Beyaz başlı serçelerin lideri anlattı:
"Bizim yaşadığımız ülkede ki zamanında krallıktı, halk elbirliğiyle kralı devirdi ve kendi aralarından oy birliğiyle bir lider seçti.
Krallığımızın seçilen lideri, ilk yıllarda halka güzel hizmetler yaptı; çünkü lider ile atadığı yöneticiler, halk ile iç içeydiler.
Sonraki yıllarda; önce lider sarayına çekildi, sonra yöneticiler..."
Gri başlı serçelerin lideri:
"Devrim yapmış bir halk, bu durum karşısında ne yaptı?" diye sordu merakla.
Beyaz başlı serçelerin lideri cevap verdi:
"Halk, devrim yapmak için yine örgütlendi. Ama bu sefer durum farklı oldu: Halk kimin etrafında örgütlendiyse; o sarayda makam buldu, halk yine sahipsiz kaldı..."
Gri başlı serçelerin lideri üzüldü:
"Çok kötü bir durum..." diye hayıflandı.
"Asıl kötülük sonra başladı." dedi, beyaz başlı serçelerin lideri ve devam etti:
"Halk, etrafında örgütleneceği kimseleri bulamayınca, yüksek sesle eleştirmeye başladı. Sesi çok yüksek çıkanlar kendilerini sarayın darağacında buldular..."
Gri başlı serçelerin lideri:
"Adalete ne oldu, yargıçlar ne dedi bu işe?" diye sordu merakla.
Beyaz başlı serçelerin lideri anlattı:
"İdamların hepsi adalete uygun ve yargıçların eliyle oldu zaten. Meğerse lider, yeni kanunlar yapmış: kendisini ve yöneticilerini eleştirmek idamlık suç olmuş..."
Gri başlı serçelerin lideri öfkelendi:
"Bu tanamen ahlaksızlık!" diye bağırırdı.
Beyaz başlı serçelerin lideri, başını salladı:
"Asıl ahlaksızlık sonra başladı. Halktan uzaklaşmış lider ve yöneticiler, ispiyonculuk diye bir meslekle icat ettiler.
Aç sefil kalan halk; haklarını aramak yerine, bir parça kuru ekmek uğruna, birbirini ispiyonlamaya başladılar..."
Gri başlı serçelerin lideri hayıflandı:
"Omuz omuza vererek devrim yapan cesur halk, nasıl olur da karnını doyurmak için ispiyonculuk yapar hale gelir?" diye sordu.
Hayıflanmak sırası beyaz başlı serçelerin liderine geldi:
"İyi bir halkın içinden; kötü lider ve kötü yöneticiler çıkmaz ki! Kaymak neyse süt de oymuş meğer...
Baktık ki ahlak halkı terk etmiş, felaketler yakındır; biz de o diyarı terk etmeye karar verdik..." dedi.
(Orjinal öyküdür, kaynak belirtilmeden alıntı yapılamaz)