Dünya öfkeli değil: Asıl sorun kaygı ve üzüntü

Psikoloji uzmanları, öfkenin sanıldığı gibi zararlı değil, doğru ifade edildiğinde bireyi harekete geçiren önemli bir duygu olduğunu belirtiyor.

WhatsApp

AĞRI KARAKÖSE HABER WhatsApp Kanalını Takip Et

En güncel haberler için bizi WhatsApp kanalımızdan takip edin!

WhatsApp TAKİP ET

Haberin Özeti

  • Prof. Dr. Murat Kurt, öfkenin zararlı değil, doğru ifade edildiğinde bireyi güçlendiren temel bir duygu olduğunu, asıl sorunun kaygı ve üzüntü olduğunu belirtti.
  • 113 ülkede 1,5 milyondan fazla kişiyle yapılan analizler, insanların "öfkeli" değil, daha çok "kaygılı ve üzgün" olduğunu ortaya koyuyor.
  • Öfke, doğru kullanıldığında motive edici bir güç olabilirken, kontrolsüz davranışa dönüştüğünde saldırganlığa yol açarak tehlikeli hale gelir.

Günümüzde artan “sürekli mutlu olma” baskısı, insanların doğal duygularını bastırmasına neden olurken, uzmanlar bu yaklaşımın psikolojik açıdan ciddi riskler barındırdığına dikkat çekiyor. Acıbadem Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Kurt, öfkenin sanılanın aksine zararlı değil, doğru yönetildiğinde bireyi güçlendiren temel bir duygu olduğunu vurguladı.

“Sorun öfke değil, nasıl ifade edildiği”

Prof. Dr. Murat Kurt, dünya genelinde yapılan geniş çaplı araştırmalara işaret ederek, insanların düşündüğünün aksine daha “öfkeli” değil, daha çok “kaygılı ve üzgün” hale geldiğini belirtti. 113 ülkede 1,5 milyondan fazla kişiyle yapılan analizlerin, son yıllarda duygusal sıkıntının belirgin şekilde arttığını ortaya koyduğunu ifade eden Kurt, öfke seviyelerinde ise anlamlı bir artış olmadığını söyledi.

Kurt, “Öfke insani ve evrensel bir duygudur. Bastırılması değil, sağlıklı bir şekilde ifade edilmesi gerekir. Asıl sorun öfkenin varlığı değil, nasıl ifade edildiğidir” dedi.

Öfke, doğru kullanıldığında motive edici bir güç

Psikoloji literatüründe öfkenin; mutluluk, korku ve üzüntü gibi temel duygular arasında yer aldığını hatırlatan Kurt, bu duygunun evrimsel olarak bireyi harekete geçiren bir mekanizma olduğunu ifade etti.

Heather Lench ve ekibinin yaptığı çalışmalara da değinen Kurt, özellikle zorlayıcı görevlerde öfkenin performansı artırabildiğini söyledi. Ancak bu durumun kontrol edilmediğinde etik sınırların ihlal edilmesine de yol açabileceği uyarısında bulundu.

Beyindeki denge mekanizması: amigdala ve prefrontal korteks

Öfkenin sadece ani bir patlama değil, beyindeki karmaşık bir denge mekanizmasının sonucu olduğunu belirten Kurt, şu bilgileri paylaştı:

  • Beyindeki amigdala, tehdit ve engel algısında duygusal tepkiyi başlatıyor.
  • Prefrontal korteks ise bu tepkiyi kontrol ederek davranışları düzenliyor.
  • Alkol ve madde kullanımı bu dengeyi bozarak kontrolsüz tepkilere yol açabiliyor.

Bu nedenle özellikle stresli dönemlerde bireylerin kendini kontrol etme becerilerinin zayıflayabildiğine dikkat çekildi.

Öfke ne zaman tehlikeli hale gelir?

Uzmanlara göre öfke; haksızlığa uğrama, hedeflerin engellenmesi, stres, uykusuzluk ve sosyal dışlanma gibi durumlarda ortaya çıkıyor. Ancak bu duygu doğru yönetilmediğinde saldırganlığa dönüşebiliyor.

Prof. Dr. Murat Kurt, “Öfke bir duygudur, saldırganlık ise bu duygunun kontrolsüz davranışa dönüşmüş halidir. Esas risk burada başlar” diyerek şu uyarıyı yaptı:

  • Bastırılan öfke zamanla kronikleşebilir
  • Psikosomatik hastalıklara yol açabilir
  • Depresyon ve içe kapanma gibi sorunları tetikleyebilir

“Aslında daha kaygılı bir dünyada yaşıyoruz”

Davranış bilimciler Michael Daly ve Lucia Macchia tarafından yapılan küresel analizler de dikkat çekici sonuçlar ortaya koyuyor. 2009-2021 yılları arasında:

  • Duygusal sıkıntı oranı %25’ten %31’e yükseldi
  • Öfke düzeyinde ise yalnızca %1,6’lık değişim görüldü

Kurt, bu tabloyu “Ekonomik güvensizlik ve toplumsal istikrarsızlık, insanların biyolojisini doğrudan etkiliyor” sözleriyle değerlendirdi.

Öfke yönetimi mümkün: işte uzman önerileri

Prof. Dr. Murat Kurt, öfke kontrolünün öğrenilebilir bir beceri olduğunun altını çizerek şu adımları sıraladı:

  • Farkındalık: “Şu an öfkeliyim” diyebilmek
  • Düşünceyi sorgulama: Tepkiye neden olan düşünceleri analiz etmek
  • Tetikleyicileri tanıma: Öfkeye neden olan durumları önceden bilmek
  • Tepkiyi erteleme: Anlık reaksiyon yerine kısa bir bekleme süresi koymak
  • Alternatif davranış geliştirme: Daha sağlıklı tepki yolları oluşturmak

Kurt, “Birkaç saniyelik gecikme bile büyük fark yaratır” diyerek dürtü kontrolünün önemine dikkat çekti.

Öfkenin kontrol edilemediği durumlarda profesyonel destek alınması gerektiğini belirten Kurt, psikolojik danışmanlık süreçlerinin bireyin hem düşünce yapısını hem de davranışlarını yeniden düzenlemesine yardımcı olduğunu ifade etti.

Dünya öfkeli değil: Asıl sorun kaygı ve üzüntü

“Aile içinde iletişimin açık olduğu, bireylerin kendini ifade edebildiği ve karşılıklı saygının bulunduğu ortamlarda öfke sağlıklı şekilde ortaya konabilir. Bu da hem bireysel hem toplumsal gelişime katkı sağlar” diyen Kurt, öfkenin doğru yönetildiğinde bir “yıkım” değil, bir “gelişim aracı” olabileceğini sözlerine ekledi.

Karaköse Haber - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!