İki ayrı kanserle mücadelede genetik test tedavinin yönünü değiştirdi
Meme kanserinin ardından yumurtalık kanserine yakalanan Güldem Taşkaya'nın tedavi sürecinde belirlenen BRCA1 gen mutasyonu, hem yeni bir tedavi seçeneğinin değerlendirilmesini sağladı hem de ailesi açısından genetik risklerin önemini gündeme getirdi.
Haberin Özeti
- • 65 yaşındaki Güldem Taşkaya, 2013'teki meme kanseri sonrası, 5 yıl sonra yeni bir tümör ve ardından PET ile tespit edilen yumurtalık kanseriyle mücadele etti.
- • Tedavisi sırasında belirlenen BRCA1 gen mutasyonu, Prof. Dr. Bülent Karabulut tarafından uygulanan hedefe yönelik ilaç tedavisine geçmesini sağladı.
- • Bu genetik test, Taşkaya'nın ağır kemoterapilerden kurtularak daha iyi bir tedavi görmesini sağlarken, kalıtsal risklerin önemini vurguladı.
Meme kanserini atlattıktan yıllar sonra yumurtalık kanseriyle karşılaşan 65 yaşındaki Güldem Taşkaya’nın tedavi sürecinde yapılan genetik inceleme önemli bir dönüm noktası oldu. BRCA1 gen mutasyonunun tespit edilmesinin ardından Taşkaya için genetik özelliğe uygun hedefe yönelik tedavi seçeneği değerlendirildi.
Acıbadem Kent Hastanesi Onkoloji Bölümü Koordinatörü Medikal Onkolog Prof. Dr. Bülent Karabulut, genetik bilginin yalnızca mevcut hastalığın tedavisinde değil, kişinin gelecekte karşılaşabileceği risklerin ve aile bireylerinin taşıyabileceği kalıtsal risklerin değerlendirilmesinde de önem taşıdığını belirtti.
Jinekolojik Kanserler Farkındalık Ayı kapsamında Taşkaya’nın yaşadığı süreci değerlendiren Prof. Dr. Karabulut, BRCA1 mutasyonunun daha erken bilinmesi durumunda farklı koruyucu seçeneklerin gündeme gelebileceğine dikkat çekti.
Meme kanserinin ardından yumurtalık kanseri ortaya çıktı
Manisa’da yaşayan Güldem Taşkaya’nın kanserle mücadelesi 2013 yılında başladı. Düzenli kontrollerini yaptıran Taşkaya, sütyenini çıkarırken sağ memesinde fark ettiği kitle üzerine sağlık kuruluşuna başvurdu. Mamografi ve ultrason incelemelerinin ardından meme kanseri tanısı konuldu.
Ameliyat olan Taşkaya, daha sonra kemoterapi ve radyoterapi gördü. Yaklaşık 5 yıl sonra bu kez sol memesinde yeni bir tümör belirlendi ve memesi alındı.
Ameliyatın ardından gerçekleştirilen PET görüntülemesinde ise herhangi bir belirti vermeyen yumurtalık kanseri tespit edildi.
Yaşadığı süreci anlatan Taşkaya, “Hiçbir şikâyetim yoktu, ağrım da yoktu. Tamamen PET sayesinde yakalandı. Meme ameliyatından bir ay sonra yumurtalık ameliyatı oldum ve ardından kemoterapi gördüm.” dedi.
Yaklaşık 5 yıl sonra yumurtalık kanserinin yeniden ortaya çıktığını anlatan Taşkaya, hastalığın karın boşluğunda bağırsak ve karın zarına yayıldığının belirlenmesi üzerine 2024 yılının ocak ayında yeniden ameliyat edildiğini söyledi.
Tedavi sürecinde farklı kemoterapi ve ilaç uygulamalarından yararlanan Taşkaya’da daha sonra karın bölgesindeki lenf bezlerinde metastaz tespit edildi. Dört kür kemoterapinin ardından bu bulguların ortadan kalktığını belirten Taşkaya, tedavisinin devamı için Prof. Dr. Bülent Karabulut’a başvurduğunu ifade etti.
Taşkaya, “Kemoterapiler çok ağır geliyordu. BRCA mutasyonu tespit edildiği için Bülent Hocam buna uygun ilaç tedavisine başladı. Bu tedavi sayesinde kendimi çok iyi hissediyorum, üstelik kemoterapilerin ağır sonuçlarını yaşamıyorum.” diye konuştu.
Hastalığa karşı moralini koruduğunu dile getiren Taşkaya, kontrollerin aksatılmaması gerektiğini belirterek, “Hiçbir zaman ‘Neden ben?’ diye düşünmedim. Hastalığa değil, iyileşmeye odaklandım. Moralli olun, kontrollerinizi ihmal etmeyin.” ifadelerini kullandı.
BRCA1 mutasyonu tedavide yeni seçenek oluşturdu
Taşkaya’nın kendilerine başvurmasının ardından yapılan genetik değerlendirmede BRCA1 mutasyonunun tespit edildiğini belirten Prof. Dr. Bülent Karabulut, bu sonucun tedavi planlamasında önemli rol oynadığını söyledi.
Kanser tedavisinde artık yalnızca tümörün bulunduğu organa göre hareket edilmediğini, kanserin biyolojik özellikleri ile hastanın genetik yapısının da değerlendirildiğini ifade eden Karabulut, BRCA1 mutasyonunun daha önce bilinmesi halinde Taşkaya için farklı koruyucu seçeneklerin gündeme gelebileceğini söyledi.
Prof. Dr. Karabulut, “Eğer bu mutasyon daha meme kanseri tanısı aldığı dönemde biliniyor olsaydı koruma amaçlı olarak yumurtalıkların alınması önerilebilirdi. Böylelikle yumurtalık kanserine hiç yakalanmazdı. Bu, mutlaka geçmişte verilen tedavinin yanlış olduğu anlamına gelmez. Ancak hastalığın genetik özelliklerini daha erken bilmek, uygun hastalarda tedavi seçeneklerinin değerlendirilmesini, hastanın risklerinin daha doğru anlaşılmasını ve aile bireyleri açısından gerekli genetik değerlendirmelerin daha erken yapılmasını sağlayabilir.” dedi.
BRCA1 mutasyonunun belirlenmesiyle Taşkaya için PARP inhibitörü olarak bilinen hedefe yönelik tedavinin değerlendirildiğini aktaran Karabulut, hastanın tedavisine tam yanıtını koruyarak devam ettiğini bildirdi.
“Bir genetik bilgi bütün bir ailenin geleceğini değiştirebilir”
BRCA1 ve BRCA2 genlerinin hücrelerde meydana gelen DNA hasarlarının onarılmasında görev yaptığını belirten Prof. Dr. Karabulut, bu genlerde doğuştan bulunan bazı değişikliklerin özellikle meme ve yumurtalık kanserleri başta olmak üzere bazı kanserlerin gelişme riskini artırabileceğini kaydetti.
Genetik test sonucunun yalnızca kanser tanısı alan kişiyi ilgilendirmediğine dikkat çeken Karabulut, çocuklar, kardeşler ve diğer yakın akrabalar açısından da genetik danışmanlığın gündeme gelebileceğini söyledi.
Karabulut, “Amaç kimseye ‘Kesin kanser olacaksınız’ demek değildir. Uygun aile bireylerinin genetik danışmanlık alması ve gerekirse test yaptırması, risk taşıyan kişiler için daha bilinçli takip ve erken tanı stratejilerinin planlanmasını sağlayabilir. Bazen bir genetik bilgi, yalnızca bir hastanın değil, bütün bir ailenin geleceğini değiştirebilir.” ifadelerini kullandı.
Özellikle meme, yumurtalık, tüp, primer periton, prostat ve pankreas kanseri tanısı alan kişilerin genetik test gerekliliğini doktorlarıyla görüşmelerinin önemine işaret eden Prof. Dr. Karabulut, hastalara şu çağrıda bulundu:
“Kanser tanınız varsa yalnızca tedavinizi değil, kanserinizin genetik özelliklerini de doktorunuzla konuşun. ‘Benim için BRCA veya başka bir genetik test gerekli mi?’ sorusunu sormaktan çekinmeyin. Çünkü bazen bir test bir tedavi seçeneğinin kapısını açabilir. Bazen de bir hastanın öğrendiği genetik bilgi, henüz kanserle karşılaşmamış bir aile bireyinin kendi riskini zamanında öğrenmesini sağlayabilir.”
Bakmadan Geçme
