• Haberler
  • Sağlık
  • Kemik erimesi yıllarca belirti vermeden ilerleyebilir! İlk işaret kırık olabilir

Kemik erimesi yıllarca belirti vermeden ilerleyebilir! İlk işaret kırık olabilir

Medicana Konya Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Hacı Ali Tekkurt, özellikle 50 yaş üstü ve menopoz sonrası kadınlarda kemik erimesi riskinin arttığını belirterek erken tanı ve düzenli fiziksel aktivitenin önemini anlattı.

WhatsApp

AĞRI KARAKÖSE HABER WhatsApp Kanalını Takip Et

En güncel haberler için bizi WhatsApp kanalımızdan takip edin!

WhatsApp TAKİP ET

Haberin Özeti

  • • Kemik erimesi (osteoporoz) yıllarca belirti vermeden ilerleyebilir ve ilk işaret bir kırık olabilir; en sık omurga, kalça ve el bileğinde görülür.
  • • Uzm. Dr. Hacı Ali Tekkurt, özellikle 50 yaş üstü ve menopoz sonrası kadınların risk altında olduğunu, yetersiz D vitamini ve kalsiyum alımının etkilediğini belirtti.
  • • Hareketsiz yaşam, sigara, alkol tüketimi ile uzun süreli kortizon kullanımı ve diyabet gibi kronik hastalıklar da kemik erimesi riskini artırır.

Kemik mineral yoğunluğunun azalması ve kemik dokusunun yapısının bozulmasıyla ortaya çıkan osteoporoz, halk arasında kemik erimesi olarak biliniyor. Kemiklerin dayanıklılığını azaltan hastalık, uzun süre herhangi bir belirti vermeden ilerleyebiliyor. Bu nedenle bazı kişiler kemik erimesi olduğunu ancak bir kırık yaşadıklarında öğreniyor.

Medicana Konya Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Hacı Ali Tekkurt, osteoporozun özellikle ileri yaşlarda ciddi sağlık sorunlarına yol açabildiğini belirtti.

Kemik erimesine bağlı kırıkların en sık omurga, kalça ve el bileğinde görüldüğünü ifade eden Tekkurt, omurga kırıklarının bel ve sırt ağrısına, boy kısalmasına ve duruş bozukluklarına neden olabildiğini söyledi.

Özellikle 50 yaşın üzerindeki bireylerin ve menopoz sonrası dönemdeki kadınların risk altında olduğunu belirten Tekkurt, kemik sağlığının yalnızca ileri yaşlarda değil, gençlik döneminden itibaren korunması gerektiğini vurguladı.

Menopoz kemik kaybını hızlandırıyor

Kadınlarda menopozla birlikte östrojen hormonunun azalması, kemik kaybını hızlandıran başlıca etkenler arasında bulunuyor. Yaş ilerledikçe yeni kemik oluşumunun yavaşlaması da kemik yoğunluğunun azalmasına yol açabiliyor.

Uzm. Dr. Hacı Ali Tekkurt, kemik erimesinin gelişiminde beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzının da etkili olduğunu belirterek şu bilgileri verdi:

“Menopozla birlikte östrojen hormonu seviyesinin düşmesi kemik yıkımını hızlandırır. İlerleyen yaşla birlikte kemik yapım hızı yavaşlar, yıkım hızı artar. Beslenme eksiklikleri yani yetersiz kalsiyum ve D vitamini alımı kemik kalitesini olumsuz etkiler. Yaşa uygun günlük kalsiyum ve D vitamini ihtiyacının karşılanması gerekir.”

Tekkurt, hareketsiz yaşam, sigara ve aşırı alkol tüketiminin de kemik sağlığını olumsuz etkilediğini, ince ve küçük kemik yapısına sahip kişilerde osteoporoz gelişme riskinin daha yüksek olabildiğini ifade etti.

Bazı ilaçlar ve kronik hastalıklar da kemikleri etkiliyor

Kemik erimesi yalnızca yaşlanma ve menopozla ilişkili değil. Bazı hastalıklar ve uzun süre kullanılan ilaçlar da kemik mineral yoğunluğunda azalmaya neden olabiliyor.

Uzm. Dr. Tekkurt, üç aydan uzun süreli kortizon kullanımının osteoporoz açısından önemli risk faktörlerinden biri olduğunu söyledi. Tiroid hormonu tedavisinde kullanılan bazı ilaçların, meme ve prostat kanseri tedavilerinin, belirli epilepsi ilaçlarının ve bazı diğer uzun süreli ilaç tedavilerinin de kemik sağlığını etkileyebildiğini belirtti.

Diyabet, tiroid ve paratiroid bezlerinin aşırı çalışması, Cushing hastalığı ve cinsiyet hormonlarının yetersizliği de kemik kaybıyla ilişkili olabilen sağlık sorunları arasında yer alıyor.

Tekkurt, çölyak hastalığı, Crohn hastalığı ve ülseratif kolit gibi sindirim sistemi hastalıklarının besin emilimini etkileyerek kemik sağlığını bozabildiğini ifade etti. Obezite cerrahisi sonrasında gelişebilen emilim sorunları, kronik karaciğer hastalıkları ve böbrek yetmezliği de osteoporoz riskini artırabiliyor.

Kronik böbrek yetmezliğinde D vitamininin aktif hale getirilmesi ve kalsiyum-fosfor dengesinin korunması süreçlerinin bozulabildiğini belirten Tekkurt, bunun kemik metabolizmasını doğrudan etkilediğini anlattı.

Romatoid artrit ve ankilozan spondilit gibi romatizmal hastalıklar ile multipl miyelom, lösemi ve lenfoma gibi bazı kan hastalıkları da kemik kaybına yol açabiliyor.

Uzun süre yatağa bağımlı kalan veya hareket kabiliyeti kısıtlanan kişilerde ise kemiklere yeterli yük binmemesi nedeniyle kemik kaybı hızlanabiliyor.

Kemikleri korumak için beslenme ve hareket önemli

Uzm. Dr. Hacı Ali Tekkurt, kemik sağlığının korunmasında genç yaşlarda ulaşılan en yüksek kemik kütlesinin belirleyici olduğunu söyledi.

Kemik kütlesinin genellikle 30'lu yaşların başında en yüksek seviyesine ulaştığını belirten Tekkurt, sonraki yıllarda bu yapının korunması için yeterli beslenme ve düzenli hareket gerektiğini ifade etti.

Kemiklerin temel yapı taşlarından biri olan kalsiyumun yeterli miktarda alınması gerektiğini anlatan Tekkurt, günlük 1000-1200 miligram kalsiyum alımının önerildiğini, ancak ihtiyacın kişinin yaşına ve sağlık durumuna göre değişebildiğini belirtti.

Kemik erimesi yıllarca belirti vermeden ilerleyebilir! İlk işaret kırık olabilir

Süt ve süt ürünleri ile yeşil yapraklı sebzelerin kalsiyum kaynakları arasında bulunduğunu söyleyen Tekkurt, D vitamininin de kalsiyum emilimi açısından gerekli olduğunu kaydetti.

D vitamini düzeyinin ihtiyaç halinde hekim tarafından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Tekkurt, eksiklik saptanan kişilerde takviye tedavisinin doktor kontrolünde planlanabileceğini ifade etti.

Fiziksel aktivitenin kemik yoğunluğunun korunmasındaki rolüne de değinen Tekkurt, yürüyüş, dans ve kişinin vücut ağırlığını taşıdığı egzersizlerin kemikleri desteklediğini söyledi.

Haftada 3-4 gün en az 30 dakika tempolu yürüyüşün uygun kişiler için başlangıç olabileceğini belirten Tekkurt, hafif ağırlıklar ve direnç bantlarıyla yapılan egzersizlerin kas gücünü artırarak kemik sağlığının korunmasına katkı sağlayabileceğini anlattı. Osteoporozu veya kırık riski bulunan kişilerin ise egzersiz programlarını sağlık durumlarına göre belirlemeleri gerekiyor.

Sigara ve aşırı alkol tüketiminden uzak durulmasını öneren Tekkurt, aşırı kahve tüketiminin de kalsiyum dengesi üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini belirtti.

Kemik erimesinin belirti vermeden ilerleyebilmesi nedeniyle özellikle menopoz sonrası kadınların ve diğer risk gruplarının kemik yoğunluğu ölçümü açısından hekim değerlendirmesinden geçmesi gerektiğini ifade eden Tekkurt, erken dönemde alınacak önlemlerle ilerleyen yaşlarda kırık riskinin azaltılabileceğini söyledi.

Karaköse Haber - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme