Kadınlarda kanser riskini artıran 4 önemli etkene dikkat
Doç. Dr. Engin Çelik, jinekolojik kanserlarda HPV enfeksiyonu, obezite ve sağlıksız beslenme, sigara kullanımı ile genetik yatkınlığın önemli risk faktörleri arasında bulunduğunu belirterek düzenli tarama ve koruyucu önlemlere dikkat çekti.
Haberin Özeti
- • Jinekolojik kanserler dünyada yılda yaklaşık 1.5 milyon, Türkiye'de ise 15 bin kadına teşhis edilmekte olup erken tanı kritik önem taşıyor.
- • Doç. Dr. Çelik, HPV enfeksiyonunun rahim ağzı kanserinde önemli risk olduğunu, 30 yaşından itibaren tarama ve aşının koruy
Kadın üreme sisteminde ortaya çıkan rahim, yumurtalık, rahim ağzı, vulva ve vajen kanserleri, jinekolojik kanserler arasında yer alıyor. Dünyada her yıl yaklaşık 1,5 milyon kadına bu kanser türlerinden biri teşhis edilirken, yaklaşık 700 bin kadın jinekolojik kanserler nedeniyle yaşamını yitiriyor. Türkiye’de ise her yıl yaklaşık 15 bin kadına jinekolojik kanser tanısı konulduğu belirtiliyor.
20 Eylül Dünya Jinekolojik Kanserler Farkındalık Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan Acıbadem Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum/Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Engin Çelik, erken tanı ve kişiye uygun risk değerlendirmesinin önemine dikkat çekti.
Çelik, tarama programlarının yaygınlaşmasıyla rahim ağzı kanserinin görülme sıklığında azalma yaşandığını, buna karşılık obezitenin artışıyla rahim kanseri vakalarında yıllar içerisinde yükseliş gözlendiğini ifade etti.
HPV rahim ağzı kanserinde öne çıkıyor
Doç. Dr. Engin Çelik’in dikkat çektiği ilk önemli risk faktörü HPV (Human Papilloma Virus) enfeksiyonu oldu. HPV'nin 200'e yakın farklı tipi bulunurken, enfeksiyonların büyük bölümünün herhangi bir ciddi sağlık sorununa yol açmadan bağışıklık sistemi tarafından temizlenebildiği belirtiliyor.
HPV enfeksiyonlarının yaklaşık yüzde 90'ı 1-2 yıl içerisinde kendiliğinden ortadan kalkabiliyor. Ancak özellikle yüksek riskli HPV 16 ve HPV 18 tiplerinin neden olduğu kalıcı enfeksiyonlar, rahim ağzındaki hücrelerde zaman içerisinde kansere dönüşebilecek değişikliklere neden olabiliyor.
Doç. Dr. Engin Çelik, rahim ağzı kanserinde taramanın amacının kanser oluşmadan önce öncü lezyonları belirlemek olduğunu vurguladı.
Çelik, “Rahim ağzı kanseri taramasında hedef, kansere dönüşebilecek öncül lezyonların tespit edilmesidir. Tespit edilen kanser öncüsü lezyonlar küçük bir operasyonla vücuttan çıkarılabilmektedir. Ülkemizde HPV taramasının da 30 yaşından itibaren yapılması tavsiye edilmektedir” dedi.
HPV aşısının koruyucu rolüne de değinen Çelik, aşının özellikle erken yaşlarda uygulanmasının önem taşıdığını belirtti.
Obezite hormonal dengeyi etkileyebiliyor
Jinekolojik kanserlerde dikkat edilmesi gereken bir diğer faktör ise obezite ve sağlıksız beslenme alışkanlıkları. Özellikle rahim iç tabakasından gelişen endometrium kanseri açısından fazla vücut yağının önemli bir risk oluşturabildiği ifade ediliyor.
Doç. Dr. Engin Çelik, vücuttaki yağ dokusunun artmasının hormonal ve metabolik dengede değişikliklere yol açabildiğine dikkat çekiyor. Artan yağ dokusuyla östrojen seviyesinin yükselmesi, rahmin iç tabakasındaki hücrelerin daha fazla uyarılmasına neden olabiliyor.
Obeziteyle birlikte görülebilen insülin direnci ve uzun süreli inflamasyon da hücresel süreçler üzerinde olumsuz etkilere yol açabiliyor.
Beslenmede ise sebze, meyve, tam tahıl, baklagiller, kuruyemiş ve zeytinyağının ağırlıkta olduğu Akdeniz tipi beslenmenin tercih edilmesi; aşırı şeker ve yoğun işlenmiş gıda tüketiminin sınırlandırılması öneriliyor.
Sigara HPV’nin vücuttan temizlenmesini zorlaştırabiliyor
Doç. Dr. Engin Çelik’in dikkat çektiği risklerden biri de sigara kullanımı. Sigara özellikle rahim ağzı kanseri açısından önemli risk faktörleri arasında bulunuyor.
Tütün dumanındaki zararlı kimyasallar rahim ağzındaki hücrelerde DNA hasarına neden olabilirken, HPV enfeksiyonunun bağışıklık sistemi tarafından temizlenmesini de güçleştirebiliyor. Bu nedenle sigara kullanımının bırakılması ve pasif içicilikten mümkün olduğunca kaçınılması önem taşıyor.
Çelik, yaşam tarzı değişikliklerinin jinekolojik kanserlerden korunmada önemli olduğunu belirterek sigara ve sağlıksız beslenme gibi değiştirilebilir risk faktörlerine karşı önlem alınması gerektiğini ifade etti.
Ailede kanser öyküsü varsa genetik risk göz ardı edilmemeli
Jinekolojik kanserlerde değiştirilemeyen risk faktörlerinden biri ise genetik yatkınlık. Özellikle yumurtalık kanserlerinde kalıtsal gen değişiklikleri önemli rol oynayabiliyor.
Yumurtalık kanserlerinin en az dörtte birinin BRCA1 ve BRCA2 dahil bazı genlerde görülen kalıtsal değişikliklerle ilişkili olduğu belirtiliyor.
Doç. Dr. Engin Çelik, ailesinde kanser öyküsü bulunan kadınların kontrollerini aksatmaması gerektiğini vurgulayarak, “Jinekolojik kanserlere, özellikle de yumurtalık kanserine karşı ailesinde ve akrabalarında kanser hikâyesi olan kadınların düzenli kontrollerini aksatmamalarını ve gerekirse genetik testler yaptırarak risklerini belirlemelerini öneriyoruz. İhtiyaç halinde yakın takip ve kanser gelişmeden önleyici cerrahiler uygulayabiliyoruz” ifadelerini kullandı.
Çelik, jinekolojik kanserlerle mücadelede kişisel risklerin belirlenmesi, uygun taramaların zamanında yapılması, HPV’den korunma, sağlıklı vücut ağırlığının korunması ve sigaradan uzak durulmasının önem taşıdığını belirtti.
Bakmadan Geçme
