Meme kanseri korkusu erken teşhisi geciktirebilir!
Meme kanserinde erken tanının önemine rağmen birçok kadın, kötü sonuç alma korkusuyla kontrollerini erteliyor.
Haberin Özeti
- • Meme kanserinde erken tanının önemine rağmen, birçok kadın kötü sonuç alma korkusuyla mamografi ve doktor kontrollerini erteliyor.
- • Anadolu Sağlık Merkezi Uzman Klinik Psikoloğu Jülide Unutmaz, sağlık taramalarından kaçınmanın kaygıyı geçici azalttığını ancak tanı sürecini geciktirdiğini belirtiyor.
- • Kontrolleri ertelemenin kısa süreli rahatlama sağladığı, ancak "bilmeyince sorun yok" düşüncesinin belirsizliği ortadan kaldırmadığı ve tedaviyi geciktirdiği ifade ediliyor.
Uzman Klinik Psikolog Jülide Unutmaz, sağlık taramalarından kaçınmanın kaygıyı geçici olarak azalttığını ancak tanı sürecini geciktirebildiğini belirtti.
Meme kanseri taramalarının erken tanı açısından taşıdığı önem bilinse de bazı kadınlar mamografi ve doktor kontrollerini yaptırmakta zorlanıyor. Bunun nedeni her zaman zaman yetersizliği veya ihmal olmayabiliyor. Kanser tanısı alma ihtimali, tedavi sürecine ilişkin endişeler ve yaşamın değişeceği düşüncesi, sağlık kontrollerinin ertelenmesine yol açabiliyor.
Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Uzman Klinik Psikoloğu Jülide Unutmaz, sağlık kontrollerinden kaçınmanın ardında çoğu zaman kişinin geleceğe ilişkin kaygılarının bulunduğunu söyledi.
Unutmaz, “Bazen kişi riskin ve erken tanının öneminin son derece farkında olduğu için de yoğun bir kaygı yaşayabiliyor. ‘Ya kötü bir sonuç çıkarsa?’, ‘Ya hayatım bir anda değişirse?’, ‘Bununla nasıl baş ederim?’ gibi düşünceler, kontrolün kendisini psikolojik açıdan tehdit edici hale getirebiliyor” dedi.
Kontrolü ertelemek geçici rahatlama sağlıyor
Herhangi bir sağlık şikâyeti bulunmayan kişilerin rutin taramaları acil bir ihtiyaç olarak görmeyebildiğini anlatan Jülide Unutmaz, olumsuz sonuç alma korkusunun da bu davranışı güçlendirdiğini belirtti.
Kontrole gitmemenin kişiye kısa süreli bir rahatlama sağlayabildiğini ifade eden Unutmaz, bunun zamanla alışkanlığa dönüşebileceğini söyledi.
“Ertelemek, çoğu zaman kişiyi kısa vadede rahatlatıyor. Randevu almadığında, tetkik yaptırmadığında veya sonucu öğrenmediğinde kişinin o anki kaygısı azalabiliyor. Ancak bu rahatlama, sorunun ortadan kalktığı anlamına gelmiyor, yalnızca yüzleşme anını ileriye taşıyor.”
Unutmaz, kişinin kontrole gitmediğinde kendisini daha iyi hissetmesinin, sonraki randevuları da ertelemesine neden olabileceğini belirtti. Böyle bir durumda sağlık taraması, korunmaya yönelik bir davranış olmaktan çıkarak korkulan bir durum gibi algılanabiliyor.
Kanser tanısı alma ihtimalinin kişide yalnızca hastalığa ilişkin kaygı oluşturmadığını söyleyen Unutmaz, tedavi, ameliyat, çocukların bakımı, çalışma hayatı ve bedensel değişikliklerle ilgili düşüncelerin de aynı anda ortaya çıkabildiğini anlattı.
“Bilmeyince sorun yok” düşüncesi neden tehlikeli?
Bazı kişilerin sağlık durumlarını öğrenmekten kaçınarak kendilerini olası kötü haberlerden korumaya çalıştığını belirten Unutmaz, bu yaklaşımın belirsizliği ortadan kaldırmadığını ifade etti.
Unutmaz, “Bilmeyince sorun yok” düşüncesinin arkasında çoğunlukla kişinin henüz olumsuz bir sonuçla yüzleşmeye hazır hissetmemesinin bulunduğunu söyledi.
“Sonucu öğrenmek, gerektiğinde bir sonraki adımı atmayı, tedaviye başlamayı ve hayatın bazı alanlarında değişiklik yapmayı gerektirebilir. Kişi kendisini bütün bunlara hazır hissetmediğinde, bilgiden uzak durarak kaygısını kontrol etmeye çalışabilir.”
Jülide Unutmaz, kaygının belirli bir düzeyde kişiyi sağlık kontrolü yaptırmaya yöneltebildiğini ancak yoğunlaştığında tam tersi bir etki oluşturabildiğini kaydetti.
Randevuyu sürekli ertelemek, belirtileri görmezden gelmek veya kontrol tarihini ileriye taşımak bu kaçınma davranışları arasında yer alıyor.
Korkunun kaynağını belirlemek gerekiyor
Sağlık taramalarından çekinen kadınların öncelikle hangi durumdan korktuklarını anlamaya çalışmalarını öneren Unutmaz, mamografi sırasında ağrı hissetme endişesiyle kanser tanısı alma korkusunun birbirinden farklı olduğunu belirtti.
“Ben aslında neden korkuyorum?” sorusunun bu süreçte yol gösterici olabileceğini anlatan Unutmaz, korkunun nedenini belirlemenin onunla baş etmeyi kolaylaştırabileceğini ifade etti.
Kontrole gitmek için kaygının tamamen ortadan kalkmasını beklemenin doğru bir yaklaşım olmadığını söyleyen Unutmaz, şu öneride bulundu:
“‘Korkum geçince kontrolümü yaptıracağım’ yerine ‘Korkuyor olabilirim ama sağlığım için bu adımı yine de atabilirim’ yaklaşımını benimsemek önemli.”
Unutmaz, sürecin küçük adımlarla planlanabileceğini belirterek önce doktor randevusu alınmasını, ardından gerekli taramalar hakkında bilgi edinilmesini önerdi. Yoğun kaygı yaşayan kişilerin kontrole giderken güvendikleri bir yakınlarından destek isteyebileceklerini de söyledi.
İnternette sürekli hastalık araştırmak kaygıyı artırabilir
Meme kanseriyle ilgili bilgi edinmenin önemli olduğunu ancak güvenilir olmayan kaynaklardan sürekli belirti ve hastalık araştırmanın kaygıyı artırabileceğini belirten Jülide Unutmaz, özellikle olumsuz senaryolara odaklanmanın kontrol sürecini daha da zorlaştırabileceğini anlattı.
Tarama işlemlerinin nasıl yapıldığının sağlık çalışanlarından öğrenilmesinin belirsizliği azaltabileceğini ifade eden Unutmaz, kişinin kontrolü bir hastalık haberi alma ihtimali yerine sağlığını korumaya yönelik bir adım olarak görmesinin faydalı olabileceğini söyledi.
Kontrollerini sürekli erteleyen, randevu almakta zorlanan veya aldığı randevuya kaygı nedeniyle gidemeyen kişilerin psikolojik destek alabileceğini belirten Unutmaz, yakın çevrenin yaklaşımının da önemli olduğunu dile getirdi.
“Korkacak bir şey yok” demenin her zaman yeterli olmadığını vurgulayan Unutmaz, kişinin yaşadığı endişenin anlaşılması gerektiğini ifade etti.
Unutmaz, “Çünkü bazen mesele erken tanının önemini bilmemek değil, bildiği halde korkuyu yönetememektir. Bu nedenle ‘Korkmayın’ demekten çok ‘Korksanız da ertelemeyin’ mesajını önemsiyorum” dedi.
Bakmadan Geçme
