Saatlerce ekrana bakmak dinlenmek anlamına gelmiyor
Dr. Öğr. Üyesi Hande Namal Türkyılmaz, televizyon ve sosyal medya karşısında geçirilen uzun saatlerin bedeni hareketsiz bıraksa da sinir sisteminin gerçek anlamda dinlenmesini engelleyebileceğini belirtti.
Haberin Özeti
- • Dr. Öğr. Üyesi Hande Namal Türkyılmaz, ekran karşısında geçirilen uzun saatlerin bedeni hareketsiz bıraksa da sinir sisteminin gerçek anlamda dinlenmesini engellediğini belirtti.
- • Sosyal medya ve dizi izleme sırasında beynin sürekli yeni uyaranlarla karşılaşması, sempatik sinir sistemini aktif tutarak "Sahte Dinlenme" hissi yaratır.
- • Gerçek dinlenme, bedeni hareketsiz bırakmanın ötesinde sinir sistemine toparlanma fırsatı vermek olup, ekran yerine doğaya yönelmek öneriliyor.
Yoğun geçen bir haftanın ardından hafta sonunu koltukta uzanarak, dizi izleyerek veya sosyal medyada gezinerek geçirmek birçok kişi için dinlenmenin en kolay yolu olarak görülüyor. Ancak saatlerce fiziksel olarak hareketsiz kalınmasına rağmen yeni haftaya hâlâ yorgun başlamak mümkün olabiliyor.
İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Kişiselleştirilmiş ve Fonksiyonel Tıp Kliniğinde görevli Yaşam Tarzı Tıbbı Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hande Namal Türkyılmaz, dinlenmenin yalnızca fiziksel aktiviteyi bırakmak anlamına gelmediğine dikkat çekti.
Modern yaşamda giderek yaygınlaşan kronik yorgunluğun nedenleri arasında çalışma temposunun yanı sıra yanlış dinlenme alışkanlıklarının da bulunabileceğini belirten Türkyılmaz, ekran karşısında geçirilen sürenin kişiye dinleniyormuş hissi verebildiğini ancak beynin bu sırada yeni uyaranları işlemeye devam ettiğini ifade etti.
Yaşam Tarzı Tıbbı yaklaşımında bu durumun “Sahte Dinlenme” olarak değerlendirildiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Türkyılmaz, “Ekran karşısında geçirilen saatler kişiye zaman zaman ‘hiçbir şey yapmıyorum’ hissi verse de zihinsel ve biyolojik açıdan beyin, sürekli yeni uyaranlarla karşılaşmaya devam ediyor” dedi.
Sosyal medya beyni uyarmaya devam ediyor
Sosyal medya akışları, kısa videolar ve arka arkaya izlenen diziler sırasında beynin sürekli yeni bilgilerle karşılaştığını belirten Türkyılmaz, sık dopamin uyarıları ve ekranlardan yayılan ışığın da bu sürece eşlik ettiğini kaydetti.
Bu durumun vücudun stres anlarında devreye giren sempatik sinir sisteminin aktif kalmasına neden olabileceğini aktaran Türkyılmaz, kişinin fiziksel olarak hareketsiz olmasının zihinsel olarak dinlendiği anlamına gelmediğine dikkat çekti.
Dr. Öğr. Üyesi Hande Namal Türkyılmaz, “Dinlenmek yalnızca bedeni hareketsiz bırakmak değil, sinir sistemine de toparlanma fırsatı vermek. Gerçek dinlenme; stresin azalmasına, zihinsel berraklığın artmasına, uyku kalitesinin iyileşmesine ve yaşam kalitesinin yükselmesine katkı sağlayabilir” ifadelerini kullandı.
Sinir sisteminin gevşeyebilmesi için yoğun uyaranların azaltılması ve vücuda güvenli bir ortamda bulunduğunu hissettiren faaliyetlere zaman ayrılması gerektiğini ifade eden Türkyılmaz, gerçek dinlenmenin yalnızca koltuğa uzanmak yerine günlük yaşam alışkanlıklarının bir parçası haline getirilmesi gerektiğini söyledi.
Gerçek dinlenme için ekran yerine doğaya yönelin
Dr. Öğr. Üyesi Hande Namal Türkyılmaz, sürdürülebilir ve sağlıklı bir yaşam için çalışma ve beslenme düzeni kadar dinlenme biçimlerinin de gözden geçirilmesi gerektiğine dikkat çekerek gerçek dinlenme için üç öneride bulundu.
İlk olarak ekranlardan ve yoğun uyaranlardan belirli sürelerle uzaklaşmayı öneren Türkyılmaz, açık havada veya doğada yürüyüş yapmanın zihnin sürekli yeni uyaran arayışından uzaklaşmasına yardımcı olabileceğini belirtti. Gün ışığıyla temasın da vücudun doğal uyku-uyanıklık döngüsünü destekleyebileceğini ifade etti.
İkinci olarak kişinin sonuç odaklı olmadan üretken ve sakin faaliyetlerle ilgilenebileceğini aktaran Türkyılmaz; toprakla uğraşmak, mutfakta yeni bir tarif hazırlamak veya el işi yapmak gibi aktivitelerin zihnin yavaşlamasına katkı sağlayabileceğini kaydetti.
Üçüncü önerisinin ise “bilinçli durgunluk” olduğunu belirten Türkyılmaz, zaman zaman herhangi bir şey izlemeden, dinlemeden veya telefonla ilgilenmeden sessizce durmanın önemine dikkat çekti. Bu tür sessiz dönemlerin beynin gün içerisinde alınan bilgileri ve yaşananları işlemesine alan açabileceğini ifade etti.
Türkyılmaz, sürekli “Bugün ne izlesem?” sorusuna yanıt aramak yerine zaman zaman “Bugün sinir sistemimi gerçekten nasıl dinlendirebilirim?” sorusunun sorulmasının fiziksel ve zihinsel yaşam kalitesi açısından daha faydalı bir yaklaşım olabileceğini belirtti.
Bakmadan Geçme
