Akıl ruhu görebilir mi? Bilim ve inanç aynı masada buluştu
Üsküdar Üniversitesi'nde düzenlenen Uluslararası İslam ve Psikoloji Konferansı'nda psikoloji ile İslam düşüncesinin insanı ele alış biçimi tartışılırken, Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 'Ruhumuzun varlığını akıl gözüyle görebiliyoruz' dedi.
Haberin Özeti
- • Üsküdar Üniversitesi'nde 9-11 Eylül 2026 tarihleri arasında düzenlenen Uluslararası İslam ve Psikoloji Konferansı, psikoloji ile İslam düşüncesinin insanı ele alış biçimini tartıştı.
- • Prof. Dr. Nevzat Tarhan, konferansta ruhun varlığının akıl gözüyle görülebildiğini ve nöroteolojinin din ile aklı birleştiren bir bilim dalı olduğunu vurguladı.
- • Tarhan ayrıca, modern insanın hazzı mutlulukla karıştırdığını, zevkin kısa, mutluluğun uzun vadeli olduğunu ve ekonomik refahın tek başına yeterli olmadığını belirtti.
Psikoloji ile İslam düşüncesini uluslararası akademik bir zeminde buluşturan “Uluslararası İslam ve Psikoloji Konferansı”, Üsküdar Üniversitesi’nin ev sahipliğinde başladı. Risale-i Nur Araştırmaları Platformu öncülüğünde, Uluslararası İslami Psikoloji Öğrencileri Derneği iş birliğiyle düzenlenen konferans, 9-11 Eylül 2026 tarihleri arasında gerçekleştiriliyor.
Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda; insanın ruh ve anlam dünyası, çağdaş psikoloji ile İslam düşüncesinin kesiştiği noktalar, nöroteoloji, yalnızlık, mutluluk ve modern insanın karşı karşıya kaldığı ruhsal sorunlar ele alındı.
Tarhan: “Ruhumuzun varlığını akıl gözüyle görebiliyoruz”
Konferansın açılışında konuşan Üsküdar Üniversitesi Yönetim Üst Kurulu Başkanı ve Kurucu Rektör Prof. Dr. Nevzat Tarhan, İslam düşüncesindeki ruh ve kalp kavramlarıyla bazı psikoloji ekolleri arasında uzun yıllardır devam eden bir yaklaşım farklılığı bulunduğunu söyledi.
Tarhan, “İslamiyet ile psikoloji arasında yaklaşık 200 senedir bir kriz yaşanıyor. İslamiyet’in ruh kavramını, kalp kavramını ve özellikle insan kavramını birçok psikoloji ekolü reddediyordu. İnsanı sadece dünyasal bir varlık olarak düşünüyor, ruhu ispatlanamamış ve bilim dışı bir durum olarak görüyordu.” dedi.
Kuantum fiziğindeki gelişmeler ve beynin çalışma biçiminin daha ayrıntılı anlaşılmasıyla farklı değerlendirmelerin gündeme geldiğini belirten Tarhan, “Ruhumuzun varlığını akıl gözüyle görebiliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Konferansta “Nöroteoloji” konusunda da sunum yapan Tarhan, akıl ile vahyin birbirinin karşıtı olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, “Nöroteoloji, dinin ve tevhid inancının akla uygun olduğunu gösteren bir bilim dalı olarak kendisini gösteriyor.” diye konuştu.
Tarhan, insan beyninin bağlantılar üzerinden çalışan bir ağ sistemine sahip olduğunu belirterek beyin ve ruh arasındaki ilişkiyi bilgisayarın donanım ve yazılım yapısına benzetti. İnsan varlığının yalnızca maddi yönüyle açıklanamayacağını savunan Tarhan, psikoloji ile insanın anlam dünyasının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
“Zevk kısa vadeli, mutluluk uzun vadeli”
Modern insanın mutluluk arayışını da değerlendiren Prof. Dr. Nevzat Tarhan, haz ile mutluluğun birbirine karıştırıldığını söyledi.
“Hazzı, zevki mutlulukla karıştırıyoruz. Zevk kısa vadelidir, mutluluk uzun vadelidir.” diyen Tarhan, modern yaşam kültüründe haz odaklı bir anlayışın öne çıktığını ifade etti. Ekonomik refahın tek başına mutluluk getirmediğine de değinen Tarhan, ABD’de ekonomik büyüme ve mutluluk düzeylerine ilişkin bazı verileri örnek göstererek, “Ekonomik gelir yükseliyor ama mutluluk aynı şekilde artmıyor, hatta bazı dönemlerde azalıyor. Yani para mutluluk satın alamıyor.” dedi.
Gençlerin yaşadığı yalnızlık sorununa da dikkat çeken Tarhan, BBC ile Manchester Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen araştırmanın sonuçlarına değindi. Tarhan, 16-24 yaş grubunda yalnızlığın ileri yaş gruplarından daha yüksek çıktığını belirterek dijitalleşmenin artmasına rağmen yüz yüze iletişimin azalmasının gençlerin sosyal ilişkilerini etkileyebildiğini ifade etti.
Depresyon ve intihar istatistiklerini de değerlendiren Tarhan, özellikle 2010’lu yıllardan itibaren ruh sağlığı sorunlarında artış görüldüğünü söyledi. Modern insanın karşı karşıya kaldığı problemlerde sekülarizm, narsisizm ve materyalizmin önemli değişkenler olduğunu savunan Tarhan, koruyucu ruh sağlığı çalışmalarının önemine dikkat çekti.
İslam ve psikolojinin birbirini tamamlayan yönlerinin bulunduğunu ifade eden Tarhan, “Psikiyatrik hastalıklarda madde dünyasıyla mana dünyası arasındaki bağın kopması ve beyindeki devrelerin bozulması söz konusu olabiliyor. Bu nedenle İslam ve psikolojinin birbirini tamamladığını burada görüyoruz.” dedi.
Psikoloji ile İslam düşüncesi üç gün boyunca konuşulacak
Üsküdar Üniversitesi Risâle-i Nur Araştırmaları Platformu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Zelka da bilim ve teknolojideki gelişmelere rağmen insanın huzur, mutluluk ve anlam arayışının devam ettiğini söyledi.
Modern insanın yalnızlık, kaygı, stres, depresyon, aile içi problemler ve sosyal ilişkilerde yaşanan güçlüklerle karşı karşıya kaldığını ifade eden Zelka, çağdaş psikolojinin bilimsel birikimi ile İslam’ın insan, ruh, kalp, nefis ve maneviyat anlayışının birlikte ele alınabileceğini belirtti.
Avrupa Müslümanlar Forumu Yönetim Kurulu Üyesi Resul Hacıyev ise İslam medeniyetinin ruh sağlığı konusunda önemli bir tarihsel birikime sahip olduğunu söyledi. Ebu Zeyd el-Belhi, İbn-i Sina, Farabi ve İmam Gazali gibi isimleri hatırlatan Hacıyev, “Ruh sağlığı konusunda çok ciddi bir medeniyet mirasımız var.” ifadelerini kullandı.
Asya Bölgesi Başmüftüsü Şeyh Nafiullah Aşırov da insanın kendisini tanımasının ve aklını kullanmasının önemine dikkat çekti. Aşırov, “İnsana akıl verildi ve iki yol gösterildi. Şükür yolu da inkâr yolu da gösterildi. İnsan aklını kullanırsa inşallah şükür yolunu tercih edecektir.” dedi.
Konferans Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. İlham Mirac ise insanın maddi ve manevi yönlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade ederek insanın mahiyetinin anlaşılmasında Kur’an-ı Kerim ve sünnetin önemini vurguladı.
Üç gün sürecek konferansta yasın Kur’an ayetleri perspektifinden değerlendirilmesi, nefs psikolojisi ve psikoterapisi, tasavvuf ve psikoloji, dinî hikâyelerin terapötik potansiyeli, niyetin psikoterapi süreçlerine etkileri, manevi terapi ve psikolojik dayanıklılık gibi konular ele alınacak.
9 Eylül’de başlayan Uluslararası İslam ve Psikoloji Konferansı, 11 Eylül Cuma günü Üsküdar Üniversitesi Güney Yerleşke RİNAP Salonu’nda yapılacak genel değerlendirme ve kapanış oturumuyla sona erecek.
Bakmadan Geçme
