Diz ve kalça protezinde gecikme tedavi sürecini zorlaştırabiliyor
Prof. Dr. Javad Parvizi, diz ve kalça kireçlenmesinde protez ameliyatının gereğinden fazla ertelenmesinin kas gücü ve hareket kabiliyetini azaltarak tedavi sürecini zorlaştırabildiğini belirtti.
Haberin Özeti
- • Prof. Dr. Javad Parvizi, diz ve kalça protez ameliyatını ertelemenin kas gücünü azaltıp hareket kabiliyetini kısıtlayarak rehabilitasyonu zorlaştırdığını belirtti.
- • Uzmanlar, protez ameliyatı için doğru zamanın, hastanın yaşam kalitesinin bozulduğu ancak kas yapısının hala güçlü olduğu dönem olduğunu vurguluyor.
- • Minimal invaziv cerrahi, kas ve sağlıklı dokuları koruyarak ameliyat sonrası kan kaybını, ağrıyı azaltıp iyileşme sürecini daha konforlu hale getiriyor.
Diz ve kalça kireçlenmesi, yaşam süresinin uzaması ve hareketsiz yaşam alışkanlıklarının yaygınlaşmasıyla birlikte daha fazla kişinin günlük hayatını etkiliyor. Ağrı, hareket kısıtlılığı ve yürüme güçlüğü yaşayan birçok hasta ise “Henüz erken”, “Biraz daha dayanabilirim” veya “Ameliyattan sonra uzun süre yürüyemem” düşüncesiyle protez ameliyatını erteleyebiliyor.
Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Acıbadem Üniversitesi Uluslararası Eklem Sağlığı Uygulama ve Araştırma Merkezi Kurucusu Prof. Dr. Javad Parvizi, protez cerrahisinde doğru zamanlamanın büyük önem taşıdığını belirtti.
Hastalığın ilerlemesiyle sorunun yalnızca eklemdeki hasarla sınırlı kalmadığını ifade eden Parvizi, kas gücünün azalabildiğini, hareket kabiliyetinin kısıtlanabildiğini ve kişinin genel fiziksel kondisyonunun da bu süreçten olumsuz etkilenebildiğini söyledi.
“Geç kalmak rehabilitasyon sürecini zorlaştırabiliyor”
Hastaların önemli bir bölümünün ameliyat kararını uzun süre ertelediğine dikkat çeken Prof. Dr. Parvizi, “Hastalık ilerledikçe yalnızca eklemdeki hasar artmıyor; kas gücü azalıyor, hareket kabiliyeti kısıtlanıyor ve kişinin genel fiziksel kondisyonu da olumsuz etkileniyor. Bu durum ameliyat sonrası rehabilitasyon sürecini zorlaştırabiliyor” dedi.
Protez kararının yalnızca röntgen görüntülerine bakılarak verilmediğini belirten Parvizi, hastanın günlük yaşamı, ağrı düzeyi, yürüme mesafesi, merdiven çıkabilme durumu, gece ağrıları ve yaşam kalitesindeki değişikliklerin de değerlendirmeye alındığını kaydetti.
Parvizi, “Doğru zamanlama, hastanın yaşam kalitesinin belirgin şekilde bozulduğu ancak kas yapısının ve genel sağlık durumunun hâlâ güçlü olduğu dönemdir. Bu dönemde yapılan cerrahilerden alınan fonksiyonel sonuçlar genellikle çok daha başarılı oluyor” ifadelerini kullandı.
Minimal invaziv cerrahiyle dokular korunuyor
Diz ve kalça protezi ameliyatlarında kullanılan cerrahi yöntemlerin gelişen teknolojiyle birlikte önemli ölçüde değiştiğini belirten Prof. Dr. Parvizi, minimal invaziv cerrahinin temel amacının yalnızca daha küçük kesi yapmak olmadığını söyledi.
Bu yöntemde kas, tendon ve diğer sağlıklı dokuların mümkün olduğunca korunmasının hedeflendiğini ifade eden Parvizi, “Minimal invaziv cerrahide asıl hedef, ameliyat sırasında kaslara, tendonlara ve diğer sağlıklı dokulara mümkün olduğunca az müdahale etmektir. Çevre dokuları koruduğunuzda, hastanın ameliyat sırasında yaşayabileceği kan kaybı azalıyor, ameliyata bağlı sonrasında görülebilecek ağrılar hafifliyor ve iyileşme süreci daha konforlu ilerliyor” dedi.
Cerrahi teknikler, anestezi yöntemleri ve rehabilitasyon uygulamalarındaki gelişmeler sayesinde ameliyat sonrasındaki sürecin de değiştiğini aktaran Parvizi, uygun hastaların ameliyattan saatler sonra ayağa kalkabildiğini ve kısa yürüyüşlere başlayabildiğini söyledi.
Parvizi, “Uygun hastalar ameliyatın ardından saatler içinde ayağa kalkabiliyor, kısa yürüyüşlere başlanabiliyor ve çoğu hasta birkaç gün içinde evine dönebiliyor. Erken hareket etmek hem kas kaybını önlüyor hem de iyileşmeyi hızlandırıyor” diye konuştu.
Protez kararında yaş değil hastanın durumu belirleyici
Toplumda görülen “Protez için çok gencim” düşüncesinin her zaman doğru olmadığını belirten Prof. Dr. Parvizi, tedavi kararında kronolojik yaştan çok hastanın fonksiyonel durumunun ve yaşam kalitesinin dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
Parvizi, “50 yaşındaki bir hastanın yaşam kalitesi ciddi şekilde bozulmuşsa yalnızca yaşını gerekçe göstererek ameliyatı ertelemek doğru değil. Aynı şekilde ileri yaştaki ancak genel sağlık durumu iyi olan birçok hasta da başarılı protez ameliyatı olabilir. Önemli olan doğru hasta seçimi ve doğru zamanlamadır” dedi.
Ağrı nedeniyle hareketin azalmasının kilo artışı, kas zayıflığı ve denge sorunlarına yol açabileceğini belirten Parvizi, bu sürecin kişinin genel sağlık durumunu da olumsuz etkileyebileceğini kaydetti.
Protez teknolojilerindeki gelişmelerle birlikte kişiye özel tedavi planlamalarının da ön plana çıktığını ifade eden Parvizi, hastanın kemik yapısı, bağ dengesi, hareket beklentisi ve günlük yaşam alışkanlıklarının ayrıntılı şekilde değerlendirildiğini söyledi.
Yeni nesil implantların daha doğal hareket hissi sağlamayı hedeflediğini belirten Parvizi, gelecekte sensör teknolojileriyle donatılmış akıllı protezlerin daha yaygın kullanılabileceğini dile getirdi.
Parvizi, protez cerrahisindeki temel hedefin yalnızca ağrıyı ortadan kaldırmak olmadığını vurgulayarak, “Bugün protez cerrahisindeki hedefimiz sadece ağrıyı ortadan kaldırmak değil; hastalarımızın yeniden aktif, üretken ve hareketli bir yaşam sürmesini sağlamak. Doğru zamanda uygulanan modern cerrahi yöntemler ve kişiye özel tedavi planlaması sayesinde bunu çok daha başarılı şekilde gerçekleştirebiliyoruz” ifadelerini kullandı.
Bakmadan Geçme
