Kadınlarda görülen bu hastalığın nedeni mükemmeliyetçilik
Uzmanlar, özellikle mükemmeliyetçi kişilik yapısına sahip kadınlarda fibromiyalji görülme riskinin arttığını belirterek hastalığın yalnızca fiziksel değil psikolojik ve sosyal yönleriyle de ele alınması gerektiğini vurguladı.
Haberin Özeti
- • 12 Mayıs Fibromiyalji Farkındalık Günü'nde Dr. Asiye Gülsüm Kakı, mükemmeliyetçi kişilik yapısına sahip kadınlarda fibromiyalji riskinin arttığını vurguladı.
- • Fibromiyalji, özellikle 30-55 yaş arası aktif kadınlarda görülen; fiziksel, psikolojik ve sosyal yönleriyle ele alınması gereken kronik bir ağrı sendromudur.
- • Dr. Kakı, fibromiyaljide yaygın ağrı, kronik yorgunluk ve ‘beyin sisi’ gibi belirtilerin yanı sıra, multidisipliner ve kişiye özel tedavi gerektiğini belirtti.
12 Mayıs Fibromiyalji Farkındalık Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Asiye Gülsüm Kakı, fibromiyaljinin modern yaşamın giderek daha sık görülen sağlık sorunlarından biri haline geldiğini söyledi.
Fibromiyaljinin kronik bir ağrı sendromu olduğuna dikkat çeken Dr. Kakı, hastalığın yalnızca fiziksel belirtilerle sınırlı olmadığını ifade ederek, “Özellikle kadınlarda daha sık görülen fibromiyalji yalnızca fiziksel değil, psikolojik ve sosyal yönleriyle de ele alınması gereken kronik bir ağrı sendromudur” dedi.
Fibromiyaljinin yaygın kas ve iskelet sistemi ağrılarıyla birlikte yorgunluk, uyku bozukluğu ve bilişsel fonksiyonlarda azalma ile ortaya çıktığını belirten Dr. Kakı, “Halk arasında ‘kas romatizması’ olarak da bilinir. Hastalık, kişinin günlük yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebilir ve çoğu zaman uzun süre fark edilmeden ilerleyebilir” ifadelerini kullandı.
“Mükemmeliyetçilik riski artırıyor”
Hastalığın en sık 30-55 yaş aralığındaki aktif kadınlarda görüldüğünü söyleyen Dr. Kakı, özellikle mükemmeliyetçi kişilik yapısının risk faktörleri arasında yer aldığını belirtti.
Dr. Kakı, “Kesin bir genetik geçiş kanıtlanmamış olsa da ailede fibromiyalji öyküsünün bulunması kişide yatkınlığı artırabiliyor. Bunun yanında klinik gözlemler ve psikososyal incelemeler, mükemmeliyetçi kişilik yapısına sahip bireylerde fibromiyalji görülme sıklığının daha yüksek olduğunu gösteriyor.” dedi.
Mükemmeliyetçi bireylerin yoğun stres altında kaldığını ifade eden Kakı, “Özellikle kadınların iş hayatı, ev yaşamı ve toplumsal roller nedeniyle yoğun sorumluluk altında olması, sınır koymakta zorlanmaları ve sürekli ‘yetişme’ baskısı hissetmeleri fibromiyalji riskini artıran önemli faktörler arasında yer alır.” şeklinde konuştu.
Yorgunluk ve “Beyin sisi” belirtileri dikkat çekiyor
Fibromiyalji hastalarında yaygın ağrıların yanı sıra kronik yorgunluk, uyku problemleri ve dikkat dağınıklığının da sık görüldüğünü kaydeden Dr. Kakı, “Uyku problemleri, kronik yorgunluk, halk arasında ‘beyin sisi’ olarak ifade edilen dikkat ve konsantrasyon güçlüğü yaygın semptomlar arasında yer alıyor.” dedi.
Migren, irritabl bağırsak sendromu ve karın ağrısı gibi farklı sağlık sorunlarının da tabloya eşlik edebildiğini belirten Kakı, hastalığın çok yönlü değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Fibromiyalji tedavisinde kişiye özel ve çok yönlü bir yaklaşım gerektiğine dikkat çeken Dr. Asiye Gülsüm Kakı, “Hastalığın ortaya çıkışında birçok biyolojik, psikolojik ve sosyal etken rol oynadığı için tedavinin de multidisipliner ve kişiye özel planlanması gerekir” ifadelerini kullandı.
Tedavi sürecinde uyku düzeni, egzersiz, beslenme ve psikolojik desteğin büyük önem taşıdığını belirten Kakı, “Özellikle uyku düzeninin sağlanması tedavinin temel basamaklarından biridir. Kaliteli uyku uyuyamayan bir kişinin gün içerisinde enerjik ve sağlıklı hissetmesi mümkün değildir” dedi.
Dr. Kakı ayrıca ağır egzersizler yerine hafif tempolu yürüyüşler, gevşeme çalışmaları ve nefes egzersizlerinin önerildiğini ifade etti.
Fibromiyaljinin yalnızca fiziksel ağrılarla sınırlı olmayan çok yönlü bir hastalık olduğunu vurgulayan Dr. Kakı, “Fibromiyalji yalnızca fiziksel ağrılarla sınırlı olmayan, kişinin ruhsal ve sosyal yaşamını da etkileyen çok yönlü bir hastalıktır. Bu nedenle tedavide kişinin yalnızca ağrısına değil, yaşam biçimine, stres düzeyine ve duygusal yüklerine de bütüncül bir bakış açısıyla yaklaşılması gerekir” ifadelerini kullandı.
Bakmadan Geçme
