Yüzyıllık taşlar arasında psikolojik iyileşme

Uzman Psikolog Kerime Begüm Özkaya, tarihi yapıların akustik özelliklerinin insan psikolojisi üzerinde güçlü etkiler oluşturduğunu belirterek, Divriği Ulu Camii'nin ses, huzur ve mimarisiyle iyileştirici bir rol üstlendiğini ifade etti.

Sivas’ta görev yapan Medicana Sivas Hastanesi Uzman Psikoloğu Kerime Begüm Özkaya, geçmişten günümüze sesin ve mekânın insan ruhu üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Özkaya, modern tedavi yöntemlerinin yaygınlaşmasından önce insanların ilaçlar yerine tarihi mekânlarda şifa aradığını, bu yapılardaki akustik düzenin ruhsal iyileşmeyi desteklediğini söyledi.

Sesin, insanın duygusal dünyasını ve güven algısını doğrudan etkilediğini belirten Özkaya, bir ortamda hissedilen huzur ya da gerginliğin çoğu zaman sesin kendisinden çok, mekân içinde nasıl yankılandığıyla ilgili olduğunu ifade etti. Yüksek tavanlar, taş duvarlar ve kubbelerin oluşturduğu akustik yapının, zaman algısını yavaşlattığını ve zihinsel sakinleşmeyi artırdığını vurguladı.

Anadolu’da yüzyıllar boyunca ses ve akustiğin tedavi amacıyla kullanıldığı yapılara rastlandığını dile getiren Özkaya, bu yapıların en çarpıcı örneklerinden birinin Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası olduğunu belirtti. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan ve Selçuklu döneminde hem ibadet hem de şifa merkezi olarak inşa edilen yapının, mimarisi kadar akustik özellikleriyle de dikkat çektiğini söyledi.

Divriği Ulu Camii’nde sesin mekân içinde dengeli biçimde yayılmasının kişide güven ve huzur duygusunu güçlendirdiğini ifade eden Özkaya, taş duvarlar ve kubbelerin oluşturduğu akustik ortamın bireyin kendini çevrelenmiş ve korunmuş hissetmesine katkı sağladığını aktardı. Bu hissin sinir sistemini yavaşlatarak kalp atışını dengeleyebileceğini, zihinsel durulmayı desteklediğini dile getirdi.

Tarihi yapılarda duyulan ezan sesi, ayak sesleri ve hafif yankıların geçmişle temas hissi uyandırdığını belirten Özkaya, bunun aidiyet duygusunu güçlendirdiğini söyledi. Sesin yalnızca bir iletişim aracı olmadığını vurgulayan Özkaya, “Ses tonu kelimelerden önce duyguyu iletir. Yumuşak ve ritmik sesler rahatlatır, ani ve sert sesler ise kaygıyı tetikler. Bu nedenle bazı tarihi mekânlar insanlar tarafından doğal bir iyileşme alanı olarak algılanır. Akustik, mekânın görünmeyen dilidir” ifadelerini kullandı.

Karaköse Haber - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme