlık sorunu ortaya çıktığında yapılması gerektiği düşüncesinin de hatalı olduğunu belirten Dr. Karababa, yumurtlama bozuklukları, endometriozis, rahim ve yumurtalıklarla ilişkili bazı hastalıkların her zaman belirgin şikâyetlere yol açmayabileceğini ifade etti.
Özellikle adet düzensizliği, uzun süren adet gecikmeleri, şiddetli adet ağrısı, ara kanama, geçirilmiş pelvik enfeksiyon veya yumurtalık ameliyatı öyküsünün göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Karababa, bu durumların zamanında değerlendirilmesinin ileride hamilelik planlandığında önem taşıyabilecek sorunların daha erken fark edilmesini sağlayabileceğini söyledi.
Dr. Karababa, kadınların düzenli jinekolojik kontrollerini aksatmamalarını ve adet düzenlerinde ya da mevcut şikâyetlerinde değişiklik olması durumunda hekime başvurmalarını önerdi.
Bakmadan Geçme
