Mide koruyucu kullanıp hâlâ yanma yaşayanlar dikkat!
Mide koruyucu ilaçlara rağmen geçmeyen yanma ve ekşime şikâyetleri konusunda uyarıda bulunan Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Murat Keskin, belirtilerin farklı hastalıklardan kaynaklanabileceğini belirterek hekim değerlendirmesinin önemini anlattı.
Haberin Özeti
- • Mide koruyucu ilaçlara rağmen devam eden yanma ve ekşime şikayetleri, yanlış kullanım veya farklı sindirim sistemi hastalıklarından kaynaklanabilir; hekim değerlendirmesi şarttır.
- • Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Murat Keskin, hastaların kendi kendine ilaç değiştirmemesi, şikayetlerin gerçek nedenini araştırması gerektiğini belirtti.
- • Yutma güçlüğü, kilo kaybı, kansızlık, kanlı kusma gibi belirtiler ihmal edilmemeli; Helicobacter pylori, safra kesesi ve pankreas hastalıkları araştırılmalıdır.
Mide yanması, ekşime ve ağza acı su gelmesi şikâyetleri nedeniyle kullanılan mide koruyucu ilaçlar her hastada beklenen rahatlamayı sağlamayabiliyor. Tedaviye rağmen yakınmaların sürmesi ise yalnızca ilacın yetersiz olduğu anlamına gelmiyor. Yanlış kullanım, reflü dışındaki sindirim sistemi hastalıkları veya farklı sağlık sorunları da benzer belirtilere yol açabiliyor.
Medicana Ataşehir Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Murat Keskin, mide koruyucu ilaçlardan sonuç alamayan hastaların kendi kendilerine ilaç değiştirmek yerine şikâyetlerin nedenini araştırmaları gerektiğini belirtti.
Mide koruyucular her şikâyeti ortadan kaldırmıyor
Halk arasında mide koruyucu olarak bilinen proton pompa inhibitörleri, mide asidi üretimini azaltarak reflü, gastrit ve ülserle ilişkili yakınmaların kontrol altına alınmasına yardımcı oluyor. Ancak bu ilaçlar mide ve yemek borusuyla ilgili bütün hastalıkları tedavi etmiyor.
Doç. Dr. Keskin, ilaçların kullanım şeklinin tedavinin başarısını doğrudan etkileyebildiğini belirterek şu bilgileri verdi:
“Bu ilaçlar mide asidi salgısını azaltarak gastrit, reflü ve ülserle ilişkili yakınmaların hafiflemesine yardımcı olur. Ancak mide koruyucu olarak adlandırılmaları, mideyle ilgili bütün şikâyetleri ortadan kaldıracakları anlamına gelmez. İlacın nasıl ve ne zaman kullanıldığı da tedaviden alınan yanıtı etkiler. Bu gruptaki ilaçların çoğu sabah aç karnına kullanıldığında daha etkili olur; kullanılan ilaca ilişkin öneriye uyulması önemlidir.”
Hekim önerisi olmadan uzun süre mide koruyucu kullanılmasının doğru olmadığını belirten Keskin, tedavi süresinin hastalığın türüne göre değiştiğini ifade etti. Ülser ve klasik reflü tedavisinde sıklıkla sekiz haftalık bir süre değerlendirilirken yemek borusunda iltihap veya hasar bulunması halinde tedavi uzayabiliyor.
Geçmeyen mide yanmasının nedeni farklı olabilir
İlaç tedavisine rağmen devam eden yakınmalarda mide mikrobu olarak bilinen Helicobacter pylori enfeksiyonu da araştırılabiliyor. Hastanın belirtilerine göre safra kesesi ve pankreas hastalıkları gibi başka nedenlerin değerlendirilmesi gerekebiliyor.
Keskin, özellikle yutma güçlüğü, nedeni açıklanamayan kilo kaybı, kansızlık, kanlı kusma ve siyah dışkılama gibi belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı. Ailesinde mide veya yemek borusu kanseri bulunan kişilerin de bu bilgiyi doktorlarıyla paylaşması gerekiyor.
Gerekli görülen hastalarda endoskopi yapılarak yemek borusu ve mide incelenebiliyor. Bu işlem sırasında yemek borusundaki hasar, mide fıtığı ve mideyle yemek borusu arasındaki geçiş bölgesi değerlendiriliyor. İhtiyaç halinde mide mikrobu araştırması için örnek alınabiliyor.
Reflü şikâyetlerinin nedeninin belirlenemediği bazı durumlarda ise yemek borusunun aside maruz kalma düzeyini ölçen pH testlerinden yararlanılıyor.
Her reflü hastasına endoskopik işlem uygulanmıyor
İlaç tedavisiyle yeterli sonuç alınamayan ve gerekli incelemelerden geçirilen bazı hastalarda endoskopik tedavi seçenekleri gündeme gelebiliyor.
Doç. Dr. Keskin, antireflü mukozal ablasyon (ARMA) yönteminde mide ile yemek borusunun birleştiği bölgedeki yüzey dokusuna kontrollü işlem uygulandığını anlattı. Endoskopik fundoplikasyonda ise özel cihazlarla içeriden dikiş veya sabitleme yapılarak mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasını engelleyen yapının güçlendirilmesi amaçlanıyor.
Bu işlemlerin her hastaya uygun olmadığını belirten Keskin, mide fıtığının varlığı, büyüklüğü ve yemek borusunun yapısının tedavi seçiminde belirleyici olduğunu ifade etti. Büyük mide fıtıklarında cerrahi seçenekler değerlendirilebiliyor. Endoskopik girişimlerin de kanama ve yutma güçlüğü gibi riskleri bulunuyor.
Göğüs yanmasını her zaman mideye bağlamayın
Reflü yakınmalarını azaltmak için beslenme alışkanlıklarının gözden geçirilmesi gerektiğini belirten Keskin, yatmadan önceki üç saat içinde yemek yenmemesini önerdi.
Kahve, yağlı yiyecekler, narenciye ve sirkeli gıdalar bazı kişilerde şikâyetleri artırabiliyor. Sigara ve alkol kullanımı da reflü belirtilerini olumsuz etkileyebiliyor.
Keskin'in üzerinde durduğu bir diğer konu ise göğüste hissedilen yanma ve ağrının her zaman mide kaynaklı olmaması. Kalp hastalıklarının da benzer belirtilerle ortaya çıkabileceğini hatırlatan Keskin, özellikle göğüste baskı hissi ile boyuna veya kola yayılan ağrı durumunda vakit kaybetmeden acil tıbbi değerlendirme yapılması gerektiğini belirtti.
Bakmadan Geçme
