• Haberler
  • Ekonomi
  • ABD tahvil faizlerindeki düşüş Türkiye'yi nasıl etkiliyor?

ABD tahvil faizlerindeki düşüş Türkiye'yi nasıl etkiliyor?

ABD'de enflasyonun yavaşlaması ve Fed'den faiz indirimi beklentilerinin güçlenmesiyle 10 yıllık tahvil faizleri geriledi.

WhatsApp

AĞRI KARAKÖSE HABER WhatsApp Kanalını Takip Et

En güncel haberler için bizi WhatsApp kanalımızdan takip edin!

WhatsApp TAKİP ET

Küresel piyasalarda para politikalarına ilişkin belirsizlikler ve jeopolitik riskler tahvil piyasalarına talebi artırırken, ABD 10 yıllık tahvil faizlerindeki düşüş dikkat çekiyor. Son makroekonomik verilerin ABD’de enflasyonun ivme kaybettiğine ve iş gücü piyasasının soğumaya başladığına işaret etmesi, Fed’in faiz indirimlerine daha erken ve daha güçlü başlayabileceği beklentisini güçlendirdi.

Piyasa fiyatlamalarında Fed’in ilk faiz indirimini haziran ayında yapabileceği yönündeki öngörüler korunurken, yıl genelinde toplam üç faiz indirimi ihtimali öne çıktı. Bu beklentilerle birlikte ABD 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,02 seviyesine kadar gerileyerek son aylardaki en düşük düzeyini test etti, ardından yüzde 4,09 civarında dengelendi.

Küresel finans sistemi açısından temel referans kabul edilen ABD 10 yıllık tahvil faizindeki düşüş, gelişmekte olan ülkeler için finansal koşulların görece gevşeyebileceğine işaret ediyor. Türkiye gibi ekonomilerde dış borçlanma maliyetleri büyük ölçüde ABD 10 yıllık tahvil faizi ile ülke risk priminin (CDS) toplamı üzerinden şekilleniyor. Bu nedenle ABD tahvil faizlerindeki geri çekilme, Türkiye’nin uzun vadeli dolar cinsi borçlanma maliyetlerini aşağı yönlü etkiliyor.

Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS) de son aylarda düşüş eğiliminde hareket ediyor. Nisan 2025’ten bu yana gerileyen CDS, ocak ayı başında 202,7 baz puana kadar indi. Bölgedeki jeopolitik gelişmelerle geçici yükselişler görülse de, ekonomi politikalarına duyulan güven çerçevesinde bu artışlar sınırlı kaldı.

Yabancı yatırımcıların son haftalarda hem tahvil hem de hisse senedi piyasasında net alıcı konumunda olması da dikkat çekiyor. Özellikle devlet iç borçlanma senetlerine (DİBS) yönelik güçlü talep, Türkiye’ye yönelik risk algısının iyileştiğine işaret ediyor. Son altı haftada yurt dışı yerleşiklerin DİBS alımları milyarlarca dolara ulaştı.

Uzmanlara göre ABD tahvil faizlerindeki gerilemenin iki temel nedeni bulunuyor. Bursa Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Filiz Eryılmaz, güvenli liman talebinin yeniden ABD 10 yıllık tahvillerine yönelmesinin bu düşüşte etkili olduğunu belirtiyor. Özellikle küresel belirsizlik dönemlerinde yatırımcıların tekrar ABD tahvillerine yönelmesi faizleri aşağı çekiyor.

Eryılmaz ayrıca, ABD’de açıklanan enflasyon verilerinin beklentilerin altında kalmasının da tahvil faizlerinde 8-10 baz puanlık düşüşe yol açtığını ifade ediyor. ABD tahvil faizlerindeki gerilemenin doların seyrini de etkilediğini vurgulayan Eryılmaz, bunun gelişmekte olan ülkelerin risk primini azaltıcı yönde katkı sağladığını belirtiyor.

Pariterium Danışmanlık Kurucusu İsmet Demirkol ise tahvil faizlerindeki düşüşte Fed’in 2026 yılında üç faiz indirimine gidebileceği beklentisinin belirleyici olduğunu dile getiriyor. Düşük gelen enflasyon verisi ve dolardaki zayıflamanın da bu süreci desteklediğini aktaran Demirkol, ABD 10 yıllık tahvil faizlerindeki düşüş ile Türkiye’nin gerileyen CDS priminin birleşmesinin uzun vadeli dolar borçlanma maliyetlerini aşağı çektiğini kaydediyor.

Uzmanlara göre Fed’in faiz indirimlerine yönelik güçlü fiyatlamalar devam ettiği sürece Türkiye’ye yönelik yabancı sermaye akımlarının artması ve özellikle tahvil piyasasında hareketliliğin sürmesi bekleniyor. Bu tablo, hem borçlanma maliyetleri hem de likiditeye erişim açısından Türkiye için olumlu bir zemin oluşturuyor.

Karaköse Haber - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!
AA

Bakmadan Geçme