YKS sonuçları açıklandı.
Ardından günlerce süren tercih maratonu başladı.Kimi öğrenci istediği sıralamayı aldı, kimi hayalinin biraz uzağında kaldı. Kimi “Nereyi yazsam?” diye düşündü, kimi “Acaba daha iyi bir tercih yapabilir miyim?” diye günlerce araştırdı.Ve sonunda tercihler de verildi.Şimdi herkes aynı şeyi aynı heyecanla bekliyor:
“Acaba neresi gelecek?” veya Hangi bölüme yerleşeceğim?
Aslında öğrenciler için son birkaç ayın özeti tam olarak bu.
Önce zorlu emek dolu sınavı beklediler. Sonra heyecanla sonucu beklediler.
Sonra günlerce araştırmalar yaparak tercih dönemini beklediler.
Şimdi de büyük kaygı ve heyecanla yerleştirme sonucunu bekliyorlar.Yani sınav bitti ama bekleyiş bitmedi.Bir eğitimci olarak tercih döneminde en çok dikkatimi çeken şeylerden biri, öğrencilerin sadece bir üniversite değil, sanki bütün hayatlarını seçmeye çalışmalarıydı.
“Hocam bunu yazarsam ne olur?”
“Burayı yazarsam iş bulabilir miyim?”
“Bu bölümün geleceği var mı?”
“Ya yanlış tercih yaparsam?”
‘’Ya pişman olursam?’’
Bu soruların hepsi çok normal.Ama gençlere bazen şunu unutturuyoruz:Bir tercih, hayatın tamamını belirlemez.Evet, doğru tercih önemli.Ama yanlış bir tercih yaptığınızda hayat bitmiyor.Bir bölüme girip bölüm değiştirenler var.Yatay geçiş yapanlar var.İkinci üniversite okuyanlar var.
Mezun olup bambaşka bir alana yönelenler var.İlle de aynı yerde kalınmıyor.Başlayan senle bitiren sen de aynı olmuyorsun.Yani hayat, ÖSYM tercih ekranındaki 24 seçenekten ibaret değil.
Bence asıl mesele şu:Biz çocuklara yıllarca “iyi bir üniversite kazan” dedik.Peki üniversiteye girdikten sonra ne yapacağını yeterince konuştuk mu?
Bir bölümün sadece puanına değil, öğrencinin o bölümü gerçekten isteyip istemediğine baktık mı?Yoksa dönemin mevcut şartları çerçevesinde mi bölümleri değerlendirdik.“Bu mesleği yaparken mutlu olur musun?” diye sorduk mu?
Yoksa sadece “puanına göre en iyi bölüm hangisi?” diye mi düşündük?İşte burada biraz daha dikkatli olmamız gerekiyor.Çünkü çocuklarımızın hayatını yalnızca puanlara göre şekillendirmek kolayımıza geliyor.Ama insanı tanımak, ne istediğini anlamak, güçlü ve zayıf yönlerini konuşmak daha zor.
Şimdi tercihler verildi.Artık yapılacak en güzel şey biraz nefes almak.Sonuç ne olursa olsun, o öğrencinin emeğini küçümsememek.
En değerli şey emektir.Bir üniversiteye yerleşirse “Hayatın kurtuldu.” dememek.Yerleşemezse “Her şey bitti.” hiç dememek. Çünkü ne hayat bir üniversiteye girmekle başlıyor ne de bir sınavla bitiyor o sebeple hayatın devam ettiğini unutmamak gerekiyor.
Şimdi sıra beklemekte.Belki birkaç gün sonra bazı evlerde sevinç çığlıkları olacak.Bazı evlerde ise “Bu yıl olmadı.” denilecek.Ama her iki durumda da çocuklarımızın en çok ihtiyacı olan şey aynı:Yanlarında olduğumuzu bilmeleri.
Çünkü biz eğitimciler olarak öğrenciyi sadece sınava hazırlamıyoruz.Onu, hayatın bazen istediği gibi, bazen hiç beklemediği şekilde sonuçlanabilecek yollarına da hazırlıyoruz.
Sonuç açıklandı.Tercih yapıldı.Şimdi biraz bekleyelim.Ve ne gelirse gelsin, çocuklara şunu hatırlatalım:Bir tercih sonucu, senin değerini belirlemez.Sen bir sıralamadan, bir puandan, bir üniversiteden çok daha fazlasısın.Sen ailenin,öğretmenlerinin en kıymetlisisin.