Gözleriniz sağlıklı olsa bile beyniniz görmenizi engelleyebilir
Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, inme ve bazı nörolojik hastalıkların gözlerde herhangi bir sorun bulunmasa bile görme kaybına yol açabileceğini belirterek, görsel halüsinasyonların da beyindeki hasarlardan kaynaklanabileceğini söyledi.
Haberin Özeti
- • Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, gözler sağlıklı olsa bile beyindeki görme merkezlerinde oluşan hasarların görme kaybına neden olabileceğini belirtti.
- • İnme geçiren bazı hastaların görme alanındaki kaybı fark edemediğini söyleyen Şalçini, görsel halüsinasyonların Parkinson, Alzheimer ve migren gibi nörolojik hastalıklardan da kaynaklanabileceğini ifade etti.
- • Dr. Şalçini, erken dönemde başlanan nörolojik rehabilitasyon ve özel göz egzersizlerinin hastaların günlük yaşamlarını daha güvenli ve bağımsız sürdürmelerine yardımcı olabileceğini vurguladı.
Görme kaybının nedeni her zaman göz hastalıkları olmayabiliyor. Beynin görme merkezlerinde veya görsel bilgilerin iletildiği sinir yollarında meydana gelen hasarlar, gözler sağlıklı olsa bile kişinin çevresini algılamasını engelleyebiliyor. Özellikle inme sonrasında ortaya çıkan görme alanı kayıpları, hastaların günlük yaşamlarını ve bağımsız hareket etme becerilerini etkileyebiliyor.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, görme işleminin yalnızca gözlerle sınırlı olmadığını, görüntülerin anlamlandırılmasında beynin belirleyici rol oynadığını anlattı.
Gözlerin çevreden aldığı ışık ve görüntü bilgilerini beynin arka bölümündeki görme merkezine ilettiğini belirten Şalçini, bu merkezlerde oluşan hasarların kişinin gördüklerini algılamasını zorlaştırabileceğini ifade etti.
İnme geçiren hastalar görme kaybını fark etmeyebilir
İnmenin beynin görme yollarını veya görsel korteksi etkileyebildiğini belirten Dr. Şalçini, bu durumun görme alanının belirli bölümlerinde kayıplara neden olabileceğini söyledi.
Şalçini, “İnme, beynin görme yollarını veya görsel korteks adı verilen işleme merkezini besleyen damarlarda tıkanıklık yaratarak bu bölgelere hasar verir. Bu hasar sonucunda hastalar genellikle sağ veya sol taraflarındaki belirli bir alanı tamamen karanlık bir boşluk olarak algılarlar.” dedi.
Görme alanındaki kayıpların hastaların hareketlerini de etkilediğini anlatan Şalçini, kişilerin göremedikleri taraftaki eşyalara çarpabildiğini ve düşme tehlikesi yaşayabildiğini kaydetti.
Bazı hastaların ise görme alanındaki eksikliğin farkına varamadığını belirten Şalçini, günlük yaşamdan şu örneği verdi:
“Beynin bu tür hasarlarında kişiler çoğu zaman göremedikleri bir alan olduğunu hiç fark etmez. Örneğin tabaklarındaki yemeğin sadece görebildikleri yarısını tüketirler.”
Görme kaybının inkâr edildiği Anton Sendromu'na da değinen Dr. Şalçini, bu rahatsızlıkta kişinin beyin kaynaklı körlük yaşamasına rağmen görmediğini kabul etmeyebildiğini anlattı. Hastaların çevrelerindeki nesnelere çarptıklarında durumu farklı gerekçelerle açıklayabildiklerini belirtti.
Gerçekte olmayan görüntüler nörolojik hastalıklardan kaynaklanabilir
Beynin görsel bilgileri işleyen bölümlerindeki bozukluklar, görme kaybının yanı sıra gerçekte bulunmayan nesne, insan veya şekillerin algılanmasına da yol açabiliyor.
Dr. Celal Şalçini, görsel halüsinasyon olarak adlandırılan bu durumun özellikle görme kaybı yaşanan alanlarda ortaya çıkabildiğini söyledi.
Beynin yeterli görsel bilgi alamadığında hafızadaki görüntülerden yararlanarak eksik bilgiyi tamamlamaya çalışabildiğini belirten Şalçini, hastaların gördükleri görüntülerin gerçek olmadığını bilmelerine rağmen korku ve şaşkınlık yaşayabildiğini ifade etti.
Görsel halüsinasyonların yalnızca psikiyatrik hastalıklarla ilişkilendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Şalçini, inme, Parkinson hastalığı, Alzheimer hastalığı ve şiddetli migrenin de bu tür belirtilere neden olabileceğini aktardı.
İleri yaşlarda görme kaybıyla ilişkili olarak gelişebilen Charles Bonnet Sendromu'na değinen Şalçini, bu durumdaki kişilerin gerçekte bulunmayan görüntüler görebildiğini ancak çoğu zaman bunların gerçek olmadığının farkında olduğunu belirtti.
Şalçini, “Bu tür durumları yaşayan hastaların zihinsel sağlığı yerindedir ve gördükleri şeylerin gerçek olmadığını çoğu zaman mantıklı bir şekilde idrak edebilirler. Bu nedenle, görsel halüsinasyon şikayeti olan kişileri hemen psikiyatrik bir etiketle yargılamak yerine, detaylı bir nörolojik muayeneden geçirmek son derece önemlidir.” ifadelerini kullandı.
Erken rehabilitasyon günlük yaşamı kolaylaştırabilir
İnme sonrasında ortaya çıkan görme alanı kayıplarında erken değerlendirmenin önemine değinen Dr. Şalçini, nörolojik rehabilitasyonun hastaların mevcut görme becerilerini daha etkili kullanmalarına yardımcı olabileceğini söyledi.
Beynin sağlam kalan bölgelerinin yeni sinirsel bağlantılar oluşturabilme kapasitesinden yararlanıldığını anlatan Şalçini, özel göz egzersizleri ve görsel tarama eğitimleriyle hastaların göremedikleri alanların farkına varmalarının hedeflendiğini belirtti.
Bu çalışmaların çevredeki engelleri fark etme, güvenli hareket etme ve günlük işleri bağımsız sürdürme becerilerine katkı sağlayabileceğini ifade eden Şalçini, rehabilitasyonun hastanın ihtiyaçlarına göre planlanması gerektiğini vurguladı.
Dr. Şalçini, “Bu eğitimler sonucunda hastalar çevrelerini dikkatlice taramayı öğrenerek çarpmaları, düşmeleri ve ev içi kazaları çok büyük oranda azaltabilirler.” dedi.
Şalçini, erken dönemde başlanan ve düzenli sürdürülen rehabilitasyon çalışmalarının inme sonrası görme kaybı yaşayan hastaların bağımsızlıklarını yeniden kazanmalarına ve yaşam kalitelerinin iyileşmesine katkı sağlayabileceğini sözlerine ekledi.
Bakmadan Geçme
