Bel çevresindeki değişim diyabetin habercisi olabilir

Dünyada yüz milyonlarca kişiyi etkileyen diyabet, çoğu zaman belirgin şikâyetlere yol açmadan ilerlerken, Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Adnan Batman, özellikle bel çevresindeki yağlanma, hareketsizlik ve şekerli içecek tüketiminin Tip 2 diyabet açısından önemli risk oluşturduğuna dikkat çekti.

WhatsApp

AĞRI KARAKÖSE HABER WhatsApp Kanalını Takip Et

En güncel haberler için bizi WhatsApp kanalımızdan takip edin!

WhatsApp TAKİP ET

Haberin Özeti

  • Türkiye'de yaklaşık 9,6 milyon kişiyi etkileyen diyabet, Avrupa'da ilk sırada yer alırken, her iki hastadan birinin durumundan haberdar olmadığı belirtiliyor.
  • Doç. Dr. Adnan Batman, erkeklerde 102 cm, kadınlarda 88 cm üzerindeki bel çevresinin diyabet açısından ciddi bir uyarıcı olduğunu vurguluyor.
  • Şekerli içecekler, rafine karbonhidratlar ve hareketsizlik riski artırırken, %5-10 kilo kaybı ve günlük 30 dakika yürüyüş diyabeti önleyebilir.

Diyabet dünya genelinde giderek daha fazla kişiyi etkileyen önemli sağlık sorunları arasında yer alıyor. Uluslararası Diyabet Federasyonu verilerine göre dünyada 589 milyon yetişkin diyabetle yaşarken, Türkiye’de bu sayının yaklaşık 9,6 milyon olduğu belirtiliyor. Türkiye bu rakamla Avrupa’da ilk sırada bulunuyor.

Türkiye’de gerçek diyabetli sayısının 12 milyona yaklaştığının tahmin edildiğini belirten Acıbadem Altunizade Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Adnan Batman, hastalığın uzun süre fark edilmeden ilerleyebildiğini söyledi.

Çok su içme, sık idrara çıkma, nedeni açıklanamayan kilo kaybı, halsizlik, bulanık görme ve yaraların geç iyileşmesi diyabetin belirtileri arasında bulunuyor. Ancak bu şikâyetlerin çoğu zaman geç fark edilmesi tanıyı geciktirebiliyor.

Doç. Dr. Batman, “Ülkemizdeki her 2 diyabet hastasından 1’inin hastalığından haberdar olmadığını düşünürsek, önümüze çok daha çarpıcı bir tablo çıkmaktadır. Üstelik henüz diyabet olmayan ancak şekeri sınırda seyreden milyonlarca prediyabetli ve insülin direnci taşıyan vatandaşımız da kapının eşiğinde bekliyor.” dedi.

Genetik yatkınlığın yanı sıra fazla kilo, hareketsiz yaşam, rafine şeker ağırlıklı beslenme, stres ve uyku düzensizliği Tip 2 diyabet gelişiminde etkili olabiliyor.

Özellikle karın bölgesindeki yağlanmaya dikkat çeken Doç. Dr. Batman, erkeklerde bel çevresinin 102, kadınlarda ise 88 santimetrenin üzerine çıkmasının insülin direnci ve diyabet açısından uyarıcı olabileceğini belirtti.

Bu nedenle yalnızca tartıdaki rakamın değil, bel çevresindeki değişimin de takip edilmesi önem taşıyor. Vücut ağırlığının yüzde 5-10 oranında azaltılması, risk grubundaki kişilerde diyabet gelişme ihtimalini yüzde 58’e varan oranda düşürebiliyor. Örneğin 90 kilogram ağırlığındaki bir kişinin 5-9 kilogram vermesi bile metabolik sağlık açısından önemli kazanımlar sağlayabiliyor.

Batman, hızlı kilo vermeye yönelik ağır diyetler yerine sürdürülebilir beslenme ve hareket alışkanlıklarının benimsenmesini öneriyor.

Bir kutu şekerli içecek bile riski artırıyor

Kola, gazoz, hazır meyve suyu ve şeker içeren çay-kahve karışımlarının sık tüketilmesi kan şekerinin hızla yükselmesine yol açıyor. Günde bir kutu şekerli içeceğin düzenli tüketilmesi bile Tip 2 diyabet riskini artırabiliyor.

Doç. Dr. Batman, beyaz ekmek, pirinç ve şekerli unlu mamuller gibi rafine karbonhidratların azaltılmasını; bunların yerine tam tahıllı ürünlerin tercih edilmesini tavsiye ediyor. Tatlı ihtiyacının meyvelerden karşılanması, içecek olarak ise su, sade maden suyu, ayran ve şekersiz çayın tercih edilmesi öneriliyor.

Diyabete karşı günde 30 dakika yürüyün

Diyabet riskini azaltmanın en kolay yollarından biri de günlük yaşamda daha fazla hareket etmek. Haftada en az 150 dakika tempolu yürüyüş yapılması, insülin duyarlılığının artırılmasına katkı sağlıyor.

Doç. Dr. Batman, “Kaslarımız, şekeri yakan en büyük fabrikamızdır; hareketsiz kaldıkça bu fabrika kapanır. Spor salonuna gitmek şart değil. Asansör yerine merdiven kullanmak, servisten bir durak önce inmek veya akşam yemeğinden sonra yürüyüş yapmak bile işe yarar.” ifadelerini kullandı.

Uzun süre masa başında çalışanların da her 30-45 dakikada bir ayağa kalkarak birkaç dakika hareket etmesini öneren Batman, kesintisiz oturmanın düzenli spor yapan kişiler açısından bile risk oluşturabileceğini vurguladı.

Sofranızı yeniden düzenleyin

Beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesi Tip 2 diyabetten korunmada önemli rol oynuyor. Doç. Dr. Batman, tabağın yarısının sebze ve salatadan, dörtte birinin tavuk, balık veya baklagiller gibi protein kaynaklarından, kalan bölümünün ise tam tahıllardan oluşturulmasını öneriyor.

Haftada en az iki kez balık tüketilmesi, zeytinyağı ve lif içeriği yüksek besinlerin sofralarda daha fazla yer alması, günlük bir avuç çiğ kuruyemiş tüketilmesi de öneriler arasında bulunuyor.

Salam ve sosis gibi işlenmiş etlerle paketli atıştırmalık ve hazır gıdaların ise mümkün olduğunca sınırlandırılması gerekiyor.

Uykusuzluk ve stres diyabet riskini etkiliyor

Doç. Dr. Batman, diyabetten korunmada yalnızca beslenme ve hareketin değil, uyku düzeninin de önem taşıdığına dikkat çekiyor.

Düzenli olarak 6 saatten az uyumanın insülin direnci ve diyabet riskini artırabildiğini belirten Batman, uykusuzluğun kortizol seviyesini yüksek tutarak iştah düzenini de olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.

Batman, “Günde 7-8 saatlik kaliteli uyku bir lüks değil, tedavi gibi görülmelidir. Bunun yanında yatış saatinin gece 11’den geç olması biyolojik yaşlanmayı hızlandırmaktadır.” dedi.

Stresin kontrol altında tutulması için yürüyüş, nefes egzersizleri, hobiler ve sosyal iletişim gibi kişiye uygun yöntemlerden yararlanılabileceğini ifade eden Batman, gece geç saatlere kadar ekran karşısında kalmanın hem uyku düzenini hem de kan şekeri kontrolünü olumsuz etkileyebileceğini kaydetti.

Sigara diyabet riskini de yükseltiyor

Sigara kullanımı yalnızca solunum sistemi açısından değil, diyabet bakımından da önemli bir risk oluşturuyor. Sigara içen kişilerde Tip 2 diyabet riskinin kullanmayanlara kıyasla yüzde 30-40 daha yüksek olduğu belirtiliyor.

Sigaranın insülin direncini artırabildiğini ve karın çevresindeki yağlanmayı olumsuz etkileyebildiğini belirten Doç. Dr. Batman, diyabeti bulunan kişilerin sigara kullanmaya devam etmesinin kalp krizi, böbrek hasarı ve damar tıkanıklığı gibi komplikasyonların riskini daha da artırabileceğine dikkat çekti.

Kan şekerinizi düzenli kontrol ettirin

Diyabetin yıllarca belirti vermeden ilerleyebilmesi nedeniyle düzenli kan şekeri kontrolü erken tanı açısından büyük önem taşıyor.

Doç. Dr. Batman, 35-40 yaşından itibaren herkesin yılda bir kez kontrolden geçmesini önerirken, ailesinde diyabet bulunanların, fazla kilolu kişilerin ve gebelik şekeri öyküsü olan kadınların kontrollerine daha erken yaşlarda başlaması gerektiğini belirtti.

Bel çevresindeki değişim diyabetin habercisi olabilir

Açlık kan şekeri ve gerekli durumlarda son üç aylık kan şekeri ortalamasını gösteren HbA1c değerinin ölçülmesiyle riskin daha erken belirlenebileceğini kaydeden Batman, açlık kan şekerinin 100-125 mg/dl arasında olmasının prediyabete işaret ettiğini söyledi.

Doç. Dr. Batman, “Prediyabet bir hastalık ilanı değil, yaşam tarzınızı değiştirmek için altın değerinde bir son çağrıdır. Ülkemizde milyonlarca kişi diyabetli olduğunu bilmiyor. Siz de onlardan biri olmayın; rakamlarınızı öğrenin ve düzenli kontrollerinizi ihmal etmeyin.” ifadelerini kullandı.

Karaköse Haber - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme