İdrar kaçırmamak için suyu azaltmak sağlığı tehdit edebilir
İç Hastalıkları ve Geriatri Uzmanı Prof. Dr. Zekeriya Ülger, idrar kaçırma endişesiyle günlük sıvı tüketiminin azaltılmasının mesane şikâyetlerini artırabileceğini, özellikle ileri yaşlarda susuzluk, tansiyon düşüklüğü ve böbrek fonksiyonlarında bozulma gibi ciddi sorunlara yol açabileceğini belirtti.
Haberin Özeti
- • Prof. Dr. Zekeriya Ülger, idrar kaçırma korkusuyla su tüketimini azaltmanın mesane şikâyetlerini daha da artırabileceğini belirtti.
- • Kontrolsüz sıvı kısıtlaması özellikle ileri yaşlarda susuzluk, tansiyon düşüklüğü, kabızlık ve böbrek fonksiyonlarında bozulmaya yol açabiliyor.
- • Ülger, suyu azaltmak yerine kafeinli ve asitli içeceklerin sınırlandırılmasını, kilo kontrolü ve pelvik taban egzersizlerine önem verilmesini, şikâyet durumunda ise hekime başvurulmasını önerdi.
İdrar kaçırma, günlük ve sosyal yaşamı olumsuz etkileyebilen sağlık sorunları arasında yer alıyor. Bu problemle karşılaşan bazı kişiler, tuvalete gitme ihtiyacını ve kaçırma riskini azaltacağı düşüncesiyle su tüketimini kısıtlıyor. Ancak İç Hastalıkları ve Geriatri Uzmanı Prof. Dr. Zekeriya Ülger, bu yöntemin çözüm olmadığına dikkat çekerek yetersiz sıvı tüketiminin farklı sağlık problemlerini beraberinde getirebileceğini söyledi.
Suyun azaltılması mesaneyi daha fazla uyarabilir
Prof. Dr. Ülger, yeterli sıvı alınmadığında idrarın daha yoğun hale geldiğini ve bunun mesane duvarında tahrişe neden olabileceğini belirtti. Bu durumun yanma, rahatsızlık ve ani idrara çıkma ihtiyacını artırabileceğine işaret eden Ülger, kişinin kaçırmayı önlemek amacıyla suyu azaltmasının şikâyetlerin daha da belirginleştiği bir döngü oluşturabileceğini ifade etti.
Ülger, “İdrar kaçırmayı önlemek amacıyla su içmeyi kesmek, toplumda yapılan en yaygın ve en tehlikeli hatalardan biridir. Vücuda yeterli sıvı alınmadığında idrarın yoğunluğu ve asiditesi artar. Yoğunlaşan idrar mesane duvarını tahriş ederek kişideki rahatsızlık, yanma ve ani sıkışma hissini daha da şiddetlendirir. Yani kişi idrar kaçırmamak için suyu kestikçe mesane daha çok uyarılır ve süreç bir kısır döngüye dönüşür.” dedi.
İleri yaşlarda risk daha da artıyor
Kontrolsüz sıvı kısıtlamasının özellikle ileri yaştaki bireylerde daha ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Ülger, vücudun susuz kalmasının tansiyon, böbrek fonksiyonları ve elektrolit dengesi üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini kaydetti.
Ülger, “Gereksiz ve kontrolsüz sıvı kısıtlaması; vücudun susuz kalmasına, şiddetli kabızlığa, ani tansiyon düşüşlerine, böbrek fonksiyonlarında bozulmaya ve elektrolit dengesizliklerine yol açabilir. Kabızlık ise pelvik taban üzerindeki baskıyı artırarak idrar kaçırma şikâyetini dolaylı olarak ağırlaştırır. Burada amaç az su içmek değil, kişinin genel sağlık durumuna uygun miktarda ve doğru zamanlamayla sıvı tüketmesini sağlamaktır.” ifadelerini kullandı.
Su yerine mesaneyi uyaran içeceklere dikkat
İdrar kaçırma şikâyetinin yönetiminde günlük alışkanlıkların da önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Ülger, aşırı çay ve kahve ile asitli içeceklerin mesaneyi uyarabileceğini, bu nedenle suyu azaltmak yerine bu tür içeceklerin tüketiminin sınırlandırılabileceğini söyledi.
Kabızlığın önlenmesi için yeterli sıvı tüketimi ve liften zengin beslenmenin önemine değinen Ülger, ideal vücut ağırlığının korunmasının mesane üzerindeki fiziksel baskıyı azaltabileceğini ifade etti. Pelvik taban kaslarını güçlendirmeye yönelik Kegel gibi egzersizlerin de günlük yaşama dahil edilebileceğini kaydetti.
“Su içmekten vazgeçmek çözüm değil”
Prof. Dr. Zekeriya Ülger, idrar kaçırma yaşayan kişilerin kendi kararlarıyla sıvı tüketimini ciddi şekilde azaltmak yerine hekime başvurması gerektiğini belirtti. Öncelikle idrar kaçırmaya neden olan durumun belirlenmesi ve buna uygun kişisel bir tedavi planının oluşturulmasının önem taşıdığını vurguladı.
Ülger, “İdrar kaçırma nedeniyle su içmekten vazgeçmek ya da sosyal hayattan uzaklaşmak çözüm değildir. Öncelikle sorunun nedeni belirlenmeli ve uygun tedavi planlanmalıdır. Bunun yanında kişinin kendini daha güvende hissetmesi ve günlük yaşamına rahatça devam edebilmesi için gerektiğinde emici külotlardan da destek alınabilir. Emici külot kullanmak utanılacak bir durum değildir. Önemli olan kişinin sağlığını riske atmadan, kendisini güvende hissederek hayatına devam edebilmesidir.” ifadelerini kullandı.
Bakmadan Geçme
