Çocuklarda kalp deliği kendiliğinden kapanır mı?
Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Cansaran Tanıdır, çocuklarda doğuştan görülen kalp deliklerinin bazılarının zamanla kapanabildiğini, ancak büyük açıklıklarda tedavi gerekebileceğini belirtti.
Haberin Özeti
- • Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Cansaran Tanıdır, çocuklarda doğuştan görülen küçük kalp deliklerinin büyüme sürecinde kendiliğinden kapanabildiğini belirtti.
- • ASD ve VSD olarak adlandırılan kalp deliklerinin kapanma ihtimali, açıklığın büyüklüğüne ve bulunduğu bölgeye göre değişirken bazı hastalarda ameliyat veya girişimsel tedavi gerekebiliyor.
- • Tanıdır, kalp sağlığının korunması ve olası sorunların erken belirlenmesi için çocukların düzenli ekokardiyografi kontrollerinin aksatılmaması gerektiğini vurguladı.
Çocuklarda doğumsal kalp hastalıkları arasında sık karşılaşılan kalp delikleri, tanı konulmasının ardından ailelerde endişeye yol açabiliyor. Kalbin odacıklarını birbirinden ayıran duvarlarda bulunan açıklıklar, büyüklüklerine ve yerleşimlerine göre farklı sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Bazı çocuklarda bu açıklıklar herhangi bir müdahaleye gerek kalmadan kapanırken, bazılarında düzenli takip veya tedavi gerekiyor.
Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Cansaran Tanıdır, kalp deliği bulunan her çocuğun aynı tedavi sürecinden geçmediğini belirterek, açıklığın türünün, büyüklüğünün ve kalbin çalışma düzenine etkisinin değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Çocuklarda en sık karşılaşılan doğumsal kalp delikleri arasında atriyal septal defekt (ASD) ve ventriküler septal defekt (VSD) bulunuyor. ASD, kalbin üst iki odacığı arasındaki duvarda açıklık olması anlamına gelirken VSD, alt iki odacığı ayıran duvardaki açıklığı tanımlıyor.
Her iki hastalıkta da kendiliğinden kapanma ihtimali bulunabilse de bu olasılık deliğin bulunduğu bölgeye ve yapısına göre değişiyor.
Hangi kalp delikleri kendiliğinden kapanabiliyor?
Prof. Dr. İbrahim Cansaran Tanıdır, özellikle küçük kalp deliklerinde kendiliğinden kapanma ihtimalinin bulunduğunu belirtti.
ASD olarak adlandırılan açıklıkların en sık görülen türü olan sekundum tip ASD, küçük boyutlarda olduğunda erken çocukluk döneminde kapanabiliyor. Ancak açıklık büyüdükçe kendiliğinden kapanma ihtimali azalıyor.
Kalbin üst odacıkları arasında bulunan primum ve sinüs venozus tip ASD'lerde ise kendiliğinden kapanma beklenmiyor. Bu tür açıklıklar için çoğunlukla cerrahi tedavi değerlendirmesi gerekiyor.
Kalbin alt odacıkları arasında bulunan VSD'lerde de benzer şekilde deliğin büyüklüğü ve yerleşimi belirleyici oluyor.
Kas dokusu içerisinde yer alan küçük VSD'ler, çocuğun büyüme sürecinde tamamen kapanabiliyor. Perimembranöz olarak adlandırılan bölgede bulunan bazı küçük açıklıklarda da zaman içerisinde kapanma görülebiliyor.
Büyük VSD'lerde ise kendiliğinden kapanma ihtimali daha düşük oluyor. Özellikle akciğerlere normalden fazla kan gitmesine yol açan açıklıklarda tedavinin gecikmesi, kalp ve akciğer dolaşımını olumsuz etkileyebiliyor.
Kalp deliği kapanmazsa ne olur?
Kalbinde delik bulunan her çocukta ciddi bir sağlık sorunu gelişmiyor. Küçük açıklıklar, kalbin çalışma düzenini belirgin biçimde etkilemediğinde yalnızca düzenli kontrollerle takip edilebiliyor.
Buna karşılık büyük kalp delikleri, kalbin normalden fazla çalışmasına neden olabiliyor. Kalp odacıklarında genişleme, akciğerlere giden kan miktarında artış ve zaman içerisinde kalp yetersizliği gibi sorunlar ortaya çıkabiliyor.
Prof. Dr. İbrahim Cansaran Tanıdır, tedavi kararında yalnızca deliğin çapının değil, kalp odacıklarının durumu ve akciğer damar basıncının da dikkate alınması gerektiğini belirtti.
Açıklığın kalp dolaşımını ne ölçüde etkilediği, çocuğun yaşı ve klinik belirtileriyle birlikte değerlendiriliyor. Bazı çocuklarda takip yeterli olurken, belirli hastalarda girişimsel yöntemlerle veya ameliyatla deliğin kapatılması gerekebiliyor.
Bu nedenle ailelerin, küçük bir kalp deliğinin mutlaka kapanacağını ya da kapanmayan her açıklığın ameliyat gerektireceğini düşünmemesi gerekiyor.
Düzenli kontroller tedavi kararını belirliyor
Kalp deliği tanısı konulan çocukların takibinde ekokardiyografi önemli bir yer tutuyor. Kalbin ultrason yöntemiyle incelenmesini sağlayan bu tetkikle açıklığın büyüklüğü, bulunduğu bölge ve kalp dolaşımına etkileri değerlendirilebiliyor.
Kontroller sırasında deliğin küçülüp küçülmediği, kalp odacıklarında genişleme olup olmadığı ve akciğer dolaşımında herhangi bir sorun gelişip gelişmediği inceleniyor.
Prof. Dr. İbrahim Cansaran Tanıdır, doğumsal kalp deliklerinde takip süresinin ve tedavi ihtiyacının çocuğun durumuna göre belirlendiğini ifade etti.
Küçük açıklıkların zaman içerisinde kapanabilmesi nedeniyle bazı çocuklarda belirli aralıklarla kontrol yapılması yeterli olabiliyor. Ancak kalbin çalışmasını etkileyen büyük açıklıklarda müdahalenin uygun zamanda gerçekleştirilmesi gerekiyor.
Kalp deliği tanısı alan çocukların ailelerinin, kontrol randevularını aksatmaması ve tedavi sürecini çocuk kardiyolojisi hekimiyle birlikte yürütmesi önem taşıyor. Erken değerlendirme ve düzenli takip, müdahale gerektiren durumların zamanında belirlenmesini sağlıyor.
Bakmadan Geçme
