• Haberler
  • Sağlık
  • Çocuklarda konuşma sorunlarının nedeni dil bağı olabilir

Çocuklarda konuşma sorunlarının nedeni dil bağı olabilir

Çocuk Diş Hekimi Dt. Nurgül Demir, dil bağının konuşmaya başlamayı geciktirmediğini ancak dil hareketlerinin belirgin şekilde kısıtlandığı çocuklarda bazı seslerin doğru çıkarılmasını zorlaştırabileceğini belirterek, erken dönemde yapılacak muayenenin önemine dikkat çekti.

WhatsApp

AĞRI KARAKÖSE HABER WhatsApp Kanalını Takip Et

En güncel haberler için bizi WhatsApp kanalımızdan takip edin!

WhatsApp TAKİP ET

Haberin Özeti

  • Dt. Nurgül Demir, dil bağının konuşmayı geciktirmeyip, kısıtlı dil hareketleriyle ‘l, r, t’ gibi seslerin çıkarılmasını zorlaştırabileceğini vurguladı.
  • Dil bağı; emme, yutkunma, diş dizilimi ve çene gelişimi gibi fonksiyonları da etkileyerek kapanış bozukluklarına yol açabilir.
  • Erken teşhis için rutin çocuk diş hekimi muayeneleri önemli olup, dilin dudaklara değmemesi gibi belirtiler tedavi gerektirebilir.

Çocukların dil ve konuşma gelişimi sırasında ortaya çıkan telaffuz sorunlarının altında farklı nedenler bulunabiliyor. Bunlardan biri de doğuştan gelen yapısal farklılıklardan biri olan ve dilin hareketlerini kısıtlayabilen “dil bağı” olarak gösteriliyor.

Çocuk Diş Hekimi Dt. Nurgül Demir, dil bağının normalden kısa olması veya dil hareketlerini sınırlandırmasının bebeklik döneminde emme ve yutkunma fonksiyonlarını, ilerleyen dönemlerde ise bazı seslerin doğru çıkarılmasını etkileyebildiğini söyledi.

Dil bağı konuşmaya başlamayı geciktirmiyor

Dil bağı konusunda ailelerin en fazla merak ettiği konulardan birinin konuşma gecikmesi olduğunu belirten Dt. Nurgül Demir, dil bağının doğrudan konuşmanın başlamasını geciktirmediğine dikkat çekti.

Ancak dil hareketlerinin ciddi şekilde kısıtlandığı durumlarda telaffuz problemleri ortaya çıkabiliyor. Özellikle dil ucunun belirli hareketlerini gerektiren seslerde çocukların zorlanabileceğini belirten Demir, “Çocuklar, özellikle dil ucunun doğru hareketi ile çıkarılabilen ‘l, r, t, d, n, s, ş, z, j’ gibi sesleri çıkartmakta zorlanabilirler veya bu sesleri farklı şekilde çıkarabilirler.” dedi.

Dil bağının etkileri yalnızca telaffuz sorunlarıyla sınırlı kalmayabiliyor. Dt. Nurgül Demir, kısa dil bağı ve dil hareketlerini kısıtlayan yapının, yutkunma sırasında dilin üst damağı yeterince desteklemesini engelleyebileceğini belirtti.

Bu durumun dişlerin dizilimi ve çene gelişimi üzerinde etkili olabileceğini kaydeden Demir, bazı çocuklarda çiğneme fonksiyonunu da etkileyebilecek kapanış bozukluklarının ortaya çıkabileceğine dikkat çekti.

Rutin muayenede fark edilebiliyor

Özellikle henüz konuşmaya başlamayan küçük çocuklarda dil bağı probleminin anne ve babalar tarafından fark edilmesi her zaman kolay olmayabiliyor.

Dt. Nurgül Demir, rutin çocuk diş hekimi muayenelerinin bu açıdan önem taşıdığını belirterek, dil hareketlerindeki kısıtlılığın muayene sırasında tespit edilebileceğini ifade etti.

Bazı durumlarda dil bağının oluşturduğu hareket kısıtlılığı günlük yaşam sırasında da fark edilebiliyor. Çocuğun yutkunurken dilini rahat hareket ettirememesi, bazı sesleri farklı çıkarması veya dilini dışarı doğru uzatmakta güçlük çekmesi dikkat edilmesi gereken belirtiler arasında yer alıyor.

Dt. Nurgül Demir, daha ileri durumlarda görülebilecek belirtileri şöyle anlattı:

“İleri boyutlardaki dil bağı patolojilerinde, dilin dudaklara dahi değdirilememesi, dil bağının tedavi edilmesi gerektiğini gösteren önemli işaretlerdir. Dilini dışarı uzatması istendiğinde, dilin bulunduğu konumda bombeleşmesi ve dil ucunun ‘V’ şeklini alması, daha spesifik bir bulgu olarak karşımıza çıkar.”

Tedavinin zamanı çocuğa göre belirleniyor

Dil bağı tespit edilen her çocukta aynı tedavi yaklaşımı uygulanmıyor. Tedavinin zamanlamasında dil hareketlerinin ne ölçüde kısıtlandığı ve bu durumun çocuğun fonksiyonlarını ne derece etkilediği dikkate alınıyor.

Tedavi gerekli görüldüğünde dil hareketlerini kısıtlayan bağ dokusuna cerrahi müdahale gerçekleştirilebiliyor.

Dt. Nurgül Demir, dil bağı tedavisinde lazer uygulamasının çocuklar açısından sağlayabileceği avantajlara da dikkat çekti.

Demir, “Lazerin uygulandığı bölgede kanama kontrolünü sağlaması, hastanın koltukta geçireceği zamanı klasik cerrahi prosedürlerine göre çok daha kısa tutması, kullanılan malzeme sayısının azlığı, dikiş atılmasına gerek kalmaksızın işlemin tamamlanması ve bölgedeki bakteri üremesini önlemesi, lazerin çocuklarda kullanımında öne çıkan temel avantajlardır.” ifadelerini kullandı.

Tedaviden sonra konuşma terapisi gerekebilir

Dil bağı uzun süre devam eden çocuklarda bazı seslerin yanlış çıkarılması veya akıcı konuşmada yaşanan güçlükler, cerrahi müdahalenin ardından hemen ortadan kalkmayabilir.

Dt. Nurgül Demir, bu çocuklarda ihtiyaç halinde konuşma terapisi veya psikolojik desteğin tedavi sürecine dahil edilebileceğini belirtti.

Dil bağı tedavisinin çocukluğun ilerleyen dönemlerine bırakıldığı bazı vakalarda diş ve çene yapısının da değerlendirilmesi önem kazanıyor.

Çocuklarda konuşma sorunlarının nedeni dil bağı olabilir

Dt. Nurgül Demir, “Dil bağı tedavisi, çocukluğun ilerleyen dönemlerine bırakıldıysa ve çenelerde gelişim, dişlerde dizilim bozuklukları konuşma problemlerine eşlik ediyorsa, mutlaka bir ortodonti uzmanından görüş alınarak ideal tedavi planlanmalıdır.” dedi.

Demir, çocukta dil hareketlerinde belirgin kısıtlılık veya bazı seslerin çıkarılmasında güçlük fark edilmesi durumunda yapılacak muayenenin, sorunun kaynağının belirlenmesi ve gerekli tedavi planının oluşturulması açısından önem taşıdığını ifade etti.

Karaköse Haber - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme