Raif Medetoğlu

Kar altında et kuyruğu

Raif Medetoğlu

Bu Bir Yoksulluk Fotoğrafıdır

Ramazan’a günler kala Ağrı’da ortaya çıkan manzara bir “alışveriş yoğunluğu” değil, apaçık bir yoksulluk belgesidir.

Sabahın 06.00’sında, henüz hava aydınlanmadan başlayan kuyruk; yağmurla, soğukla ve çaresizlikle birlikte uzadıkça uzuyor.

Mekân belli ;Et ve Süt Kurumu önü. 

Sahne tanıdık. 

Acı olan ise artık kimseyi şaşırtmaması.
Uygun fiyata alınacak bir kilo et…

Bir ailenin sofrasına girecek belki tek hayvansal protein. 
Bunun için saatlerce beklemek, ıslanmak, üşümek ve sonunda “stok bitti” ihtimaliyle yüzleşmek… 
İşte yeni normalimiz bu.

Burada bekleyen insanlar lüks tüketimin peşinde değil. 
Kimse “en iyi eti” aramıyor. 
Aranan şey son derece temel ihtiyaç olan eve et götürebilmek. 
Ve vatandaş bunu artık açıkça söylüyor;
“Bu çileyi çekmezsen, bu soğukta beklemezsen eve et girmez.”

Bu cümle bir şikâyet değil; 
bir tespit, hatta bir iddiadır...

Ancak mesele yalnızca fiyat ya da stok değildir. Asıl sorun, tek noktaya mahkûm edilmiş bir dağıtım anlayışıdır.

Bir şehirde on binlerce insan, Ramazan öncesi aynı kapının önüne yığılıyorsa burada plansızlık vardır. 
Kuyruk kader değildir; 
yönetim tercihinin sonucudur.

Çözüm zor değil, yeter ki niyet olsun.
Ağrı gibi coğrafyası geniş bir şehirde, Et ve Süt Kurumu’nun tek merkezle hizmet vermesi kuyruk üretir. 
Oysa alternatif mağaza/şube noktaları açılarak, hatta geçici Ramazan satış noktaları oluşturularak,bu yoğunluk rahatlıkla dağıtılabilir. 
İlçelerde, nüfus yoğunluğu olan semtlerde veya belediyelerle iş birliği içinde kurulacak ek satış noktaları hem insan onurunu korur, hem de yağmur altında bekleyen kuyrukları tarihe gömer.

Bugün yapılmayan her planlama, yarın çekilen her çilenin sorumluluğudur.
Sosyal devlet, vatandaşını “erken gelen alır” mantığına mahkûm edemez.

Devletin görevi; insanları sıraya sokmak değil, sıraya ihtiyaç bırakmamaktır.

Ramazan; bereketin, paylaşmanın ve adaletin ayıdır.

Ama bugün Ağrı’da Ramazan, yağmur altında bekleyebilenlerin eti alabildiği, bekleyemeyenlerin ise evine eli boş döndüğü bir sınava dönüşmüş durumda.

Bu bir fotoğraf değil.
Bu, memleketin halidir.
Ve artık şu soru yüksek sesle sorulmalıdır:
Alternatif mağazalar açmak mümkünken, vatandaş neden hâlâ soğukta, yağmurda ve kuyrukta bir mağazaya mahkûm edilerek bekletiliyor?

Yazarın Diğer Yazıları