Yapay zekâ öğretmenler çocuklar için ne kadar güvenli?
Eğitimde kullanımı hızla yaygınlaşan yapay zekâ araçları öğrencilere kişiselleştirilmiş öğrenme imkânı sunarken ESET, çocukların bilişsel gelişimi, kişisel verilerinin korunması ve dijital güvenliği konusunda ailelerin dikkatli olması gerektiğini belirtiyor.
Haberin Özeti
- • Yapay zekâ destekli eğitim araçları kişiselleştirilmiş öğrenme sunarken, ESET çocukların bilişsel gelişimi, kişisel veri ve dijital güvenliği konusunda aileleri uyarıyor.
- • ESET, yapay zekânın doğrudan cevap vermesiyle çocuklarda aşırı bağımlılık ve düşünme becerisi kaybı oluşabileceği, yanlış bilgi riskinin bulunduğu vurguluyor.
- • 2 milyar dolarlık yapay zekâ destekli eğitim pazarının 2033'e kadar 17,7 milyar dolara ulaşması beklenirken, ESET ipucu veren sistemleri öneriyor.
Yapay zekâ artık yalnızca iş dünyasında veya teknoloji sektöründe değil, çocukların eğitim hayatında da giderek daha fazla yer alıyor. Soruları yanıtlayan, ödevlere yardımcı olan ve öğrencinin seviyesine göre çalışma programları oluşturabilen yapay zekâ destekli eğitim araçlarının sayısı hızla artıyor.
Bu sistemler öğrencilerin anlamakta zorlandığı konuları tekrar etmesine ve kendi öğrenme hızına göre ilerlemesine yardımcı olabiliyor. Ancak yapay zekânın çocuklar tarafından kontrolsüz kullanılması beraberinde farklı riskleri de getiriyor.
Siber güvenlik şirketi ESET, yapay zekâ destekli öğretmen ve özel ders uygulamalarının çocukların eğitiminde nasıl kullanılması gerektiğine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak aileleri özellikle gizlilik, güvenlik ve bilişsel gelişim konusunda uyardı.
Yapay zekâ destekli eğitim pazarı büyüyor
Yapay zekâ tabanlı özel ders sistemlerine yönelik ilgi dünya genelinde hızla artıyor. Paylaşılan tahminlere göre yaklaşık 2 milyar dolar seviyesinde olan pazarın 2033 yılına kadar 17,7 milyar doların üzerine çıkabileceği öngörülüyor.
Günümüzde “yapay zekâ öğretmeni” adı altında birbirinden oldukça farklı sistemler bulunuyor. Bazıları öğrencilerin sorularını doğrudan yanıtlayan genel amaçlı sohbet uygulamalarından oluşurken, daha gelişmiş sistemler belirli bir müfredat doğrultusunda öğrencinin öğrenme sürecini takip edebiliyor.
ESET, özellikle doğrudan cevabı vermek yerine öğrencinin sonuca ulaşmasını sağlayacak ipuçları sunan ve öğrenme sürecini destekleyen sistemlerin tercih edilmesinin önemine dikkat çekiyor.
Çocuğun yerine düşünmeye başlamaması gerekiyor
Yapay zekânın eğitimde sağladığı kolaylıkların yanında en fazla tartışılan konulardan biri, öğrencilerin düşünme ve problem çözme becerileri üzerindeki etkisi.
ESET’in değerlendirmesinde, çocukların ödev veya sorularının yanıtlarına hiçbir zihinsel çaba göstermeden ulaşmasının zaman içerisinde yapay zekâya aşırı bağımlılık oluşturabileceğine dikkat çekiliyor.
Yapay zekânın öğrencinin yerine problemi çözmesi yerine, çözüm yolunu bulmasına yardımcı olacak şekilde kullanılması önem taşıyor. Çocuğun sürekli hazır cevaplara yönelmesi; araştırma, sorgulama, yazma ve problem çözme süreçlerine daha az zaman ayırmasına yol açabiliyor.
ESET ayrıca çocukların yapay zekânın verdiği cevapları her zaman doğru kabul etmemesi gerektiğini vurguluyor. Yapay zekâ sistemlerinin yanlış bilgileri oldukça kendinden emin bir şekilde sunabilmesi, özellikle çocukların hatalı bilgiyi ayırt etmesini zorlaştırabiliyor.
İnsan öğretmenin yerini tamamen alamıyor
Yapay zekâ bir sorunun yanıtını saniyeler içerisinde verebilse de eğitim yalnızca doğru cevaba ulaşmaktan oluşmuyor.
Öğrencinin bir konuyu neden anlamadığını fark etmek, motivasyon kaybını görmek, duygusal durumunu değerlendirmek ve gerektiğinde farklı bir anlatım yöntemi kullanmak eğitim sürecinin önemli parçaları arasında bulunuyor.
ESET, bu nedenle yapay zekâ araçlarının insan öğretmenin yerine geçen bir sistemden çok öğrenmeyi destekleyen yardımcı bir araç olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Çocukların yapay zekâ uygulamalarıyla uzun süre iletişim kurması da dikkat edilmesi gereken başka bir konu olarak öne çıkıyor. Çocuğun bir sohbet robotunu gerçek bir arkadaş veya duygusal bağ kurulabilecek bir kişi gibi algılamaması için ailelerin yapay zekânın nasıl çalıştığını yaşına uygun biçimde anlatması önem taşıyor.
Yapay zekâ destekli eğitim araçlarında en önemli başlıklardan biri de kişisel verilerin korunması.
Bir uygulama yalnızca öğrencinin sorduğu soruları kaydetmeyebilir. Kullanılan sisteme bağlı olarak okul ödevleri, öğrenme performansı, ilgi alanları, hesap bilgileri, cihaz bilgileri ve hatta ses kayıtları gibi farklı veriler de toplanabilir.
ESET, ailelerin çocuklarının kullanacağı uygulamanın gizlilik politikasını incelemesini ve toplanan verilerin ne kadar süre saklandığını, üçüncü taraflarla paylaşılıp paylaşılmadığını ve yapay zekâ modellerinin geliştirilmesinde kullanılıp kullanılmadığını kontrol etmesini öneriyor.
Özellikle sesle çalışan uygulamalarda çocuklara ait ses verilerinin toplanabilmesi, gizlilik ve güvenlik açısından daha dikkatli hareket edilmesini gerektiriyor.
ESET’ten ailelere önemli uyarılar
ESET, çocukların yapay zekâ destekli eğitim araçlarını kullanması durumunda ebeveynlerin sürece doğrudan dahil olmasının önemine dikkat çekiyor.
Ailelerin mümkünse çocuğun okulu tarafından kabul edilen veya eğitim alanında güvenilirliği ortaya konmuş uygulamaları tercih etmesi, yaşa uygun güvenlik ayarlarını aktif hale getirmesi ve kullanım süresini sınırlandırması öneriliyor.
Çocuklara ad, adres, telefon numarası, okul bilgileri, fotoğraf veya diğer kişisel bilgilerini yapay zekâ sistemleriyle paylaşmamaları gerektiğinin de erken yaşlardan itibaren anlatılması gerekiyor.
ESET ayrıca yapay zekânın verdiği önemli bilgilerin ders kitapları, öğretmenler veya güvenilir kaynaklarla karşılaştırılarak doğrulanmasını öneriyor.
Ebeveynlerin zaman zaman çocuklarıyla birlikte bu araçları kullanması ve kullanım geçmişini kontrol etmesi de olası risklerin daha erken fark edilmesine yardımcı olabiliyor.
Yapay zekâ destekli eğitim araçları hızla gelişmeye devam ederken ESET, teknolojinin geleneksel öğrenmenin ve insan etkileşiminin tamamen yerine geçirilmemesi gerektiğini vurguluyor. Yapay zekânın çocuğun yerine düşünen bir araç değil, çocuğun öğrenmesini destekleyen kontrollü bir yardımcı olarak kullanılması güvenli ve verimli kullanım açısından önem taşıyor.
Bakmadan Geçme