Yaz sıcakları kurdeşen ataklarını artırıyor
Ağustos ayında yükselen sıcaklıklar ve artan terlemenin kurdeşen ataklarını tetikleyebildiğini belirten Dermatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Ali Rıza Başaran, özellikle ağız çevresinde şişlik ve nefes darlığı gelişmesi halinde zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söyledi.
Haberin Özeti
- • Yaz sıcakları ve yoğun terleme, halk arasında kurdeşen olarak bilinen ürtiker ataklarını artırabiliyor.
- • Uzm. Dr. Ali Rıza Başaran, ağız ve dudak çevresinde şişlik ile nefes darlığı gelişmesi halinde sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirtti.
- • Başaran, sıcak havalarda serin ortamlarda bulunulmasını, hafif ve pamuklu kıyafetlerin tercih edilmesini ve tedavinin doktor kontrolü dışında bırakılmamasını önerdi.
Yaz mevsiminin en sıcak günleri yalnızca günlük yaşamı değil, bazı cilt hastalıklarını da olumsuz etkileyebiliyor. Halk arasında “kurdeşen” olarak bilinen ürtiker, sıcak hava ve yoğun terlemeyle birlikte daha sık ortaya çıkabilen cilt sorunları arasında yer alıyor.
Memorial Antalya Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Ali Rıza Başaran, özellikle ağustos ayında sıcaklıkların yüksek seviyelere ulaşmasının ve vücut ısısındaki artışın ürtiker ataklarını tetikleyebildiğini belirtti.
Kızarıklık, ciltte kabarma ve yoğun kaşıntıyla kendini gösteren ürtiker, şikâyetlerin şiddetine göre kişinin iş ve sosyal yaşamını da etkileyebiliyor.
Ürtikerin alerjik bünyeye sahip kişilerde daha sık görülebildiğini belirten Uzm. Dr. Başaran, sıcak havalarda vücut ısısının yükselmesi ve aşırı terlemenin özellikle “kolinerjik ürtiker” olarak adlandırılan tabloyu ortaya çıkarabileceğini söyledi.
Bu durumda ciltte küçük, noktasal ve yoğun kaşıntıya neden olan kabarcıklar oluşabiliyor. Sıcak havanın yanı sıra yoğun egzersiz, sıcak duş ve baharatlı yiyecekler de atakları tetikleyebiliyor.
Başaran, ürtiker şikâyeti bulunan kişilerin sıcak günlerde mümkün olduğunca serin ve iyi havalandırılan ortamlarda bulunmalarını, pamuklu ve hafif kıyafetler tercih etmelerini ve yeterli miktarda su tüketmelerini önerdi.
Şiddetli kaşıntı günlük yaşamı zorlaştırıyor
Ürtikerin akut ve kronik olmak üzere iki farklı şekilde görülebildiğini aktaran Uzm. Dr. Başaran, akut ürtikerde ortaya çıkan döküntülerin bazen 15-20 dakika içerisinde tamamen kaybolabildiğini ifade etti.
Döküntülerin kısa sürede ortadan kalkmasına rağmen yoğun kaşıntının kişinin günlük yaşamını ciddi ölçüde etkileyebildiğini kaydeden Başaran, altı haftadan daha uzun süre devam eden vakaların ise kronik ürtiker olarak değerlendirildiğini belirtti.
Hastalığın tedavisinde ilk aşamada antihistaminik ilaçlarla belirtilerin kontrol altına alınmaya çalışıldığını ifade eden Başaran, tedavinin kişinin klinik durumuna göre planlanması gerektiğini vurguladı.
Ağızda şişlik ve nefes darlığına dikkat
Ürtikere bağlı döküntülerin saçlı deri dahil vücudun hemen her bölgesinde ortaya çıkabileceğini belirten Uzm. Dr. Ali Rıza Başaran, ağız ve solunum yollarının etkilenmesinin ise çok daha ciddi bir tablo oluşturabileceğine dikkat çekti.
Ağız içinde, dudak çevresinde veya ağız mukozasında şişlik meydana gelmesi ve buna nefes alma güçlüğünün eşlik etmesi halinde acil değerlendirme gerektiğini belirten Başaran, bu tür durumlarda zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söyledi.
Ürtikerin yalnızca alerjik reaksiyonlarla ilişkilendirilmemesi gerektiğini belirten Başaran, alerjik bünyesi bulunmayan kişilerde de hastalığın ortaya çıkabileceğini ifade etti.
Tiroid rahatsızlıkları, mide-bağırsak sistemi hastalıkları ve bazı bağ dokusu hastalıklarının ürtikerle birlikte görülebileceğini kaydeden Başaran, stresin de atakları etkileyebilen faktörler arasında bulunduğunu söyledi.
Ciltte aniden ortaya çıkan, kızaran, kabaran, yoğun şekilde kaşınan ve daha sonra kendiliğinden kaybolan döküntülerin tekrarlaması halinde nedenin araştırılması gerektiğini belirten Başaran, gerekli durumlarda kan, idrar ve dışkı tetkikleriyle altta yatan durumların değerlendirilebileceğini aktardı.
Tedavi belirtiler geçince bırakılmamalı
Ürtiker tedavisinin düzenli takip gerektirebildiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Başaran, ciltteki döküntülerin ortadan kalkmasının tedavinin tamamlandığı anlamına gelmediğini söyledi.
İlaçların kontrolsüz şekilde ve aniden bırakılmasının yeni atakların ortaya çıkmasına yol açabileceğini belirten Başaran, tedavinin doktor kontrolünde sürdürülmesi ve ilaçların gerekli görülmesi halinde kademeli olarak azaltılması gerektiğini ifade etti.
Şikâyetlerin altı haftadan uzun sürdüğü ve yapılan incelemelerde belirgin bir neden tespit edilemediği durumların “kronik idiyopatik ürtiker” olarak değerlendirilebildiğini belirten Başaran, stresin belirgin olduğu vakalarda tıbbi tedavinin yanında psikolojik desteğin de sürece katkı sağlayabileceğini kaydetti.
Yaz aylarında bu noktalara dikkat
Uzm. Dr. Ali Rıza Başaran, kurdeşen şikâyeti bulunan kişilerin özellikle sıcak günlerde terlemeyi artıracak ortamlardan mümkün olduğunca uzak durması gerektiğini belirtti. Alerjiyle ilişkilendirilen gıdaların gelişigüzel kısıtlanması yerine kişinin kendi tetikleyicilerinin değerlendirilmesinin önemli olduğunu ifade etti.
Sabun, şampuan ve cilt bakım ürünlerinin kullanımından sonra şikâyetlerde artış olup olmadığının takip edilmesini isteyen Başaran, çamaşırlarda deterjan kalıntısı bırakılmaması, yumuşatıcı kullanımına dikkat edilmesi ve banyo sırasında cildin sert kese veya liflerle tahriş edilmemesi gerektiğini kaydetti.
Başaran ayrıca tozlu ortamlardan uzak durulmasını, sıcak havalarda doğrudan güneşe ve aşırı terlemeye karşı önlem alınmasını ve tekrarlayan kurdeşen ataklarında tedavinin kişisel değerlendirme doğrultusunda sürdürülmesini önerdi.
Bakmadan Geçme
