Akran zorbalığı silahlı şiddete mi dönüşüyor?
Üsküdar Üniversitesi Adli Bilimler Bölümü Öğretim Üyesi Aylin Yalçın Sarıbey, artan bireysel silahlanma ve dijital içeriklerin etkisiyle akran zorbalığının daha ağır şiddet olaylarına evrilebileceği uyarısında bulunarak, özellikle gençler için psikososyal destek ve doğru iletişimin önemine dikkat çekti.
Haberin Özeti
- • Üsküdar Üniversitesi'nden Aylin Yalçın Sarıbey, bireysel silahlanma ve dijital içeriklerin akran zorbalığını silahlı şiddete dönüştürebileceği uyarısı yaptı.
- • Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki olaylar sonrası, gençlerin ekranda gördükleriyle sorun çözmede silah kullanma eğilimi güçleniyor.
- • Sarıbey, risk grubundaki gençlere psikososyal destek, denetim artışı ve ruhsatsız silahlara ağır yaptırımlar gerektiğini belirtti.
Şanlıurfa’nın Siverek ilçesi ile Kahramanmaraş’ta yaşanan ve çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği ya da yaralandığı silahlı saldırıların ardından, bireysel silahlanma ve şiddetin toplumsal etkileri yeniden gündemin ilk sıralarına taşındı. Üsküdar Üniversitesi Adli Bilimler Bölümü Öğretim Üyesi Aylin Yalçın Sarıbey, yaşanan olayların yalnızca bireysel değil, çok katmanlı bir sorun olduğuna dikkat çekerek değerlendirmelerde bulundu.
Sarıbey, gençlerin şiddetle kurduğu ilişkinin değiştiğine işaret ederek, “Ekranda gördüğü karakterlerin sorunları silahla çözdüğünü gören gençler, çatışma yönetiminde iletişim yerine fiziksel gücü ve silahı merkeze koymaya başlamaktadır. Bu da akran zorbalığının silahlı saldırılara evrilme riskini arttırmaktadır” dedi.
Ateşli silahlara erişimin kolay olmasının, olayların sonuçlarını daha ağır hale getirdiğini vurgulayan Sarıbey, “Risk grubunda olan çocukların tespiti, takibi ve psikososyal olarak desteklenmeleri büyük önem taşımaktadır.” diye konuştu.
Toplumda silahın yalnızca bir güvenlik aracı olarak görülmediğini belirten Sarıbey, bireylerin silah edinme motivasyonlarının savunma, aidiyet ve kimlik inşası gibi farklı boyutlar içerdiğini ifade etti. Silahın bazı durumlarda güç ve kontrol hissi yarattığını, bu durumun ise saldırganlık eğilimlerini tetikleyebileceğini söyledi.
“En güçlü karakterlerin silah kullanıyor olmaları gençlerin risk algısını köreltmekte”
Medya ve dijital içeriklerin gençler üzerindeki etkisine de değinen Sarıbey, “Silahın filmler, diziler, video oyunları ve sosyal medya aracılığıyla estetik bir unsur gibi sunulması, en başarılı, en adaletli, en güçlü karakterlerin silah kullanıyor olmaları gençlerin risk algısını köreltmektedir.” ifadelerini kullandı.
Şiddetin giderek gündelik hayatın bir parçası haline geldiğine dikkat çeken Sarıbey, bireylerin sürekli şiddet içeriklerine maruz kalmasının duyarsızlaşmaya yol açtığını belirtti.
Uzmanlar, bu tür olayların ardından benzer vakaların artabileceğine de dikkat çekiyor. Sarıbey, bu durumu şu sözlerle ifade etti:
“Büyük yankı uyandıran bu tür olayların ardından benzer olayların yaşanma ihtimali artmakta, bulaşıcı etki göstermektedir. Sosyal medyada çok görünür kılınması benzerlerinin olma ihtimalini güçlendirmektedir, bu nedenle sosyal medyada ve haberlerin verilmesinde kullanılan dile dikkat edilmelidir.”
Sorunun çözümü için denetim, eğitim ve psikososyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Sarıbey, ruhsatsız silah taşımanın daha ağır yaptırımlarla karşılanması, mevcut silahların dolaşımdan çıkarılması ve özellikle çocuklara yönelik destek programlarının yaygınlaştırılması gerektiğini ifade etti.
Bakmadan Geçme
