Skolyozda erken tanı çocukların geleceğini koruyor
Çocukluk ve ergenlik döneminde sık görülen skolyozda erken teşhis, omurga eğriliğinin ilerlemesini önleyerek cerrahi müdahale ihtimalini azaltabiliyor.
Haberin Özeti
- • Skolyoz, büyüme çağındaki çocuklarda omurganın üç boyutlu deformasyonu olup, erken teşhis ile ilerlemesi önlenerek cerrahi müdahale ihtimali azaltılır.
- • Doç. Dr. İlknur Saral, omuz eşitsizliği gibi belirtilerle fark edilebilen skolyozun ağrısız ilerleyebildiğini ve "ağrı yoksa sorun yok" algısının yanlış olduğunu vurguladı.
- • Erken evrede kişiye özel egzersiz, fizyoterapi ve korse gibi ameliyatsız yöntemler başarı sağlarken, radyasyonsuz 3D yüzey tarama sistemleri takibi kolaylaştırıyor.
Skolyoz, çoğu zaman basit bir duruş bozukluğu gibi görünse de erken fark edilmediğinde çocukların yaşam kalitesini etkileyebilen önemli sağlık sorunları arasında yer alıyor. Büyüme çağındaki çocuklarda erken teşhis ve düzenli takip sayesinde omurga eğriliğinin ilerlemesi önlenebiliyor, tedavi başarısı ise önemli ölçüde artırılabiliyor.
Memorial Şişli Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Doç. Dr. İlknur Saral, skolyozun omurganın sağa ya da sola doğru eğrilmesinin yanı sıra kendi ekseni etrafında dönmesiyle ortaya çıkan üç boyutlu bir omurga deformitesi olduğunu belirtti. Özellikle hızlı büyüme dönemlerinde ortaya çıkan hastalığın, ergenlik çağındaki çocuklarda daha sık görüldüğünü ifade eden Saral, çoğu zaman ağrıya neden olmadığı için uzun süre fark edilmeyebildiğini söyledi.
Bir omuz diğerinden yüksekse dikkat
Skolyozun ilk belirtileri çoğu zaman günlük yaşam içinde fark edilmesi zor küçük değişikliklerle ortaya çıkıyor. Bir omzun diğerine göre daha yüksek görünmesi, kürek kemiklerinden birinin belirginleşmesi, kalça seviyelerinde eşitsizlik, kıyafetlerin vücutta asimetrik durması ya da öne eğilince sırtın bir tarafında kabarıklık oluşması en sık görülen belirtiler arasında yer alıyor.
Erken dönemde tespit edilen eğriliklerde ameliyatsız tedavi yöntemlerinin daha başarılı sonuçlar verdiğini belirten Saral, büyüme gelişimi devam eden çocuklarda kişiye özel egzersiz programları, fizyoterapi uygulamaları ve modern korse yöntemleriyle eğriliğin ilerleme riskinin önemli ölçüde azaltılabildiğini ifade etti.
“Ağrı yoksa sorun yok” düşüncesi yanlış
Toplumda skolyozun yalnızca sırt ağrısıyla ilişkilendirildiğini belirten Saral, bu nedenle birçok ailenin çocuklarında sorun olmadığını düşündüğünü söyledi. Oysa skolyozun çoğu zaman sessiz ilerleyen bir tablo oluşturduğunu ifade eden Saral, ilerleyen omurga eğriliklerinin duruş bozukluklarının yanı sıra solunum kapasitesinde azalma, hareket kısıtlılığı, kas dengesizlikleri ve psikososyal sorunlara yol açabildiğini kaydetti.
Ergenlik dönemindeki çocuklarda beden algısının büyük önem taşıdığına dikkat çeken Saral, omurga deformitelerinin özgüven üzerinde de olumsuz etkiler oluşturabileceğini belirterek skolyozun yalnızca fiziksel değil psikolojik yönüyle de değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Yeni teknolojiler takibi kolaylaştırıyor
Skolyozun tanı ve takip sürecinde en sık kullanılan yöntemlerden biri röntgen görüntüleme sistemleri olsa da büyüme çağındaki çocukların düzenli aralıklarla X-ışınına maruz kalması ailelerde endişe oluşturabiliyor.
Teknolojide yaşanan gelişmeler sayesinde artık radyasyon içermeyen takip yöntemlerinin daha yaygın kullanıldığını belirten Saral, üç boyutlu yüzey tarama sistemleri ve gelişmiş postür analiz teknolojilerinin omurgadaki eğriliklerin ve vücut asimetrilerinin detaylı şekilde incelenmesine olanak sağladığını ifade etti. Bu sistemlerin omurgadaki değişimleri radyasyon kullanmadan değerlendirebildiğini kaydeden Saral, özellikle çocuk ve ergen hastalarda güvenli ve tekrarlanabilir takip imkanı sunduğunu söyledi.
Erken tanı cerrahi riskini azaltıyor
Skolyoz tedavisinde en önemli unsurun erken teşhis olduğunu vurgulayan Saral, eğrilik düşük derecelerdeyken başlanan takip ve rehabilitasyon sürecinin omurgadaki ilerleyici deformasyonun durdurulmasında kritik rol oynadığını belirtti.
Gelişen fizik tedavi uygulamaları, omurgaya özel egzersiz yöntemleri ve ergonomik korse teknolojileri sayesinde birçok çocuğun ameliyata ihtiyaç duymadan sağlıklı bir yaşam sürdürebildiğini ifade eden Saral, omurga eğriliği ilerledikçe tedavi seçeneklerinin sınırlandığını ve cerrahi müdahale gereksiniminin arttığını söyledi.
Ailelerin çocuklarının günlük duruş alışkanlıklarını dikkatle gözlemlemesi gerektiğini belirten Saral, basit gibi görünen küçük bir asimetri ya da omuz dengesizliğinin ileride ciddi sonuçlar doğurabilecek bir omurga eğriliğinin ilk işareti olabileceğini ifade etti.
Erken tanı, doğru takip ve gelişen teknolojilerin sunduğu güvenli yöntemlerle skolyozun kontrol altına alınabildiğini belirten Saral, çocukların hem omurga sağlığının hem de yaşam kalitesinin korunmasında erken farkındalığın büyük önem taşıdığını kaydetti.
Bakmadan Geçme
