Yapay zekâya uyum sağlayanlar geleceği şekillendirecek
Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör, yapay zekâ ve dijital teknolojilerin medya sektöründe köklü değişimlere yol açtığını belirterek, eğitim sistemlerinin ve bireylerin bu dönüşüme uyum sağlamasının artık bir zorunluluk haline geldiğini söyledi.
Haberin Özeti
- • Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör, yapay zekâ ve dijital teknolojilerin medya sektöründe köklü değişimlere yol açtığını vurguladı.
- • Güngör, eğitim sistemleri ve bireylerin bu teknolojik dönüşüme uyum sağlamasının, gelecekte güçlü bir konum için zorunluluk olduğunu belirtti.
- • Medya eğitimi veren kurumların, iletişim programlarını yapay zekâ temelli yeni ihtiyaçlara göre sürekli güncellemeleri gerektiğini de ekledi.
Dijital teknolojiler ve yapay zekâ uygulamaları, medya sektöründe üretim süreçlerinden içerik yönetimine kadar birçok alanda dönüşümü beraberinde getirirken, bu değişime uyum sağlayabilen kurum ve bireylerin gelecekte daha güçlü bir konum elde edeceği değerlendiriliyor.
Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör, iletişim ve medya alanındaki eğitim faaliyetlerinin teknolojiyle birlikte yeniden şekillendiğini belirterek, sektörün ihtiyaç duyduğu insan kaynağının da bu dönüşüme uygun şekilde yetiştirilmesi gerektiğini ifade etti.
İletişim alanındaki eğitim programlarının sürekli güncellenmesinin önemine dikkat çeken Güngör, medya sektörünün hızla değişen yapısına uygun insan kaynağı yetiştirmenin öncelikli hedeflerinden biri olduğunu söyledi.
Güngör, “Hedefimiz medya sektörünün çok çeşitli alanlarına nitelikli ve donanımlı profesyoneller yetiştirmek. Bunun yolu da sektörle sürekli temas halinde olmaktan, teknolojik gelişmeleri yakından takip etmekten geçiyor. Çünkü gelişen teknolojilerle birlikte üretim ilişkileri değişiyor, buna bağlı olarak sektörün ihtiyaçları da dönüşüyor. Toplumun medyadan beklentileri ve medyayı kullanma biçimleri de büyük bir değişim geçiriyor.” dedi.
Yaklaşık yirmi yıl önce sosyal medyanın bugünkü kadar etkili olmadığını hatırlatan Güngör, günümüzde toplumsal yaşamın önemli bir bölümünün dijital platformlar üzerinden şekillendiğini ifade etti.
Güngör, “Bugün ise toplumsal hareketliliğin neredeyse merkezine sosyal medyayı koyabiliyoruz. Bu nedenle iletişim alanında eğitim veren kurumların, sektördeki değişimi ve teknolojik dönüşümü dikkate alarak programlarını sürekli güncellemesi gerekiyor. Değişen dünyaya ayak uyduramayan eğitim sistemlerinin başarılı olması mümkün değildir.” şeklinde konuştu.
Yapay zekânın medya sektöründe içerik üretiminden haber akışına kadar birçok süreci dönüştürdüğünü belirten Güngör, bu değişimin eğitim programlarına da yansıtılması gerektiğini söyledi.
Güngör, “Yapay zekayla birlikte çok şey değişti. Dijital teknolojilerin gelişmesi ve yapay zekâ süreçlerinin hayatımıza girmesi belki de en çok medya alanını etkiledi. Medyada üretim biçimleri, çalışma yöntemleri ve içerik üretim süreçleri büyük ölçüde değişti. Bu nedenle medya eğitimi veren kurumlar olarak yapay zekâ temelli yeni ihtiyaçları dikkate almak ve eğitim programlarımızı buna göre güncellemek zorundayız.” ifadelerini kullandı.
“Teknoloji suç işlemez; suçu insan işler”
Dijital teknolojilerin yanlış kullanımına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Güngör, teknolojiyi değil kullanım biçimini sorgulamak gerektiğini vurguladı.
Güngör, “Teknoloji suç işlemez; suçu insan işler. Sosyal medya veya yapay zekâ gibi teknolojileri suçlamak yerine, bunları nasıl kullandığımızı sorgulamamız gerekiyor. Teknolojiler insan yaşamını kolaylaştırmak için geliştiriliyor ancak bilinçsiz kullanım bazı sorunları beraberinde getirebiliyor. Bu nedenle teknolojiyi doğru kullanma kültürünün geliştirilmesi büyük önem taşıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Dijital çağda bireylerin teknolojiyle bilinçli ilişki kurmasının önemine dikkat çeken Güngör, özellikle çocukların ve gençlerin dijital okuryazarlık konusunda desteklenmesi gerektiğini söyledi.
Güngör, “Biz artık dijital çağın içindeyiz ve bu teknolojilerle uyum içinde yaşamak zorundayız. Sonuçta bu teknolojileri insanlığa fayda sağlasın diye geliştiren de yine insanın kendisidir. Bu nedenle yalnızca teknolojiyi üretmek değil, onu doğru kullanma kültürünü de geliştirmek zorundayız. Teknolojinin yaşamımıza değer katabilmesi ve toplumsal uyumu güçlendirebilmesi için bireylerin bu araçları bilinçli şekilde kullanmayı öğrenmesi gerekiyor.” dedi.
Dijital dünyanın yalnızca çocuklar tarafından değil, ebeveynler tarafından da iyi anlaşılması gerektiğini belirten Güngör, kuşaklar arasındaki dijital mesafenin azaltılmasının önemine dikkat çekti.
Güngör, “Dijital teknolojileri tanıyan ve kullanan ebeveynler, çocuklarını da daha bilinçli şekilde yönlendirebilir. Bugün yeni nesiller dijital dünyanın içine doğarken, önceki kuşaklar bu teknolojilere sonradan uyum sağlamaya çalışıyor. Bu durum kuşaklar arasında önemli bir mesafe oluşturuyor. Kuşaklar arasındaki iletişimi güçlendirmek ve ortak bir dijital kültür oluşturmak her zamankinden daha büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Nazife Güngör, yapay zekâ ve dijital teknolojilerin artık yaşamın ayrılmaz bir parçası haline geldiğini belirterek, bu dönüşüme uyum sağlayan bireylerin ve kurumların gelecekte daha güçlü bir konumda olacağını söyledi.
Bakmadan Geçme
