Sanırım iki yıldan fazla oldu;
Haftada bir de olsa düzenli olarak yazmak, takip eden değerli okurlarla bir araya gelmek güzeldi.
Yazılarımı olumlu veya olumsuz eleştiren; bilinçli, aydın, fikir üreten hemşehrilerle tanışmak, muhabbetle tartışmak güzeldi.
Hırsıza, arsıza, torpilliye, cahile, elite, adam olmayana karşı durmak;
Hizmet üretenin, dürüst ve ahlaklı olanın, liyakat ve erdem taşıyanın, halkın tarafında bulunmak güzeldi.
Bu memlekette bir şeylerin değişebileceğine, her kim olursa olsun; atanmış ve seçilmişlerin de ceketlerinde düğme bulunduğuna inanmak güzeldi.
Adaletin er ya da geç yerini bulacağını, kirli ellerin temiz yakalara yapışmayacağını, dibine düştüğü gölgenin asla köpeğin gölgesi olmacağını bilmek güzeldi.
İyiliğin, bilginin, cesaretin, helalin, davanın; aydın, ahlaklı, adanmış, yarını şekillendiren omuzlarca taşınacağını düşünmek güzeldi.
Sözün namus olduğunu, kalemin asla satılmayacağını; yazanların ferdi çıkarlarını değil, toplumsal faydayı esas aldıklarını şiar edinmek güzeldi...
Güzeldi ama yanılmışım!
Gerçek bir alemde yazmakla, hayalimdeki ütopyaya kavuşacağıma inanmış, kendimi kandırmışım.
Güzeldi ama yanılmışım!
Okumayanın hiçbir silahla vurulmayacağını, piyon olanı devirmeden şaha ulaşılmayacağını, zayıflar için haklı olmanın da bir suç olduğunu kestirememişim.
Şimdi kendimi resetlemek için ayrılık zamanı...
Güzel ve doğru olandan vazgeçmek için değil, mücadele yöntemini değiştirmek için...
İzninizle...
İnşaallah uzun sürmez bu ayrılık.
Hoşçakalın.