Ağrı’da bu yıl kış sert yüzünü fazlasıyla gösterdi. Belki de uzun yıllardır bu kadar yoğun, bu kadar aralıksız bir kar yağışı yaşanmamıştı. Ancak mesele yalnızca karın yağması değil; asıl mesele yağan karın yerden kalkmaması.
Sabah erken saatlerde sokağa çıktığınızda tablo net: Kaldırımlar çatılardan düşen kar ve buz kütleleriyle dolu. Yollar ise ya açılmamış ya da açılmış gibi görünüp su birikintileri ve buz tabakalarıyla yeniden tehlike üretir halde.
Vatandaş nerede yürüyeceğini şaşırmış durumda. Kaldırıma çıksa başına buz düşme korkusu, yola inse araç çarpma riski.
İki arada bir derede kalmış bir şehir manzarası…
Elbette emeği görmezden gelmek haksızlık olur.
Belediye ekipleri çalışıyor. Gece gündüz sahadalar. Ancak şu soruyu sormak da vatandaşın hakkı: Ekipman mı yetersiz, personel mi az, planlama mı eksik?
Sebebi her neyse, şehir merkezi dahil birçok noktada karla mücadele yetersiz kaldı. Kar yağışı doğaldır; fakat yönetilemeyen kar krize dönüşür.
Bu yıl çatıdan düşen buz ve kar kütleleri nedeniyle çok sayıda yaralanma haberi geçtik.
Her yeni olayda “ucuz atlatıldı” diyoruz. Ama bir gün pahalıya mal olmayacağının garantisi var mı?
Kaldırımlar kullanılamaz haldeyken vatandaşın yola inmesi kaçınılmaz oluyor. Bu da yeni riskleri beraberinde getiriyor.
En çok da çocuklara üzülüyor insan.
Bu karlı günlerde okula gidip gelen çocukları izlemek yüreği burkuyor.
Ayakkabısı su alan, paçaları ıslanmış, elleri soğuktan kızarmış çocuklar…
Isınması ayrı dert, kurutması ayrı dert.
Eve geliyor, ayakkabısını ya sobanın ya kaloriferin kenarına konuyor; sabaha kadar kurumazsa ertesi gün aynı ıslaklıkla yeniden yola düşülüyor.
Bir de işin ekonomik boyutu var.
Memleketin alım gücü ortada. Her aile çocuğuna su geçirmez bot, kalın mont, yedek ayakkabı alamıyor.
Kış, zengini romantik fotoğraflarla mutlu ederken; dar gelirli aile için masraf, hastalık ve endişe demek oluyor.
Belki de şehir merkezinde karı tamamen kaldıramıyorsak, en azından sosyal destek mekanizmalarını güçlendirmeliyiz. Çocuklara su geçirmez çizme desteği, ihtiyaç sahiplerine kışlık yardım, riskli binalara denetim…
Küçük adımlar büyük yaraları önler.
Çünkü mesele yalnızca kar değil. Mesele, karın altında kalan hayatlar.
Ağrı’da kış her yıl olur. Soğuk olur, tipi olur, buz olur.
Ama insan çaresiz kalmamalı. Vatandaş ne kaldırımda yürüyebilmeli ne de yolda risk almak zorunda kalmalı.
Velhasıl…
Kış doğanın gerçeği.
Ama tedbirsizlik kader değildir.