• Haberler
  • Sağlık
  • 'Toplumlar da çaresizliği öğreniyor': Yeni kavram literatüre girdi

'Toplumlar da çaresizliği öğreniyor': Yeni kavram literatüre girdi

Üsküdar Üniversitesi'nden iki akademisyenin çalışmasıyla literatüre giren 'kolektif öğrenilmiş çaresizlik', toplumların neden giderek pasifleştiğini açıklıyor.

WhatsApp

AĞRI KARAKÖSE HABER WhatsApp Kanalını Takip Et

En güncel haberler için bizi WhatsApp kanalımızdan takip edin!

WhatsApp TAKİP ET

Haberin Özeti

  • Üsküdar Üniversitesi'nden Prof. Dr. Tayfun Uzbay ve Prof. Dr. Barış Erdoğan, "kolektif öğrenilmiş çaresizlik" kavramını Theory and Society dergisinde literatüre kazandırdı.
  • Bu kavram, toplumların tekrar eden travma ve olumsuz deneyimler sonucu motivasyon kaybı yaşayarak "ne yapsak değişmez" inancıyla pasifleşmesini açıklıyor.
  • Kavram, iklim krizi ve ekonomik sorunlar karşısındaki tepkisizliği açıklarken, demokratik katılım ve adaletin bu çaresizliği tersine çevirebileceği vurgulandı.

Üsküdar Üniversitesi’nden Prof. Dr. Tayfun Uzbay ve Prof. Dr. Barış Erdoğan, bireysel psikolojide önemli bir yer tutan “öğrenilmiş çaresizlik” kavramını toplumsal düzeye taşıyarak dikkat çeken bir çalışmaya imza attı. Uluslararası saygın dergilerden Theory and Society’de yayımlanan makalede, “kolektif öğrenilmiş çaresizlik” kavramı ilk kez teorik bir çerçeveye oturtuldu.

Araştırmada, toplumların tekrar eden travmalar ve olumsuz deneyimler karşısında zamanla motivasyon kaybı yaşadığı, değişime olan inancını yitirerek pasifleştiği vurgulandı. Bu durum, özellikle günümüzde iklim krizi, ekonomik eşitsizlik ve demokratik sorunlar karşısında toplumsal tepkilerin neden zayıfladığını açıklayan önemli bir yaklaşım olarak değerlendiriliyor.

“Bireysel süreç toplumsal boyuta taşınıyor”

Çalışmanın çıkış noktasının psikolog Martin Seligman’ın geliştirdiği teori olduğunu belirten Prof. Dr. Tayfun Uzbay, bireylerde görülen bu durumun toplumlara da yansıyabileceğini ifade ederek, “Öğrenilmiş çaresizlik, bireylerin tekrarlanan ve kontrol edilemeyen olumsuz deneyimler sonucunda çaba göstermeyi bırakmasıdır. Benzer bir süreç, kolektif travmalara maruz kalan toplumlarda da ortaya çıkabilir” dedi.

“Ne yapsak değişmez” inancı yayılıyor

Prof. Dr. Barış Erdoğan ise bu sürecin sosyal ağlar aracılığıyla yayıldığını belirterek, “Başarısızlık deneyimleri bireyler arasında paylaşılır ve zamanla kolektif bir zihinsel çerçeveye dönüşür. Böylece ‘ne yaparsak yapalım hiçbir şey değişmez’ inancı toplumsal bir norm haline gelir” ifadelerini kullandı.

Araştırmada, sıkça karıştırılan kavramlara da açıklık getirildi. Kolektif travmanın toplumun yaşadığı sarsıcı olayları, kolektif depresyonun bu olayların duygusal sonuçlarını ifade ettiği belirtilirken; kolektif öğrenilmiş çaresizliğin ise tekrarlanan başarısızlıklar sonucu ortaya çıkan eylemsizlik hali olduğu vurgulandı.

'Toplumlar da çaresizliği öğreniyor': Yeni kavram literatüre girdi

Makale, toplumsal yapılar ile beyin arasındaki benzerliğe de dikkat çekerek, sosyal bağların zayıflamasının tıpkı sinaptik bağların zayıflaması gibi etkiler doğurabileceğini ortaya koydu. Eğitim, ifade özgürlüğü ve adalet gibi unsurların toplumsal direnci artırdığı, buna karşılık adaletsizlik ve baskının bu direnci zayıflattığı ifade edildi.

Araştırmada, bu sürecin tersine çevrilebileceği de belirtilerek, demokratik katılımın artırılması, şeffaflık ve adaletin güçlendirilmesi gibi adımların kritik rol oynadığına dikkat çekildi. 

Karaköse Haber - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme