Dünyada kaç tür yok olma tehlikesi altında?

Dünya genelinde incelenen 172 bini aşkın canlı türünün 48 bin 600'den fazlası yok olma riskiyle karşı karşıya.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 20 Aralık 2013’te aldığı kararla, 3 Mart tarihi “Dünya Yaban Hayatı Günü” olarak ilan edildi. Tarihin seçilme nedeni ise 1973 yılında imzalanan Nesli Tehlikede Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşme’ye (CITES) dayanıyor. Her yıl farklı bir temayla kutlanan bu özel gün, 2026 yılında “Tıbbi ve aromatik bitkiler: Sağlığı, mirası ve geçim kaynaklarını korumak” temasıyla dikkat çekiyor.

Uluslararası Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği’nin yayımladığı Kırmızı Liste verilerine göre dünya genelinde değerlendirilen 172 bin 600 canlı türünün 48 bin 600’den fazlası nesli tükenme tehdidi altında bulunuyor. Veriler, biyoçeşitlilik kaybının hız kesmeden devam ettiğini ortaya koyuyor.

Tehlike altındaki türler arasında özellikle bazı gruplar öne çıkıyor. Palmiye benzeri bitkiler olarak bilinen sikadların yüzde 71’i risk altında bulunurken, mercan resiflerinin yüzde 44’ü, amfibilerin yüzde 41’i, memelilerin yüzde 26’sı ve kuşların yüzde 12’si yok olma tehdidiyle karşı karşıya. Uzmanlar, her yıl tehdit altındaki tür sayısının artmasının ekosistem dengesi açısından ciddi bir alarm niteliği taşıdığına işaret ediyor.

Canlı türlerinin hızla azalmasının başlıca nedenleri arasında doğal yaşam alanlarının daralması, iklim değişikliği, çevre kirliliği ve istilacı yabancı türlerin yayılması yer alıyor. Bunun yanı sıra bitkilerin aşırı ve kontrolsüz toplanması, organize suç şebekelerinin nadir hayvanları hedef alan kaçak avcılık faaliyetleri ve yasa dışı evcil hayvan ticareti de ekosistemi tehdit eden önemli unsurlar arasında gösteriliyor.

Tarım, madencilik, mobilyacılık ve büyük altyapı projeleri için yapılan arazi kullanımı da habitat kaybını hızlandırıyor. Uzmanlara göre bu durum yalnızca hayvanları değil, bitki türlerini de doğrudan etkiliyor. Özellikle bu yılın teması doğrultusunda dikkat çekilen tıbbi ve aromatik bitkilerin yüzde 20’sinden fazlasının aşırı toplama ve iklim krizi nedeniyle tükenme noktasına geldiği belirtiliyor. Bitkilerin, hayvanlara kıyasla daha hızlı yok olduğu vurgulanıyor.

İklim değişikliği ise tehdit altındaki türlerin yüzde 25’inden fazlası için temel risk faktörü olarak öne çıkıyor. Artan deniz suyu sıcaklıkları, mercan resiflerinde “beyazlama” olaylarını tetikleyerek yüzde 44’lük risk oranına yol açıyor. Afrika ve Avustralya gibi bölgelerde su kaynaklarının kuruması ise büyük memelilerde toplu ölümlere neden oluyor.

Biyoçeşitlilik kaybının yalnızca doğayı değil, insan yaşamını da doğrudan etkilediği belirtiliyor. Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 15’i geçimini yabani türlerin yasal ticaretinden sağlıyor. Türlerin yok olması, milyonlarca insan için ekonomik risk anlamına geliyor. Ayrıca dünya genelindeki tarım arazilerinin yüzde 23’ünde, biyoçeşitlilik kaybı nedeniyle verim düşüşü yaşandığı ifade ediliyor.

Uluslararası Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği Genel Direktörü Dr. Grethel Aguilar, yok olan her bitki türüyle birlikte gelecekte kansere ya da salgın hastalıklara çare olabilecek moleküllerin de kaybedildiğine dikkat çekerek, doğayı korumanın artık bir tercih değil, insanlık için bir hayatta kalma stratejisi olduğunu vurguluyor.

Kuruluş, Kırmızı Liste kapsamında bugüne kadar 172 bin 600 türü incelerken, 2030 yılına kadar en az 260 bin türün değerlendirilmesini hedefliyor. Ayrıca yasa dışı yaban hayatı ticaretinin yüzde 60’ının dijital platformlara kaydığı belirtilerek, yapay zeka ve uydu teknolojileri destekli siber koruma önlemlerinin artırılması gerektiği çağrısı yapılıyor.

Uzmanlara göre ekosistem dengesinin korunması, yalnızca belirli türlerin değil, tüm insanlığın geleceği açısından kritik öneme sahip. Biyoçeşitliliğin kaybı, küresel ölçekte geri dönüşü zor sonuçlar doğurabilecek bir sürecin habercisi olarak değerlendiriliyor.

Karaköse Haber - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!
AA

Bakmadan Geçme