Tiroit nodülüm 'iyi huylu' deyip geçmeyin!
Toplumda oldukça yaygın görülen tiroit nodüllerinin büyük bölümü iyi huylu olsa da büyüyen nodüller nefes darlığı, yutma güçlüğü ve ses kısıklığı gibi ciddi sorunlara yol açabiliyor.
Haberin Özeti
- • Tiroit nodülleri yetişkinlerin %30-50'sinde yaygın görülür; çoğu iyi huylu olsa da büyüyenler nefes darlığı ve yutma güçlüğü gibi ciddi sorunlara yol açabilir.
- • Prof. Dr. Melih Kara, iyot eksikliği, genetik yatkınlık ve hormonal faktörlerin nodül
Tiroit bezi içerisinde gelişen ve çevre dokulardan farklı yapıda oluşan tiroit nodülleri, günümüzde en sık karşılaşılan endokrin hastalıklar arasında yer alıyor. Uzmanlara göre yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 30 ila 50’sinde görülen tiroit nodülleri çoğu zaman ciddi bir sağlık sorunu oluşturmuyor. Ancak bazı durumlarda büyüyen nodüller hem yaşam kalitesini düşürebiliyor hem de estetik kaygılara neden olabiliyor.
Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Melih Kara, gelişen teknoloji sayesinde iyi huylu tiroit nodüllerinin tedavisinde ameliyat ihtiyacının giderek azaldığını belirterek, ameliyatsız yöntemlerin ön plana çıktığını söyledi.
Tiroit nodüllerinin oluşumunda birçok faktörün etkili olduğunu belirten Prof. Dr. Melih Kara, özellikle iyot eksikliğinin önemli bir risk unsuru olduğuna dikkat çekti.
“Özellikle yıllarca süren iyot eksikliği tiroit bezinin büyümesine ve nodül oluşumuna yol açabilmektedir. Ayrıca genetik yatkınlık, ilerleyen yaş, kadın olmak, boyun bölgesine radyasyon maruziyeti, sigara kullanımı ve Hashimoto gibi otoimmün tiroit hastalıkları önemli risk etkenleri arasında yer almaktadır.”
Kadınlarda yaklaşık 4 kat daha fazla görülüyor
Tiroit nodüllerinin kadınlarda erkeklere göre çok daha sık görüldüğünü belirten Prof. Dr. Melih Kara, hormonal faktörlerin bu tabloda etkili olduğunu söyledi.
“Çalışmalarda, yaklaşık her 3 kadından 1’inde, hatta bazı serilerde yaklaşık her 2 kadından 1’inde, ultrason taramasında nodül saptandığı belirtilmektedir. Erkeklere göre kadınlarda yaklaşık 4 kat daha fazla görülmektedir. Bunun başlıca sebebi hormonal etkilerdir. Özellikle östrojenin tiroit dokusu üzerindeki uyarıcı etkisi ve otoimmün tiroit hastalıklarının kadınlarda daha sık olması nodül oluşumunu tetikleyebilmektedir.”
Prof. Dr. Kara’ya göre tiroit nodüllerinin en önemli özelliklerinden biri uzun süre hiçbir belirti vermeden büyüyebilmesi. Bu nedenle birçok kişi nodül taşıdığını tesadüfen yapılan muayene veya ultrason incelemesi sırasında öğreniyor.
Prof. Dr. Melih Kara, tiroit nodüllerinde görülebilecek belirtileri şöyle sıraladı:
- Boyunda şişlik veya ele gelen kitle
- Yutkunurken takılma hissi
- Boğazda baskı veya dolgunluk hissi
- Nefes darlığı
- Ses kısıklığı
Ayrıca aşırı hormon üreten bazı nodüllerde çarpıntı, kilo kaybı, aşırı terleme ve sinirlilik gibi hipertiroidi belirtilerinin de görülebildiğini belirten Kara, bazı hastalarda hızlı büyüyen sert kitleler ve kalıcı ses kısıklığının kanser açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Tiroit nodüllerinde erken teşhisin büyük önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. Melih Kara, hiçbir yakınması olmayan bireylerin bile belirli aralıklarla kontrol yaptırması gerektiğini söyledi.
“Şikâyeti olmayan bireylerde bile özellikle 35 yaş sonrası en az bir kez tiroit muayenesi ve ultrason değerlendirmesi faydalı olabilmektedir. Sonrasında takip sıklığı; kişinin risk durumuna, nodül varlığına ve ultrason bulgularına göre belirlenmektedir. Boyunda şişlik, yutma güçlüğü, ses kısıklığı, hızlı büyüyen kitle veya ele gelen sertlik durumunda ise mutlaka hekime başvurulmalıdır.”
Ameliyat ihtiyacı giderek azalıyor
Geçmiş yıllarda iyi huylu tiroit nodüllerinde cerrahi tedavinin ön planda olduğunu belirten Prof. Dr. Melih Kara, günümüzde ise ablasyon yöntemlerinin öne çıktığını söyledi.
“Bu yöntemler arasında dokunun lazer veya kimyasal maddeler kullanılarak yok edilmesi prensibine dayanan ablasyon yöntemi ön plana çıkmaktadır. Özellikle radyofrekans ablasyon, mikrodalga ablasyon ve lazer ablasyon gibi yöntemler, seçilmiş hastalarda oldukça başarılı sonuçlar vermektedir.”
Prof. Dr. Kara, ablasyon yönteminin özellikle biyopsiyle iyi huylu olduğu kanıtlanmış ancak büyümeye devam ederek baskı oluşturan veya estetik kaygılara neden olan nodüllerde tercih edildiğini belirtti.
Ömür boyu ilaç kullanma ihtiyacını azaltabiliyor
Ablasyon yönteminin en önemli avantajlarından birinin sağlam tiroit dokusunun korunması olduğunu vurgulayan Kara, şu bilgileri verdi:
“Böylece ömür boyu hormon ilacı kullanma ihtiyacı azalabilmekte veya tamamen ortadan kalkabilmektedir. Boyunda hiçbir kesi izinin olmaması, genel anestezi gerektirmemesi ve iyileşme süresinin kısa olması da yöntemin önemli faydalarını oluşturmaktadır.”
Ultrason eşliğinde ve lokal anestezi altında uygulanan ablasyon tedavisinin hastalar için konforlu bir seçenek olduğunu ifade eden Prof. Dr. Melih Kara, işlemin çoğu zaman 20 ila 45 dakika sürdüğünü belirtti.
“Hastalar genellikle aynı gün evine dönebilmekte ve kısa sürede günlük yaşamlarına devam edebilmektedir.”