• Haberler
  • Sağlık
  • Diş ağrısının nedeni sandığınız diş olmayabilir! Röntgen gerçeği ortaya çıkarıyor

Diş ağrısının nedeni sandığınız diş olmayabilir! Röntgen gerçeği ortaya çıkarıyor

Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Dr. Öğr. Üyesi Baki Meşe, diş ağrısının komşu dişlerden, kistlerden veya çenedeki farklı sorunlardan kaynaklanabileceğini belirterek doğru görüntüleme yönteminin önemini anlattı.

WhatsApp

AĞRI KARAKÖSE HABER WhatsApp Kanalını Takip Et

En güncel haberler için bizi WhatsApp kanalımızdan takip edin!

WhatsApp TAKİP ET

Haberin Özeti

  • • Üsküdar Üniversitesi'nden Dr. Öğr. Üyesi Baki Meşe, diş ağrısının hissedilen dişten ziyade komşu dişler, kistler veya çene sorunlarından kaynaklanabileceğini belirtti.
  • • Ağrının gerçek nedenini bulmak için panoramik röntgen gibi görüntüleme yöntemleriyle tüm çene ve çevredeki anatomik yapılar incelenmelidir.
  • • İki boyutlu görüntülerin yetersiz kaldığı durumlarda, üç boyutlu tomografi ile diş ve kemiklerin gerçek boyutu detaylıca değerlendirilerek doğru ölçüm yapılabiliyor.

Diş ağrısı yaşayan kişiler, çoğu zaman sorunun ağrıyı hissettikleri dişten kaynaklandığını düşünüyor. Ancak ağrının kaynağı her zaman aynı bölgede bulunmayabiliyor. Komşu dişlerdeki problemler, çene kemiğindeki oluşumlar ve çevre dokularda gelişen bazı hastalıklar da diş ağrısına benzer şikâyetlere neden olabiliyor.

Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Dr. Öğr. Üyesi Baki Meşe, diş hekimliğinde kullanılan görüntüleme yöntemlerinin yalnızca çürüklerin belirlenmesinde değil, ağrının gerçek nedeninin araştırılmasında da kullanıldığını belirtti.

Meşe, bazı durumlarda ağız içi muayenenin tek başına yeterli olmayabileceğini, hastanın şikâyetine göre panoramik röntgen veya üç boyutlu tomografiden yararlanılabileceğini ifade etti.

Diş ağrısının kaynağı başka bir bölgede olabilir

Diş ağrısının her zaman ağrının hissedildiği dişten kaynaklanmadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Baki Meşe, komşu dişlerin ve çevredeki anatomik yapıların da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Meşe, “Komşu dişler, çevredeki anatomik yapılar, kist veya tümör de ağrıya neden olabilir. Bu sebeple tüm çene görüntülenerek hem dişler hem çene tek görüntüde incelenebilir.” dedi.

Panoramik röntgen sayesinde alt ve üst çene, dişler ve çevredeki bazı yapılar tek görüntü üzerinden değerlendirilebiliyor. Bu yöntem, ağrıya neden olabilecek sorunların araştırılmasının yanı sıra hastanın henüz fark etmediği farklı bölgelerdeki bulguların incelenmesinde de kullanılabiliyor.

Üç boyutlu tomografi ne zaman gerekli?

Diş hekimliğinde kullanılan iki boyutlu röntgenler ile üç boyutlu tomografi arasında önemli farklılıklar bulunuyor.

İki boyutlu görüntülerde dişler ve çene yapıları tek düzlem üzerinde görüldüğü için bazı anatomik yapıların birbirleriyle ilişkisini değerlendirmek güçleşebiliyor. Görüntülerde boyutsal farklılıklar da oluşabiliyor.

Dr. Öğr. Üyesi Baki Meşe, üç boyutlu tomografinin özellikle ayrıntılı ölçüm ve anatomik değerlendirme gereken durumlarda kullanıldığını belirterek şu bilgileri verdi:

“Normal iki boyutlu görüntülerde dişler ve çeneler tek bir görüntü üzerinde görülebilir. Bu nedenle boyutlarda değişkenlik olabiliyor. Ayrıca bu tek görüntü üzerinden anatomik yapılarla dişlerin ilişkisi her zaman sağlıklı bir şekilde değerlendirilemeyebiliyor. Ancak tomografide üç boyutlu görüntü elde edildiği için dişlerin gerçek boyutu, kemiklerin gerçek boyutu, çevre anatomik yapılarla olan ilişkiler sağlıklı bir şekilde değerlendirilip ölçüm yapılabiliyor.”

Meşe, üç boyutlu tomografinin her hastada rutin olarak kullanılmadığını, yalnızca gerekli görülen durumlarda tercih edildiğini vurguladı.

Diş aralarındaki çürükler nasıl tespit ediliyor?

Dişlerin birbirine temas ettiği yüzeylerde oluşan çürükler, ağız içi muayenede her zaman kolaylıkla fark edilemeyebiliyor. Özellikle dişlerin ara yüzeylerinde gelişen çürüklerin yerini ve derinliğini belirlemek için görüntüleme gerekebiliyor.

Dr. Öğr. Üyesi Baki Meşe, bu tür çürüklerin değerlendirilmesinde Bitewing adı verilen röntgen yönteminden yararlanıldığını belirtti.

Meşe, “Bu röntgenle beraber arayüz çürüklerinin hem konumu hem derinliği net bir şekilde anlaşılabiliyor.” ifadelerini kullandı.

Bitewing görüntüleme, dişlerin birbirine bakan yüzeylerinin incelenmesine yardımcı oluyor. Böylece muayenede belirlenmesi güç olan çürükler hakkında daha ayrıntılı bilgi edinilebiliyor.

20'lik diş çekiminde tomografi şart mı?

Yirmilik dişlerin çekimi öncesinde üç boyutlu tomografi gerekip gerekmediği, dişin çene içindeki konumuna ve çevresindeki anatomik yapılarla ilişkisine göre belirleniyor.

Dr. Öğr. Üyesi Baki Meşe, gömülü olmayan yirmilik dişlerde çoğunlukla tomografiye ihtiyaç duyulmadığını ifade etti.

Gömülü dişlerde ise durum farklılaşabiliyor. Özellikle diş köklerinin çevredeki sinir ve diğer anatomik yapılara yakın olması, çekim sırasında oluşabilecek risklerin daha ayrıntılı değerlendirilmesini gerektirebiliyor.

Meşe, “Ancak gömülü 20 yaş dişleri çevredeki anatomik yapılarla ilişkide olabiliyor ve o dişin çekimi çevredeki anatomik yapıları risk altında bırakabiliyor. Bu nedenle eğer böyle bir risk mevcutsa üç boyutlu tomografi alınarak çevre anatomik yapılarla ilişkisinin değerlendirilip çekimin ona göre planlanması gerekiyor.” dedi.

Bu nedenle her yirmilik diş çekimi öncesinde tomografi istenmesi yerine, hastanın muayene bulgularına ve cerrahi risklerine göre karar verilmesi gerekiyor.

Röntgen sırasında bulantı yaşayan hastalar ne yapmalı?

Ağız içine yerleştirilen film veya sensörler, bazı hastalarda bulantı refleksini tetikleyebiliyor. Bu durum, özellikle ağız içi görüntüleme sırasında işlemin tamamlanmasını zorlaştırabiliyor.

Dr. Öğr. Üyesi Baki Meşe, bulantı refleksi bulunan hastalarda daha küçük film veya sensör kullanılmasının, görüntünün hızlı alınmasının ve uygun pozisyonlandırmanın yardımcı olabileceğini belirtti.

Burundan nefes almak da bazı hastaların işlemi daha rahat tamamlamasına katkı sağlayabiliyor.

Meşe, ağız içi röntgenin uygulanamadığı durumlarda farklı görüntüleme yöntemlerinin kullanılabileceğini, yöntemin hastanın ihtiyacına göre belirlenmesi gerektiğini ifade etti.

Yapay zekâ diş röntgenlerini de analiz ediyor

Yapay zekâ destekli görüntü analiz sistemleri, diş hekimliğinde de kullanılmaya başlanıyor. Bu sistemler, röntgen görüntülerinde çürük, kemik kaybı ve bazı patolojik bulguların belirlenmesine yardımcı olabiliyor.

Diş ağrısının nedeni sandığınız diş olmayabilir! Röntgen gerçeği ortaya çıkarıyor

Dr. Öğr. Üyesi Baki Meşe, yapay zekâ uygulamalarının özellikle ağız, diş ve çene radyolojisinde gelişmeye devam ettiğini belirterek şu açıklamayı yaptı:

“Yapay zekâ destekli sistemler gün geçtikçe her alanda gelişiyor. Bu alanlardan biri de diş hekimliği. Özellikle radyoloji alanında röntgen üzerinde analiz yapma giderek hızla yaygınlaşıyor. Bu alanda kullanılan programlar röntgen üzerinde çürük tespiti, kemik kaybı ve çeşitli patolojilerin tespitini bulmada yardımcı olabiliyor. Ancak gelişmekte olan bu sistemlerin mutlaka hekim kontrolünde ilerlemesi gerekiyor.”

Meşe, yapay zekâ tarafından yapılan görüntü analizlerinin tek başına kesin tanı olarak kabul edilmemesi gerektiğini, değerlendirme ve tedavi kararlarının hekim kontrolünde yürütülmesinin önem taşıdığını belirtti.

Karaköse Haber - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme