İstanbul'da Ağrılılar! Gücümüz Birliğimiz Kadardır..
“Evli evine, köylü köyüne” denildikten sonra yazmayı severim ben…
Lafa gelince küçük fakat önemli bir düzeltmeyle başlamak istiyorum. Ardından da gözlem ve değerlendirmelerimi paylaşacağım…
2-3 hafta önce sosyal medyada sıkça dile getirilen bir eleştiri var:
“Ağrı tanıtım günü Ağrı’da kutlanmalıydı. İstanbul'da neden yapıldı?”
Arkadaşım, Ağrı’yı Ağrılılara tanıtmanın kime ne faydası var Allah aşına…
Kaldı ki bu noktada bir ayrımı netleştirmek gerekiyor. İstanbul'da gerçekleştirilen organizasyon 04.04 Dünya Ağrılılar Günü değil, adıyla ve içeriğiyle Ağrı Tanıtım Günleri idi. Bu iki etkinlik, amaç ve kapsam bakımından birbirinden farklıdır…
Dolayısıyla iki farklı organizasyonu aynı başlık altında değerlendirerek “Neden Ağrı’da yapılmadı?” sorusunu sormak, sağlıklı bir eleştiri zemini oluşturmuyor.
Ağrı Tanıtım Günleri, İstanbul Ağrı Dernekler Federasyonu Genel Başkanı, Vefa Kızılaslan tarafından 21-24 Mayıs tarihinde planlanmıştı…
Bu tercihi neden 04.04 olarak ayarlanmadı diye eleştirilebilir ama başlı başına yanlış değildir.
Dolayısıyla organizasyon “Neden Ağrı’da yapılmadı?” sorusunu sormak, sağlıklı bir eleştiri zemini oluşturmuyor…
Nitekim İstanbul'da, Eskişehir’de İzmir’de Ağrı’da, birçok farklı kentte, 04.04 Dünya Ağrılılar Günü programları düzenledi.
Her ilde katılım yüksekti, atmosfer samimiydi. Günün sabahında ise “Tanıtım Günleri” alanında hemşehriler bir araya geldi; hasret giderildi, Ağrı anlatıldı.
Ama emeği görmezden gelmeyelim!
21-24 Mayıs da İstanbul Havalimanında yapılan Ağrı Tanıtım Günleri organizasyonunda emeği geçen herkese teşekkür etmek gerekir. Ortada ciddi bir gayret vardı. İstanbul Ağrı Dernekler Federasyonu çatısı altında birçok dernek, STK, siyasi figürler, iş insanları sürece katkı sundu.
Günlerce koşturdular, emek verdiler, gayret gösterdiler. Kamu kurumları organizasyonu sahiplendi ve tanıtım için imkânlarını seferber etti.
Elbette yapılan eleştiriler dikkate alınmalı. Ancak tanıtım faaliyetlerinin belli bir maliyet gerektirdiği de unutulmamalı.
Hemşerimiz Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanvekili Celal Adan, Ağrı Vali Vekili Tuncay Karataş, Doğubayazıt Kaymakamı Murat Ekinci, Ağrı Ak Parti Milletvekili Ruken Şahin Kilerci, Ak Parti İl Başkanı İlhami Yıldız, 22. ve 23. Dönem Ağrı Milletvekili Cemal Kaya, Eski Belediye Başkanı Savcı Sayan, Ataşehir Ağrılılar Dernek Başkanı Fatih Evliyaoğlu, İstanbul Ağrı Dernekler Federasyonu Başkanı Vefa Kızılarslan ve hemşerimiz Dosso Dossi Holding Yönetim Kurulu Başkanı bölgede ki ismiyle bilinen, Mehmed'i Meşari ile beraber çocukları Hikmet Eraslan ve Ahmet Eraslan, 4 gün boyunca stantlarda misafirleri ağırladı, gelen her misafirle yakından ilgilenildi, ikramda kusur edilmedi.
Gösterilen ilgi ve misafirperverlik, Ağrı’nın kadim kültürünü yansıttı. Esnafımız da stantlarıyla organizasyona katkı sundu. Halkoyunları ekibinin performansı ise organizasyona ayrı bir renk kattı…
Bu emeğin hakkı teslim edilmeli…
Daha iyisi mümkün mü? Elbette!
Bir kaç medya gelse de doğru hamleler yapılamadı! Stantlar gezilebilir, Ağrı Coğrafi İşaretli Ürünler “Geven balı ve yaprak döneri” gibi ana tanıtım figürleri daha farklı sunumlarla televizyon kanallarında tanıtılabilir, esnafa yeni pazarlar açılabilirdi.
İstanbul Ticaret Odası, parti ayırt etmeksizin İstanbul'daki siyasiler, ünlü televizyon sunucu veya program yapımcıları, görsel zenginliklerle Ağrı’yı çok çok daha iyi tanıtabilirdi. Bu konuda eksik kaldığımızı düşünüyorum…
Ancak tüm bunların ötesinde, üzerinde düşünmemiz gereken daha temel bir mesele var.
Birlik meselesi!
İstanbul'da 140'ı aşkın Ağrı derneği bulunuyor. İl, ilçe, belde ve köy dernekleri; vakıf ve federasyonlar… Bu tablo aslında büyük bir potansiyele işaret ediyor.
Ne var ki bu potansiyel, yeterince ortak bir zeminde buluşamıyor. Bir çoğu ile yaptığımız görüşmelerde herkesin kendince haklı gerekçeleri var.
Ancak haklılıklar bir araya gelmediğinde, ortaya güçlü bir yapı çıkmıyor.
Kimi zaman kişisel tercih ve menfaatler, kimi zaman geçmişten gelen kırgınlıklar, kimi zaman da “temsil” konusundaki hassasiyetler ortak hareket etmeyi zorlaştırıyor.
Oysa mesele, isimlerden ya da pozisyonlardan önce Ağrı’nın ve Ağrılıların ortak menfaati olmalı…
250 bine yakın Ağrılının yaşadığı İstanbul gibi bir şehirde, bu kadar çok dernek ve yapı varken, daha güçlü bir temsil mümkün olmalı.
Son sözüm ve açık davetimdir;
Dernekler, kişisel hedeflerin ya da geçici kazanımların aracı değildir. Asıl amaç; hemşehriler arasında dayanışmayı güçlendirmek, ortak aklı büyütmek ve Ağrılıları İstanbul'daki görünürlüğünü artırmaktır.
Birlikte hareket edildiğinde;
Bürokraside daha güçlü bir temsil,
Siyasette daha etkili bir duruş,
Hemşehriler arasında daha sağlam bir dayanışma mümkündür.
Bu nedenle; geçmişi, yaşı, kişisel farklılıkları bir kenara bırakıp, temsil kabiliyeti yüksek, adil ve kapsayıcı bir anlayışla ortak bir çatı oluşturmak artık bir tercih değil, bir ihtiyaçtır.
Öyle bir çatı oluşturun ki;
Siyaset ve bürokrasi kapıları Ağrılılara sonuna kadar açılsın…
“Ağrılıyım” denildiğinde, arkasında yüz binlerin olduğu hissedilsin!
Bu çağrım; makam kaygısı taşımayan, samimiyetle memleket sevdası olan tüm hemşerilerimedir…
Birleşin, güçlenin ve Ağrılıları bu iç çekişmelerden kurtarın…
Biz üzerimize düşeni yapmaya hazırız.
Birlik için siz de hazır mısınız?